Trendyol Süper Lig'in 11. haftasında Beşiktaş, deplasmanda Antalyaspor'a 3-2 mağlup oldu. SABAH Spor'un usta yazarları Erman Toroğlu, Bülent Timurlenk, Ali Gültiken ve Fatih Doğan ise zorlu karşılaşmayı detaylıca değerlendiren yazılar kaleme aldı. Usta isimler, siyah beyazlılara eleştiride bulunurken; Toroğlu, Burak Yılmaz ile ilglil olay ifadeler kullandı. İşte tüm yazılar...
BÜLENT TİMURLENK: MATRUŞKA...
Burak Yılmaz bütün futbolculuk kariyeriyle diyelim ki Fen Lisesi birincisi bir adam ve Tıp Fakültesi'ni kazanmış. Beşiktaş yönetimi de tıpta birinci sınıf öğrencisine demiş ki: "Gel kalp ameliyatı yapacaksın." Burak da futbolu bıraktığında "Bize Pro Lisans'ta kolaylık sağlanması lazım. Milli oyuncuyuz" demişti zaten. "Beni kan tutmaz" misali Profesör Şenol Güneş gidince almış eline neşteri.
Burak Yılmaz: "Başkanımın elini öper, ayrılırım" | Video
Bu takımın birinci kalecisi Mert, kalede neden Ersin var, Chamberlain haftalardır forvet arkasında iyi futbol oynuyor neden sol kanatta, Rosier derbiyi gayet iyi oynamıştı, neden kulübede, Tayfur ilk 11 seviyesinde oyuncu mu, bu kadar "Anti"- Rebic'liğe gerek var mı?" sorularının muhatabı esame listesinde yazan Hari Vukas olmalı değil mi? Burak Yılmaz değil (!) İlk yarıda iki isabetli şutu olan Beşiktaş karşısında taraftarı önünde varlık gösteremeyen Antalyaspor, 1-0 geride gitmeyi başardığı ilk yarının ardından önceki günkü Trabzonspor gibi döndü sahaya.
10 dakikada üç gol bulan Pro-Lisanslı Joao Tralhao'nun talebeleri kenardaki Nuri Şahin'in direktifleriyle ilk 45'te kullanmayı akıl etmedikleri rakibin merkezini imha ettiklerinde, Beşiktaş cephesinde stoper ikilisi, Bakhtiyor-Necip ikilisiydi. 11 haftada 4. mağlubiyetini alan ya da sağ açıktan bozma sol bek Erdoğanlı Antalyaspor'a teslim olan Beşiktaş'ta bir matruşka bebeği sendromu var.
Eleştirilen yönetimlerden yeni başkan çıkıyor, o başkanın yönetiminden, yeni başkan adayları gelecek planlarını açıklıyor… Başarısız olduğu için ayrılık kararı alan teknik direktörün ekibinden onun hatalarına ortak bir antrenör teknik adam oluyor kulübede ve Aboubakar'ın 10 gündür karnı ağrıyor… Matruşkanın içinden bir ufak boyu çıkar. Bu da tükenen umutlar..
FATİH DOĞAN: ATEŞTEN GÖMLEK
Antalya-Beşiktaş maçının ilk yarısı… Direkten dönen topu tamamlamak için Salih kafayla hamle yapıyor, o esnada Erdal arkadan kol-omuzla iterek Salih'i bozuyor. Normal bir futbol ülkesinde bu pozisyona penaltı verilir. Hakem kaçırsa bile VAR müdahale eder. Ancak konu Beşiktaş olunca hakemler görevini yapmak yerine "Oyna devam" şıkkını kullanıyor. Hakem ve VAR vermediği penaltının etkisinden midir bilinmez pozisyondan sonra, Necip'in rakibiyle kontrolsüz çarpışmasını son adam olarak değerlendirebilirdi.
Değerlendirmedi. "Mağlubiyetin nedeni sadece Beşiktaş'a verilmeyen bu penaltı mı?" diye sorarsanız? "Evet" diyemem… Ama sonucu net etkiledi. Beşiktaş'ın kadro ve oyun olarak da ciddi sıkıntıları var. Malumunuz iki stoper alındı, yük yine Kaptan Necip'in omuzlarında. Gedson'un dönüşü orta sahayı canlandırdı ama tam bir uyum ve güçlü bir oyun yok.
Hasta denilen ve 1 haftadır iyileşmeyen Aboubakar'ın yokluğu da önemli eksikti. İlk yarıyı 1-0 kapatıp ikinci yarının başında 2-1 geriye düşmek Beşiktaş takımının oyun gerçekliğinden ne kadar uzaklaştığının göstergesi. Ersin'in hatasıyla yenilen golde de Jehezkel'in diğer golünde de öncelikli hata, savunma hattındaki pozisyon sıkıntılarıydı. Maça sol açıkta başlatılan Chamberlain'in oyunundan ve opsiyonundan verim alınamadı. 60'ta sol açığa Rebic ve Tayfur'un yerine Muleka değişiklikleri oyuna katkı yapsa da sonuca yeterli olmadı.
