Büyükler'deki çöküşün önemli nedenlerinden biri de futbolculara, özellikle de yabancı futbolculara karşı profesyonel disiplin anlayışından uzak kalınması. Şöyle bir göz atalım...
Oktay Derelioğlu- TAKVİM
Fenerbahçe'de Niang, Kazım, Santos, Roberto Carlos, Beşiktaş'ta Guti, Ferrari, geçen sezon Galatasaray' da Jo gibi isimler gerek alkollü yakalanmalarıyla, gerek sahalardan çok gece hayatında boy göstermeleriyle gerekse de kelepçeli partileriyle basının manşetlerini süslediler.
Neden... Çünkü, daha buraya gelmeden önlerine sunulan sözleşmelerle Türkiye'nin kendileri için bir çiftlik olduğunu anlıyorlar. Çok açık söylüyorum, hepsi burayı babasının çiftliği olarak görüyor ve zaten öyle de... Sözleşmelere belki onların bile akıllarına gelemeyecek maddeler koyan yönetimlerin bu isimleri bir tek kulübün tapusunu vermediği kalıyor. Avrupa'da dikkatli inceleyin neredeyse hiçbir oyuncu peşin paraya oynamıyor.
Yıldız dediğiniz bütün isimler maç başı parayla sözleşmeleri imzalıyor.
Türkiye'ye gelenler ise oturdukları yerden bile paralarını tıkır tıkır alacaklarını biliyor. Örneğin Holosko... Sakatlandı diye sözleşmesi dondurulacak.
Ancak, Slovak oyuncunun sözleşmesi dondurulsa da yattığı yerden parasını alacağına adım gibi eminim.
ŞAMPİYON GİBİ
İşin bir başka boyutu ise taraftarlar. Ne yazık ki bilinçli bir taraftar kitlesine sahip değiliz. Yıldız olsun veya olmasın... Takıma katkı sağlasın yada sağlamasın...
Her gelen isim havaalanlarında çılgınlar gibi kutlamalar yapılıp, sanki şampiyon takım gibi karşılama yapılıyor. Bunun en somut örneklerinden biri Siyah-Beyazlılar'ın son transferi Fernandes. Belki, bugüne kadar oyuncunun adını bile duymayan kitleler koşarak havaalanına karşılamaya gidiyor.
Böyle bir havayı gören oyuncu, İstanbul'un atmosferini, gece hayatını da soluduğu zaman dizginler kopuveriyor. Zamanla başında kendisini denetleyecek kadar profesyonel bir yönetim olmadığını da anladığı zaman o futbolcuyu tutana aşk olsun... Para, pul, şan, şöhret... Hepsi sapıtıyor. Tribünlerimiz hovardalık yapan futbolcuyu daha çok seviyor sanki. Ligimizde yabancı oyuncu sayısındaki tartışmada bu noktada önemli bir yerde durmakta. 6+2+2 uygulaması bence Futbol Federasyonu'nun bir saçmalığıdır. Bu sayı 6'da sınırlı kalmalıdır. 2 tane daha yabancı oyuncu alacak olan Beşiktaş, mevcutlarla birlikte yeni gelenleri nerede, ne zaman, nasıl kullanacak çok merak ediyorum. Birilerine zaman zaman oynasın, zaman zaman da kenarda otursun diye yine dünya paralar verilecek. Bu sayı 6'da sınırlanmalıdır.
HAK EDEN YOK!
Bana kalırsa ülkemize gelen yabancıların büyük çoğunluğu aldığı parayı hak etmiyor. Kimler hak etti derseniz... F.Bahçe'de Alex, Beşiktaş' ta Amokachi, Galatasaray'da futbolculuk dönemindeki Hagi, Taffarel, Popescu gibi isimleri sayabilirim. Büyükler, kendi yıldızını kendi yaratmak zorunda.
Bunun için de sağlam altyapın, sağlam tesislerin, sağlam hocaların ve geniş bir araştırma-arama-tarama ekibin olacak. Ve milyon euroları yabancılara saçacağına buralara aktaracaksın. Güney Amerika, Afrika, Kuzey Avrupa gibi genç yeteneklerin ucuza mal edilebileceği yerlerden 16-17 yaşlarında yetenekleri bulacaksın. Böylesi oyunculara 2-3 milyon Euro verirsen bu sokağa atılmış sayılmaz. O zaman başımın üstünde yerin olur. Ancak, bunun için altyapı dediğimiz olgu tamamen yeniden ele alınmalı. Tesislerden, hocalarına kadar elden geçirilmeli. Ve önemli bir fon buraya ayrılmalı.
YAPILANLARIN ADI "RESMİ HIRSIZLIK!"
Yabancı konusuna değinince ele alınması gereken önemli noktalardan biri de menajer- oyuncu ve yönetici üçgeni. Yöneticilerin ve menajerlerin bu kanalla resmi yoldan para kazandıkları bir gerçek.
Resmi yoldan olduğu için belge bulmak zor. Ancak, 1 milyon Euro'luk oyuncuya 5 milyon Euro verirseniz, onun değeri olmayan 4 milyon Euro aralarında paylaşılır gider.
Bunun adına "resmi hırsızlık" denir. Bunu herkese mal edemeyiz, ancak kabul edilmesi gereken bir gerçektir.
İLKER YAĞCIOĞLU
YABANCILARA ÇOK TAVİZ VERİLİYOR
Ö;ncelikle bu futbolcunun kişiliği ile alakalı bir olay. Bütün yabancı oyuncuları aynı kefeye koyamayız. Alex gibi, Ernst gibi son derece profesyonel yaşayanlar olduğu gibi bunun tam tersi bir yaşantı süren yabancı oyuncular da var. Toplum olarak bizlerin her alandaki yabancı hayranlığı ülkemize gelen bazı futbolcuların da kendini her şeyin üzerinde görmesine sebep oluyor. O kadar fazla taviz veriyoruz ki ve oyuncular öyle sağlam sözleşmelerle ülkemize geliyorlar ki kulüplerin bu oyuncuları disiplin altına almaları imkansız. Bu tarz durumlara karşı çok ağır cezalar sözleşmelerde yer almalıdır.
OGÜN TEMİZKANOĞLU
YAPTIRIM GÜCÜMÜZ MAALESEF HİÇ YOK
Birincisi kulüplerdeki mevcut düzene baktığımızda yabancı futbolcular üzerindeki yaptırımlar çok pasif kaldığını görüyoruz. Futbolcuları transfer etmek için o kadar büyük vaatlerde bulunuyoruz ki resmen onlara kulüpleri emanet ediyoruz. Şurası da bir gerçek ki geldikleri ülkelerde hemen her hareketleri kulübün belirlediği şekilde gerçekleşiyor. Bu da tabii ki Avrupa kulüplerinin kurumsallaşmasıyla alakalı bir durum. Her ne kadar kurumsallaştık desek de bu konuda daha yememiz gereken çok fırın ekmek olduğu acı bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Önce, biz kendi zihniyetimizi ve bu duruma bakış açımızı değiştirmek zorundayız ki yabancıların ülkemize bakış açısı da değişsin.