Türkiye'nin en iyi haber sitesi

pandemisi geliyor! Şimdi ruhumuzu onarma vakti

Doktorlar ile mücadele ederken; psikolog, sosyolog, ekonomist ve ilahiyatçılar da bu sürecin ruhumuzda ve toplumumuzda bıraktığı hasarı tespit edip çözüm yolları sunmak için çalışmaya başladı. Hepsinin ortak bir öngörüsü var: Salgın bittiğinde pandemisi başlayacak. Bunu şimdiden önlemeliyiz.

Anksiyete pandemisi geliyor! Şimdi ruhumuzu onarma vakti

Doktorlar ile mücadele ederken; psikolog, sosyolog, ekonomist ve ilahiyatçılar da bu sürecin ruhumuzda ve toplumumuzda bıraktığı hasarı tespit edip çözüm yolları sunmak için çalışmaya başladı. Hepsinin ortak bir öngörüsü var: Salgın bittiğinde pandemisi başlayacak. Bunu şimdiden önlemeliyiz.

Anksiyete pandemisi geliyor! Şimdi ruhumuzu onarma vakti

Dünya yüzyılın travmasını yaşıyor. adeta hepimizi bir bilim kurgu filminin oyuncuları haline getirdi. Hâlâ yaşadıklarımızın gerçek olduğuna inanamıyoruz. Yaşam alanımız sadece evimizin metrekaresi kadar. Ekran başında, uzayıp giden korku dolu bekleyişimizi sonlandıracak habere kulak kesildik. Maske, kolonya, dezenfektan ve eldivenler olmazsa olmazımız. Tüm evi, bardakları, marketten aldığımız eşyaları defalarca yıkayıp havalandırıyoruz. Tenimiz yıkanmaktan aşındı, pencereden içeri giren sineğin bile virüs taşıyabileceğinden endişelenmeye başladık. Hapşırmaktan korkuyor, hapşıran birini duyduğumuzda metrelerce uzağa kaçıyoruz.

Anksiyete pandemisi geliyor! Şimdi ruhumuzu onarma vakti

Yani, yeni hayatımız bu çağdan hiç de beklediğimiz gibi olmadı. Peki, insanlık aniden gelen bir virüsün oluşturduğu bu ruh halinden nasıl çıkacak? Hasarın büyüklüğü ne kadar olacak? Sağlık Bakanlığı, koronavirüsle mücadelenin yanı sıra, sonrası ortaya çıkabilecek psikolojik, toplumsal, ekonomik ve dini problemlerin de olabileceğinin farkına vardı ve bununla mücadele için Toplum Bilimleri Kurulu kurmak için kolları sıvadı. Biz de bu hafta psikiyatrist, ilahiyatçı, gerontolog ve sosyologlarla salgın esnasında ve sonrasında ortaya çıkabilecek sorunları ve çözüm yollarını konuştuk. Hepsinin ortak bir öngörüsü var: Salgın bittiğinde pandemisi başlayacak.

Anksiyete pandemisi geliyor! Şimdi ruhumuzu onarma vakti

PROF. DR. TALİP KÜÇÜKCAN/MARMARA ÜNİVERSİTESİ FEN-EDEBİYAT FAKÜLTESİ/SOSYOLOG, SİYASETÇİ
DİN MANEVİ BİR REÇETEDİR

salgını modern insanı bireyselleşmenin arttığı bir dönemde savunmasız bir halde yakaladı. Bu noktada en gelişmiş ve zengin ülkeler de bile hızla yayılan ve ciddi sayıda ölümlere neden olan bu salgının psikolojik, ruhsal ve manevi etkileri ile nasıl başa çıkacağız? Umutlarını yitirme ile karşı karşıya kalan milyonlarca insan var. Dünyevileşme oranının yükseldiği ülkelerde ne yazık ki söz konusu umutsuzluklarla başa çıkma konusunda manevi kapital de zayıflamakta, özellikle dini inanç ve ibadetlerin zayıfladığı yerlerde manevi ve ruhani başa çıkma mekanizmaları güçlü biçimde devreye girememektedir. Doğal afetler, krizler ve salgınlar döneminde insanların anlam arayışı artma eğilimindedir. Victor Frankl ve benzeri pek çok psikiyatr anlam arayışının başa çıkmayı olumlu etkilediğini belirtmektedir. Amerikalı Harold Koenig, Kenneth Pargament ve David Rosmarin ise yaptıkları araştırmalarda dini inanç, ibadet ve dini sosyalleşmenin ruh sağlığını olumlu yönde etkilediğini, bilhassa psikolojik ve fizyolojik sıkıntılar çeken insanların sağlıklarına kavuşmalarına bu faktörlerin olumlu katkılarda bulunduğunu göstermişlerdir. Koronavirüs salgını da korku ve endişeye neden olmuştur. Ekonomi, istihdam, gelir kaybı, çevreden soyutlanma, yalnız kalma gibi konular da belirsizlik duygusunun oluşmasına yol açmıştır. Buna ilaveten sosyal ilişkiler de kısıtlanmıştır. Yani birey ve toplum olarak olağandışı bir dönemden geçiyoruz. İşte dini inanç, ibadet, dua, tefekkür ve tezekkür bu zor dönemlerde inananların karşılaştıkları sorunlar ile başa çıkmasında çok önemli manevi reçete olarak değerlendirilebilir. Bazı sosyologların iddia ettikleri gibi modernleşme süreci ve ona eşlik eden sekülerleşme dinin ortadan kalkmasına, bireysel ve toplumsal etkilerini yitirmesine yol açmamıştır.

