SABAH Spor yazarları Erman Toroğlu, Bülent Timurlenk, Levent Tüzemen ve Ömer Üründül, Başakşehir - Galatasaray karşılaşmasını detaylıca değerlendirdi. Usta yorumcu Erman Toroğlu, sarı kırmızılı takım için flaş ifadeler kullandı. İşte usta isimlerin gündeme oturacak o yazıları...
BÜLENT TİMURLENK - SALVADOR DALİ TABLOSU
Küme düşen Altay'a deplasmanda ikinci yarıda şut bile atamayan Galatasaray dün Başakşehir karşısında devre arasına gittiğinde tek bir isabetli şutu vardı. Maçı da çerçeveye 4 isabetli şutla tamamladılar. Fatih Terim ile yolların ayrıldığı hafta ve öncesindeki 3 maçta 70 hücum girişimi yapmış takım Torrent döneminde bunun ancak yarısını başarabildi. Terim'in Galatasaray'ı da kaybediyordu ama hiç olmazsa bu kadar sıkıcı değildi.
Hücumda Cicaldau ve Berkan hayalet olunca 9 kişiyle oynayan Galatasaray'da tek plan Berkan üzerinden topu Kerem ile buluşturup onun hızı ya da çalımını beklemek. Başakşehir ilk yarıda birinci vitesten öteye çıkamadı. Muslera dışında sarı kırmızılı takımdan "iyiydi" denilebilecek oyuncu yoktu. Bu takım zımpara gibi ve Kerem'i de bitirmeyi başardılar. Salvador Dali'nin 90 yıl önce insanlığa olan hediyesidir "Belleğin Azmi" adı verilen tablo. Eriyen saatlerle hem sıkıcılığı hem de insanın unutmamak için direndiği bir dünyayı resmetmiştir Dali.
Galatasaray'ın futbolunu izlemek zaman kaybı, saatleri eritecek kadar sıkıcı. Zaten bu Galatasaray yönetimi ve Torrent de en az Salvador Dali kadar gerçeküstücü ve onların ortaya koyduğu bu tablo için taraftarların belleklerinin azmini görecekler... Bu sürreel tablodaki tek gerçek ise Torrent'in tazminatının bir seferde değil 10 taksitte ödenebilecek olması.
Tebrikler Galatasaray yönetimi!
Topu rakibe bırakarak oynamak Galatasaray'a Avrupa'da namağlupluk ve liderlik getirmişti. Domenec Torrent'in geldiği günden beri kontrollü oyunu geliştirme adına yeterli kafa yormaması, Galatasaray'ın ligdeki performansını fazlasıyla olumsuz etkiledi. Aslan, Başakşehir'e karşı hücumda yeterince etkili olmadı. Çünkü Berkan ve Taylan gibi pas kalitesi düşük, teknik becerisi yetersiz, final pasları olmayan iki oyuncunun katkı sağlamaması bu kısırlığın baş sorumlusudur.
Fatih Terim devre arasında Burak Elmas'tan Mohamed Elneny, Gedson Fernandes ve Trezeguet transferlerini istemişti. Yönetim ne yaptı; Erick Pulgar, Semih Kaya ve Bafetimbi Gomis'i aldı. Alınan 3'lü ile alınmayanlar arasında dağlar kadar fark var. Maç boyu Başakşehir'in yüzde 50 hücum gücünü üstelenen, slalom yapar gibi atağa hızlı çıkan Trezeguet'yi gördükten sonra başkan Elmas acaba pişmanlık duymuş mudur? Bu üçlü devre arasında Galatasaray'a gelseydi ciddi katkı sağlardı.
Galatasaray dibe vurduğu sezonlardan sonra Ünal Aysal ve Dursun Özbek'in kurduğu güçlü kadrolarla ayağa kalkmış ve şampiyonluklar yaşamıştı. Şimdi yeni gelecek yönetim 'Paramız yok' altyapıya değer verecek edebiyatı yapmaya kalkmasın. Çünkü Galatasaray önümüzdeki sezon bu orta sahayla oynamaya devam ederse bir sezonu daha kaybeder. Kredi itibarı yüksek, kasa kolaylığı sağlayacak Aysal ve Özbek gibi vizyonlu transferler yapacak güçleri olmayan yönetim, Galatasaray'ı yönetmeye talip olmamalıdır.
