Konferans Ligi'ndeki temsilcilerimizden Beşiktaş, dün adeta şoku yaşadı. Aboubakar'ın golleriyle 2-0 öne geçen Kartal, Rosier'in kırmızı kart görmesinden sonra yediği 3 golle sahadan 3-2 mağlup ayrıldı.
Beşiktaş taraftarının protestolarıyla başlayan ve TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin küfürler sebebiyle stadı terkettiği gece olaylı bitti. Son düdükten sonra taraftar stadı terketmedi ve yönetimi istifaya davet etti.
Gergin ve olaylı gecenin ardından SABAH Spor'un iki usta kalemli Fatih Doğan ve Ali Gültiken, karşılaşmayla ilgili Beşiktaşlı oyuncuları ve yönetimi sert sözlerle eleştirdi. İşte o sözler...
FATİH DOĞAN: OLAĞAN KONGRE ŞART
Bir camiayı, kulübü, özelinde takımı ayakta tutan en önemli güç unsuru sevenlerinin aidiyeti üzerine inşa edilen güven ve inanç duygusudur. Beşiktaş'ı yönetenler ile taraftar ve kongre üyeleri arasındaki kopukluk giderek aşılmaktadır. Aidiyet duygusu bazen sevgiyi, bazen öfkeyi tetikleyebilir.
"PROTESTOLAR, AYLARDIR BİRİKEN MEMNUNİYETSİZLİĞİ YANSIMASI"
Maçtan önce "Yönetim istifa" sesleri, ilk yarının ortalarında "Söylesene hoca bu takım neden oynamıyor" uyarıları ya da devre arasında "Büyükekşi'yi tribünden kovmasına yol açacak ağır tezahüratlar" aylardır biriken memnuniyetsizliğin yansımalarıydı.
Ancak tarihinde hep muhteşem dönüşlerle övünen Beşiktaş'ın Lugano karşısında özellikle sorumsuz Rosier'in kırmızısı sonrası 2-3'e dönen maç isyana dönüştü.
"BEŞİKTAŞ CAMİASI TÜRBÜLANS İÇİNDE"
Beşiktaş camiası artık büyük bir türbülansın içinde. İşin sosyolojisini anlamak için taraftarın isyanının nedenini iyi analiz etmek gerek. Bundan çıkış yolu güven ortamını sağlamak.
"BAŞKA ÇEBİ, YENİ BİR BAŞLANGIÇ YAPABİLİR YA DA 'YORULDUM' DEYİP ÇEKİLEBİLİR"
Özetle olağanüstü kongreye giderek güven tazelemek. Başkan Ahmet Nur Çebi ister yeni yönetim listesi kurup yeni bir başlangıç yapma yolunu seçer ya da hodri meydan demeden "Yoruldum" diyerek çekilir.
ALİ GÜLTİKEN: 10 KİŞİ KALSAN DA BU KADAR GOL YEMEZSİN
Futbolcu kalitesinin yanına yüksek tempoyu koyunca Beşiktaş oyunu da skoru da istediği noktaya getirdi. Aboubakar'ın liderliğinde Beşiktaş, yine eski çehresine dönüyor görüntüsüne büründü. Gelen iki gol, gollerin yapılış şekli, Beşiktaş'ın oyun hakimiyeti, bu maçın siyah-beyazlılar adına bittiğini gösterir nitelikteydi. Taa ki Rosier oyundan atılana kadar.
"ROSIER BEŞİKTAŞ'A AĞIR BÜYÜK BİR FATURA ÇIKARDI"
Bu seviyelerde bu tür davranışların yeri de affı da yok. Yaptığı yanlış işle hem kendini cezalandırdı hem de Beşiktaş'a çok büyük bir fatura çıkardı. İşin bu tarafını az çok anladık. Fakat 10 kişi kalan bir ekibin oyundan bu kadar kopmasını anlayamadık. Takımda ortaya çıkan güvensizlik duygusunu anlamak zor.
"BU AYIP BİR ŞEY DEĞİL..."
Son 15 dakika Beşiktaş takımından kimse neredeyse topa dokunmadı. Rakibe bu kadar büyük bir inisiyatif verilmesinin izahı yok. 10 kişi kalan her takımın maçı kaybetmesi ve bu kadar gol yemesi de mümkün değil. Ceza sahasında kapanırsınız, rakibinize pozisyon vermez, savunma yaparak da maçı tamamlarsınız. Bu ayıp bir şey değil. Bu kadar ağır bir sonuçla da karşı karşıya kalmazsınız.
"KİMSENİN OYUNA KATKISI YOK, KİMSE OYUN İÇİNDE YOK"
Beşiktaş'ta oyuna giren oyuncuların bu kadar etkisiz kalmasını da anlayamadık. Kimsenin oyuna katkısı yok. Oyun içinde heyecanı yok. Heyecanı, coşkuyu bir tarafa bırakalım sahaya girdikten sonra takımı eksik bırakıyorlar. Bu maçın sonucunda ortaya çıkan durumu kimsenin ne kendine ne de camiaya anlatabileceğini düşünmüyorum.
"BU MAÇ GELECEK ADINA ZORLUKLARI ARTIRDI"
Yani Beşiktaş ihtiyacı olduğu dönemeçleri, istikrara kavuşmak yerine sürekli geriye dönüp daha ağır faturalarla yeni başlangıçlar yapmaya çalışıyor. Lugano maçı gelecek adına zorlukları artırdı.