Anksiyete pandemisi geliyor! Şimdi ruhumuzu onarma vakti

İngiliz sosyolog Prof. Dr. Grace Davie'nin de söylediği gibi dinin etkilerinin zayıfladığı Batı Avrupa deneyimi bir "istisnadır" ve dinin sosyolojik etkisi bakımından Avrupa dünya genelini temsil etmez. Çünkü ABD dahil dünyanın geri kalanı hâlâ büyük ölçüde dindar olarak tanımlıyor kendisini. Bu bağlamda ünlü Amerikalı siyaset bilimci Prof. Dr. Charles Murray geçenlerde National Review dergisine verdiği mülakata işaret etmekte yarar var. Prof. Dr. Murray mülakatında, dini değerlerin kaybının Amerikan toplumu üzerinde derin etkileri olacağını düşündüğünü ifade ediyor. Bu görüşler bize dinin modern toplumlarda da bireysel ve toplumsal hayata olumlu katkılar yapabileceğini göstermektedir. Türkiye'de de sosyolojik araştırmalar halkın büyük bir kesiminin inançlı ve Müslüman olduğuna işaret etmektedir. Bu noktada Diyanet İşleri Başkanlığı ve ilahiyat fakülteleri araştırmalar yaparak toplumun manevi ihtiyaç ve beklentilerini ölçmeli ve salgınının etkileri ile başa çıkılmasını kolaylaştırıcı projeleri hayata geçirmelidir. Bu süreçte elbette dini inancı olmayan veya kendisini dini inanç ve değerlerden uzak görenlere manevi başa çıkma pratikleri empoze edilmemelidir.

Anksiyete pandemisi geliyor! Şimdi ruhumuzu onarma vakti

PROF. DR. NEVZAT TARHAN ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİ KURUCU REKTÖRÜ/PSİKİYATRİST
PSİKOLOJİK MÜDAHALE TİMLERİ KURULMALI

Medscape'de geçen hafta yayınlanan bir yazıda ' pandemisi geliyor' dendi. Yani kaygı, korku pandemisi. Bu da aslında problemin büyüdüğünü gösteriyor. İnsanların özgürlükleri kısıtlandı, konforları azaldı, hazları terk etmek durumunda kaldılar. Aynı zamanda yetersizlik, zayıflık, çaresizlik ve kuşatılmışlık duygularının olduğu bir dönem yaşıyorlar. ABD'de yapılan son çalışmada şizofreni, akıl hastalarının bu durumdan çok etkilenmediği görüldü. Ama anksiyete, kaygı, obsesif kompulsif bozukluğu (Takıntı) olanlar daha çok etkileniyor. Bu da ilginç bir sonuç. Bunun neden böyle olduğu araştırıldığında virüsün etkisinin yaygın olduğu, kolay bulaştığı ve daha çözülememiş yönlerinin etkisi olduğu anlaşıldı. Potansiyel etkisinin yüksek ve geleceğe dair bir belirsizliğin olması insanların kaygı düzeyini yükseltiyor ve anksiyete pandemisi gibi bir durumdan söz ediliyor.

Anksiyete pandemisi geliyor! Şimdi ruhumuzu onarma vakti

Toplum bilimleri kurulunun kurulması çok yerinde bir karar. Burada muhakkak insan davranışın nasıl olacağıyla ilgili bir kurul olmalı. Bu kurulun oluşmasıyla öncelikle sağlık çalışanlarına yönelik psikolojik müdahale timleri kurulmalı. Çünkü sağlık çalışanları şu anda tükenmişliği yaşıyorlar. Maskeyi değiştirmeleri gerekiyor ama değiştiremiyorlar. Bulaşma riskinin yüksek olduğu ortamdalar. Fakat enteresandır sağlık çalışanları böyle durumlarda hiç bu durumdan şikâyet etmeyip çok güzel çalışıyorlar. Ama büyük risk altında oldukları için kaygıları yüksek. Sağlık çalışanlarının ne kadar fedakâr olduğunu halkın görmesi böyle durumlarda çok önemlidir. Onlara moral, cesaret verecektir. Burada devletin alacağı en önemli tedbir psikolojik müdahale timlerinin kurulmasıdır. Burada bizim tavsiyemiz bu timlerin üç kademeli kurulmasıdır. Birincisi sağlık çalışanlarını genel ilkelerin belirlenmesi. İkincisi; klinik psikologlar arasında 20 dakikalık online ücretsiz görüşme desteği sunulması. Üçüncüsü; daha ileri vakalarda psikiyatrik destek ve tedavi sağlanması ve bununla ilgili psikoloji müdahale timleri kurulması. Üç gruptan ilk ikisi online olarak yapılabilir ama üçüncü grup daha ileri olduğu için klinik tedavi gerekir. Çin'in COVİD raporunda bunlar yazılı. Yapılmazsa sağlık çalışanları daha çok tükenecek.

SON DAKİKA