Yeşilçam'ın unutulmaz isimlerinden İhsan Yüce, 62 yıllık hayatına sayısız rol ve eser sığdırdı. 'Kibar Feyzo'daki Hacı Hüso'dan 'Salako'daki Reşit Ağa'ya kadar akıllardan çıkmayan karakterler yaratan Yüce, aslında ekranda gördüğünüzden çok daha fazlasıymış. 10 parmağında 10 marifet saklayan usta oyuncunun hayatında duyanları şaşırtacak sırlar ve yetenekler var. İşte İhsan Yüce'nin bilinmeyen tüm marifetleri!
Yeşilçam, Türk sinemasının birçok usta ismini bünyesinde barındırdı ve onlar sayesinde sayısız filme hayat verdi. Bu isimlerden biri de, 1929 yılında Elazığ'da doğan ve 1991'de aramızdan ayrılan İhsan Yüce'ydi.
Kafkasya Dağıstan göçmeni yedi çocuklu ailenin üç oğlundan biri olan Yüce, çocukluğundan itibaren sanata karşı derin bir ilgiyi içinde taşıyordu.
Genç yaşta özel şirketlerde muhasebecilik yapan Yüce, 1952 yılında İzmir'de Halk ve Çocuk Tiyatrosu'nda sanat yaşamına adım attı. Bir sezonluk ömrü olan Bizim Tiyatro'yu kuran Yüce, 1965-1966 yıllarında Lale Oraloğlu Tiyatrosu'nda, 1968'de ise Ankara Drama Tiyatrosu'nda sahneye çıktı.
'KİBAR FEYZO'YU KALEME ALDI!
Rol aldığı Kibar Feyzo filminin senaryosunu da kaleme alan Yüce, oyunculuğunda her zaman emekçiden yana duruşunu net bir şekilde hissettirdi. Zarafeti ve yüce gönüllülüğü, yayınlamadığı şiirleriyle de kendini gösteriyordu; "Şairlere saygısızlık olur" diyerek bazı eserlerini hiç paylaşmamıştı.
10 PARMAĞINDA 10 MARİFET!
İhsan Yüce'nin kariyerine baktığımızda, oyunculuğun çok ötesinde bir yetenekler yelpazesine sahip olduğu görülüyor. 62 yıllık ömründe 169 film, 59 senaryo ve 10 yönetmenlik çalışmasıyla Türk sinemasına damga vurdu.
ARKEOLOG, RESSAM VE HEYKELTIRAŞ...
Üstelik sadece oyuncu, senarist ve yönetmen değil; aynı zamanda arkeolog, ressam ve heykeltıraş olarak da sanatın farklı dallarında kendini gösterdi.
Kemal Sunal ve Tarık Akan'ın yakın arkadaşı olan Yüce, Menderes Samancılar, Aytaç Arman gibi pek çok usta oyuncuyu da Yeşilçam'a kazandırdı.
1991 yılında evinde geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan İhsan Yüce'nin cenazesinde dostu Can Yücel'in yaşadığı hüzün, onun hayat boyu kurduğu samimi ilişkilerin bir göstergesiydi. Mezarlığa gitmeyen Can Yücel'e soranlara verdiği cevap, Yüce'nin dostluk ve insanlık değerlerine ne kadar bağlı olduğunu bir kez daha gösteriyordu: "İnsan arkadaşını gömer mi yahu!"
İhsan Yüce, geride bıraktığı eserler, çok yönlü yetenekleri ve zarif kişiliğiyle Yeşilçam tarihinin unutulmaz isimlerinden biri olmaya devam ediyor.
MARİFETLERİYLE OYUNCULUĞUN ÖTESİNE GEÇEN BİR DİĞER İSİM: ALİ ŞEN
Yeşilçam denildiğinde akla gelen en karakteristik yüzlerden biri kuşkusuz Ali Şen'dir. 26 Aralık 1918'de Adana'da dünyaya gelen usta oyuncu, aslında sinemaya çok uzak bir meslekten gelmişti.
MEĞER MESLEĞİ BAMBAŞKAYMIŞ!
Geçimini uzun yıllar marangozluk yaparak sağlayan Ali Şen, bu yönüyle izleyicinin her zaman merakını cezbetti.
Başrol oynamasa bile yer aldığı filmlerde öyle güçlü bir etki yaratıyordu ki, izleyici filmi bitirdiğinde çoğu zaman aklında Ali Şen'in canlandırdığı karakter kalıyordu.
Komediden drama, köy filmlerinden şehir hikâyelerine kadar çok geniş bir yelpazede rol aldı. Ancak özellikle "paragöz, çıkarcı, kurnaz" tiplemeleri onun adeta alametifarikası haline geldi.
Sinema tarihine damgasını vuran usta, 300'e yakın filmde rol alarak Türk sinemasının en üretken karakter oyuncularından biri oldu.
Oğlu Şener Şen'in de ilerleyen yıllarda büyük bir aktör haline gelmesi, sinema tarihimizde nesiller arası bir köprü oluşturdu. 15 Aralık 1989'da geçirdiği beyin kanaması sonucu aramızdan ayrılan Ali Şen, Teşvikiye Camii'nden Zincirlikuyu Mezarlığı'na uğurlandı.
YEŞİLÇAM'IN PALA BIYIKLI BİRİCİK BABASI HULUSİ KENTMEN'İN ASIL MESLEĞİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
Yeşilçam denilince akla gelen ilk figürlerden biri şüphesiz Hulusi Kentmen'dir. Tatlı-sert ama her zaman adaletli, şefkatli, babacan… O artık yalnızca bir oyuncu değil, Türk halkının "baba" figürünün ete kemiğe bürünmüş halidir.
Filmlerde öyle bir yer edinmiştir ki, seyirci onu gerçek hayatta da aynı karakterde sanmış, "Hulusi Kentmen gibi babacan" sözü halk arasında kalıplaşmıştır.
1911 yılında Bulgaristan'ın Tırnovo kentinde dünyaya gelen Kentmen, ailesiyle birlikte Türkiye'ye göç ederek çocukluğunu İzmit Körfezi'nde geçirdi. Küçük yaşta tiyatroya ilgi duydu, ama önce askerliği seçti.
Deniz Astsubay Okulu'ndan mezun oldu, denizaltıcı olarak görev yaptı. Tesadüfen izlediği bir tiyatro provasında sahneye çıkmasıyla başlayan sanat yolculuğu, Türk sinema tarihine damga vuracak bir kariyerin ilk adımı oldu.
ASKERLİĞİNİ SÜRDÜRÜRKEN OYUNCULUĞA BAŞLAMIŞ!
Askerlik görevini sürdürürken dahi tiyatrodan kopmayan Kentmen, Halkevleri'nde, Ses Tiyatrosu'nda ve Burhanettin Tepsi Kumpanyası'nda sahne aldı. 1942'de "Sürtük" filmiyle sinemaya adım attı, 1946'da "Senede Bir Gün" ile yükselişi başladı.
O günden sonra Yeşilçam'ın altın yıllarına damga vuracak bir üretkenliğe imza attı: yaklaşık 500 film!