ÖMER ÜRÜNDÜL - BÜTÜN YÜK SAVUNMANIN ÜZERİNDE
İlk 12 dakika Galatasaray iyi top kullanıp, etkili pres de yapınca rakibine nefes dahi aldırmadı. Ama bu dakikadan sonra Başakşehir alışılmış pas trafiği klasiğine döndü. Kontrolü ele geçirdiler ama ofansif zenginlik sağlayamıyorlardı. Pozisyon bulma şansları sadece Trezeguet'nin üzerindeydi. Galatasaray da ele geçirdiği kontratak fırsatlarını olumsuz kullandı.
İkinci yarı Başakşehir kontrolü tamamen eline aldı, yoğun bir baskı kurdu. Kerem'in hiç top götüremeyişi veya ona imkân bulamayışının yanında ilk yarının başarılı ismi Babel'in yorulmasına, Mostafa Mohamed'in sadece yürüyerek oynaması da eklenince bütün yük orta saha ile defans bloğuna düştü. Bu yarıda Trezeguet'nin şovu vardı. Ama birçok önemli girişiminin sonunu getiremeyişi gerçekten ilginçti.
Sonra iki tarafta da oyuncu değişiklikleri başladı ve ikinci yarıyı çok mahkum oynayan Galatasaray son dakikalarda iki önemli pozisyon buldu. En neti de maçın bitiş düdüğünden hemen önceydi. Sezon başından beri bir gerçek var; Galatasaray biraz daha güçlü takımlar karşısında defansif ağırlıklı kontrol futbolu oynadığında netice alabiliyor. Avrupa kulvarında da bu net biçimde görülmüştü.
Çünkü orta sahanın servisi zayıf ama çok mücadele ediyorlar. Örneğin dün büyük maç eksikliğine rağmen takımın en başarılı isimlerinden biri Alpaslan idi... Ama takım riskli futbol oynasa belki de olumsuz göze batacak isim olacaktı Alpaslan... Tolga'nın müthiş şutunda Muslera'nın müthiş kurtarışı aklımda kalan fantastik bir enstantane oldu. Galatasaray'ın dünkü 1 puanında öne çıkan 1 numaralı isim Muslera idi... Başakşehir bir sistem takımı. Ama son saniyelerdeki hatası dışında bana göre Tolga mükemmel oynadı.
ERMAN TOROĞLU - KÖTÜ DEĞİL ÇOK KÖTÜ
Bu hafta bittikten sonra 2 hafta daha eziyet var. Lig zaten kötüydü, artık angarya olmaya başladı. Her şey belli, futbolcuya da zulüm geliyor. Ama şunu yapabilirler: Mücadele ederler, zevk almaya bakarlar, pas yaparlar, şov yaparlar; hiç olmazsa son 2-3 haftada bir şeyler gösterirler seyirciye. Ama nerdee...
90 dakikaya baktığınızda Başakşehir, G.Saray'a göre sahaya daha iyi yayılıyor, daha akıllı oynuyorlar. Yani çalışmışlar. G.Saray'da hiç bir şey yok, tamamen bireysel. Yani G.Saray kötü değil, çok kötü. Maçın sonlarına doğru kendisine hiç top gelmeyen Mohamed oyundan çıktı, yerine Gomis girdi. Bir pozisyonda Gomis'e araya top attılar.
Rakip defans oyuncusu Epureanu ile Gomis'in topa yakınlıkları iki misli. Yani top Gomis'e 4 metre yakında, Epureanu'ya ise 8 metre. İkisi de depara kalktılar. Topu 35 yaşındaki Epureanu kazandı. Peki Gomis'in yaşı kaç? O da 36 yaşında. Yani yaşları aynı. Ama Afrikalı oyuncuların nüfus cüzdanları sanırım 4-5 sene sonra çıkıyor. Bunu dünyada bilmeyen yok.
İki takım arasındaki fark şuydu: Galatasaray'ın kalesinden Muslera'yı alın dün gece, bir başka kaleci koyun. Maç kaç kaç biterdi? Fazla söze gerek yok, işte size maçın özeti. Başakşehir dün gece Galatasaray kalesini 21 kez yokladı, bunların 10'u da isabetliydi. Bu da demek oluyor ki; Muslera kalesinde sağlam durdu!