Annemi ağabeyim buldu. Aslında karşıydı anneme, “anne” deyince buz kesiyordu. Benim içinse anne ilginç bir duyguydu, nasıl bir şey bilmezdim. Ağabeyim karakolda çalışıyor, annemin eşinin trafik cezası varmış, soruşturunca bulmuş. Anneme kavuşmak o kadar kolay olmadı. Bizi nasıl karşılayacağını bilmiyorduk. Çocukları, kocası ne diyecekti? Ağabeyim önce gitti, dayanamadım ben de gittim. O yolculuk uzun bir geceydi, düşündüğümde hala duygulanıyorum. Unutamayacağım sahnelerden biri. Gece geç saatte indik. Önce telefonla konuştuk, hiç böyle ağladığımı hatırlamıyorum. Telefondan “kızım” diye bir ses geldi. Kimse bana öyle seslenmemişti. O da inanamamış zaten, bayıldı. Artık görüşüyoruz. Annem 6 çocuk daha doğurmuş, yeni bir hayat kurmuş. Samimiyetine inanıyorum, kızgın değilim. Vardır bir sebebi diyorum. Cahilliğinin kurbanı olmuş. 11 yaşındayken; amcamlar koruyucu aile olarak yuvadan aldılar beni. Onların da üç çocuğu vardı. 5 yıl onlarla kaldım.
Nursel çok genç yaşında evlenmeye karar vermiş. O sırada Lüleburgaz'da babası,babaannesi ve küçük amcasıyla yaşıyormuş. Kendini mutlu hissetmiyormuş. Evlenirse daha güvende olacağını düşünmüş. Eşi 30 yaşındaymış, ikinci lig takımlarından birinde futbol oynuyormuş. Evliliği sadece 5 yıl sürmüş. Nursel genç yaşında anne olmuş bu evlilikten 9 yaşında Bengü adında bir kızı var.
Nursel belki gerçek annesinden çok uzakta büyüdü. Ama onun hayatında da iki önemli anne var. Bir Oya Anne diğeri de Nermin Anne.
"Bir çocuk için sevilmek çok önemlidir" diye anlatıyor Nursel "Ve ben yuvada çok sevilerek büyüdüm. Bir de yuvada Meryem Annem vardır, onun çocuğu olmuyordu, beni her hafta sonunda evine alıyordu. Onların beni sevmeleri, ilgilenmeleri çok şey katmıştır. Oya Anne’nin bütün çocukları sevmesi, bize verdiği emek, belki de bir anne-babadan çok doyurdu bizi. Güler yüzlü, neşelisin. Yaşadıkların seni çok etkilememiş gibi duruyorsun."
Annesiz babasız büyümenin kendisini çelik gibi sağlam yaptığını da ekliyor sözlerine: "İnsanların üzüldüğü şeyler beni çok şaşırtıyor. Ağabeyim mesela benim gibi değil. Küskün. Bazı çocuklar öyle oluyor yuvada."
Ama bu konuda bile umudunu yitirmemiş hiç. Okuyabileceği konusunda da ümitli "Belki kızımla birlikte de okurum" diye konuşuyor.
"İnsanın hayatında, mezara kadar götüreceği gizli sırları vardır ya, orada yaşadıklarım da benimle beraber mezara gidecek sırlardır" diye anlatmaya başlıyor Doğuş.
"Küçücük çocuktum. Bir gece yatağıma işedim. O bakıcı denilen insanlar, yatağımı ıslattığım için kollarımı ustura ile kesmişlerdi. O gün kapının önüne çıktım. Çıktım çünkü birinin gelip, beni evlat edinmesi için dua ettim. Bütün bir gün bekledim, saatlerce dua ettim. Ama ne gelen oldu, ne de giden."