Özetle Beşiktaş olağanüstü bir kongre sürecinde, teknik direktör Şenol Güneş'in ayrılmasıyla Burak Yılmaz'la devam ettiği olağan olmayan bir süreç yaşıyor. Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi'nin ise liste ve yeniden adaylık için Metin Keçeli'yle bir araya geldiği haberleri geldi. Beşiktaş'ta çok sorun var ve ateşten bir gömlek haline geldi. O olsun bu olsun demedim, demeyeceğim. Ateşten gömleği giymek isteyen giysin…
ALİ GÜLTİKEN: DENGE KAYBI!
Kadro istikrarı, sistem istikrarı, oyun istikrarı, performans istikrarı bunlar futbolda çok önemli şeyler. Dengenizi kaybettiğinizde geri kazanmanız çok kolay olmuyor. Fikri anlamda bir şeyleri yürekten yapmak istiyor olabilirsiniz ama bütüne bunu yansıtamadığınızda bu çabalar, Antalya'da olduğu gibi sonuçsuz kalıyor. Chamberlain'den sol forvet, Tayfur'dan 10 numara, Bakhtiyor'dan sol bek, Onur'dan stoper yaratma düşüncesi kağıt üstünde olabilir gibi gözükse de icraatta çok fazla karşılık bulması kolay olmuyor.
Beşiktaş oyuna gönülden başladı. Özellikle ilk yarıda hem mücadele hem de kazanma iradesi olarak olanı sahaya yansıtmaya çalıştı. Bu çabanın karşılığında golü buldu ama sezon başından beri devam eden oyun bütünlüğündeki eksiklikler kalesine ceza olarak döndü. Oynayan oyuncuların mücadelesine saygı duyulabilir. Ellerinden gelenin en iyisini ortaya koymaya çalıştılar. Fakat bu kazanmak için yeterli bir seviyeye çıkamadı.
Dengeniz bozulduğu zaman orta alan mücadelenizi de savunmadaki pozisyonunuzu da hücumdaki etkinliğinizi de etkili hale getiremezsiniz. Oyun içerisinde bölüm-bölüm iyi oynamak bu seviyelerde yetmez. Beşiktaş'ın ihtiyacı olan yeni transferlerin takıma desteği… Bu maçta yine hayal kırıklığı olarak maçın içerisinde kayboldular. Rebic, Chamberlain, Bailly, Rashica hayal kırıklığı olarak bir maçı daha geride bıraktılar.
ERMAN TOROĞLU: BEŞİKTAŞ, GAZI KAÇMIŞ GAZOZ GİBİ!
Yazıyı yazmaya başladığımda skor 3-2 Antalya lehine, bitime 7 dakika var. Sahadaki mücadeleye göre Beşiktaş berabere kalır mı? Zor gözüküyor. Siyah-beyazlılar, sahada havası kaçmış gazoz. Ancak herhalde burada Afrika kökenli oyuncularla diğer futbolcular veya teknik kadroyla bazı oyuncular bayağı bir sorunlu herhalde. Aboubakar, Sergen Yalçın döneminde güzel işler yaptı, sonra kasığı attı, az daha şampiyonluk gidiyordu.
Kasık öyle bir şey ki kimse anlayamaz. Fakat bu sefer de ateşi artmış, ishal olmuş herhalde. İlk yaptığı olaydan sonra öyle futbolcuyu kulüpten içeri sokmamak lazım ama maalesef bizde bırakın sokmamayı kurtarıcı olarak alıyorlar ve baş tacı yapıyorlar. Antalyaspor normal futbolunu oynasa çok rahat kazanacağı bir maç ama işte karşısında büyük takım olunca psikolojik olarak etkileniyorlar.
İlk yarı çok kötü geçiyor. Seyrederken uyuyorsunuz neredeyse ama ikinci yarı biraz daha iyi. Goller olunca hiç olmazsa hareketleniyorsunuz. Beşiktaş'ta Mert Günok yedekte, kalede Ersin oynuyor. Mert sağlamsa niye oynamıyor? Burak'a sormak lazım. Beşiktaş, öyle bir duruma geldi ki Hasan Arat dışında kimse başkanlığa adaylığını açıklamadı.
Şu anki yönetimde olanlar maç kazanınca başkan olma, kaybedince ayrılma hevesindeler. Varın Beşiktaş'ın durumunu siz düşünün. Yalnız şu var; kim gelirse gelsin 7 milyar liralık inanılmaz bir borcu var Beşiktaş'ın. İşin sonu nereye varır? İçeriden halledebilirler mi, yoksa Arap sermayesi mi gelir bilinmez.