UEFA Uluslar Ligi Play-Off Turu rövanş karşılaşmasında Türkiye deplasmanda Macaristan'ın konuğu oldu. Puskas Arena'da TSİ 20.00'de başlayan karşılaşmada Almanya Futbol Federasyonu'ndan Felix Zwayer düdük çaldı. Zwayer'in yardımcılıklarını Robert Kempter ve Christian Dietz üstlendi.
İlk maçı 3-1 kazanan A Milli Takım, bu mücadeleden de 3-0 galip ayrıldı ve A Ligi'ne yükseldi. Millilere galibiyeti getiren golleri; Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler ve Abdülkerim Bardakcı kaydetti.
Vincenzo Montella: "Bizi gururlandıran, hak ettiğimiz bir galibiyet aldık" | Video
SABAH Spor'un usta yazarları Macaristan – Türkiye karşılaşmasını ve A Ligi'ne yükselişi değerlendirdi. İşte yazarların yorumları…
FATİH DOĞAN: Türkiye yükseliyor
Türkiye'nin, kadrosunda berber, kasap, mühendis, doktor gibi mesleklere sahip futbolcuların olduğu ülkelerin yer aldığı C Ligi'nden sıyrılıp ait olduğu A Ligi'ne yükselmesi, hissedilenden daha kıymetli bir başarı. Zaman zaman oyuncu tercihlerini ve bazı kararlarını eleştirsek de bu başarı başta Montella ve yakaladığımız muhteşem jenerasyona ait. En kaliteli grupta oynamak, güçlü rakiplerle yarışmak Millilerimizi daha da geliştirecek ve güçlü kılacaktır. Puskas Stadı'nda 60 bin kişi önünde İstanbul'daki 3-1'in avantajıyla çıkıp 3-0'la tarihi bir zafere imza attık. Kendi evlerinde 2.5 yıldır yenilmeyen Macarlara yeni bir duyguyu tattırdık. Zaferin iki değil üç yüzü var. İlki oyun disiplini ve iştahından hiç kopmadık. Başta Hakan Çalhanoğlu olmak üzerine bütün futbolcularımız özverili ve etkiliydi.
"KONUŞULACAK KADAR TECRÜBE ORTAYA KOYDU"
İkincisi, Avrupa'nın 2'nci bölgeden 3'üncü bölgeye en hızlı geçiş yapan takımlarımdan biri olan Türkiye, hızını konuşturdu. Hem hızlı hem de 2-0'ı bulana kadar tempolu ve baskılı oynadık. İsmail'in 11'de ön liberoda başlaması, 8'de ve öne doğru Hakan'ın daha etkili, gösterişli oynamasına katkı sağladı. Bütün oyuncularımız elinden geleni başarıyla sahaya yansıttılar. Üçüncüsü; skoru korumak için kapanmayı değil orta sahayı tutmayı tercih eden Montella'nın takımı maçı 3-0'a götüren yolda bu sefer konuşulacak kadar tecrübe ortaya koydu. A Ligi'nde başarılar A Milli Takım. 2026 Dünya Kupası için de yolun açık olsun Türkiye…
MURAT ÖZBOSTAN: 3-4 gömlek üstünüz, sahada gösterdik!
İki maçta iki güzel sonuçla halkımıza mutlu geceler yaşattı çocuklar. Hak ettiğimiz yere ulaştık. Zirvede büyük takımlarla büyük oyunlar oynayıp ülkemize nice mutlu zaferler tattırırlar inşallah. Macaristan açıkçası tur umuduyla çıkmıştı sahaya. Özellikle taraftarı çok ateşliydi, yaptıkları şovlarla takımlarına inanıyorlardı ama arada bir fark vardı. Bizim futbolcularımız, onların 3-4 gömlek üstünde. Yani kalite vardı kalite.. 1- İlk maçtan farklı bir diziliş ve anlayış vardı. İstanbul'daki karşılaşmada Barış Alper'e forvette Kerem eşlik ederken, ileride ikili oynadılar. Ancak bu maçta skorun da avantajıyla Kerem tek, Arda ise 10 numarada merkezi kalabalık tutan oyuncuydu. 2- İsmail maçın ilk bölümünde zaman zaman pas hatası yaptı ve alan kapamada zorlandı. Ancak penaltıyı getiren oyuncu oldu. İkinci yarıda ise Montella, Salih tercihiyle orta sahadaki güvenliği artırdı.
"MAÇA TUTUNMALARINA UĞURCAN ENGEL OLDU"
3- Millilerin hücum hattı, dinamik ve geçiş hücumuna elverişli. Nitekim ikinci golde Kerem'in geçişini, Oğuz'un pasında kaliteli bir bitirişle Arda sağladı.. Arda liderliği ve takımı motive etmesiyle de ön plana çıktı.. 4- Szoboszlai sürekli Arda ile oynadı. Rahatsız etmeye, kızdırmaya çalıştı ancak cevabını en güzel şekilde Arda'dan aldı. 5- Macarların ilk yarıda Uğurcan'a takıldığı iki pozisyon vardı. Maça tutunmalarına Uğurcan engel oldu. Kaleyi bırakmaz artık..
"SAMET - ABDÜLKERİM İYİ İKİLİ OLDULAR"
6- Takımdaki arkadaşlık duygusu çok üst seviyede. Bunu Avrupa Şampiyonası'nda da görmüştük. Bu birliktelik devam ediyor… 7- Samet savunmada soru işaretiydi ancak Abdülkerim ile iyi bir ikili oldular. Samet hatasız bir oyun çıkardı. 8- Alman hakem Zwayer, tribün baskısına aldırış etmeden gördüğünü çaldı, penaltımızı tereddütsüz verdi. Örnek bir hakemlik gösterdi herkese…
MUSTAFA ÇULCU: Strateji ve sabır
Macarlar agresif ve sert kontaklarla oyuna başladı. Arda'yı sert müdahalelerle yıldırarak oynatmamaya çalıştılar. Bu nedenle penaltıya kadar topu öne taşımakta zorlandık. İlk 20 dakikada 8 faul var, yedisini Macarlar yaptı. 9. faulde Fiola'ya çıkan sarı "cuk" oturdu ki oyun disiplini ve hakem Zwayer için bu kart otorite demekti. Montella'yı kutlarım, çift ayaklı tur maçları nasıl strateji ve sabırla oynanması gerekiyorsa öyle oynattı. İlk maçın skor avantajı ile amiyane tabirle "gel gel" iyi yaptı ve rakip en kalabalık öne çıktığı anlarda daha ilk yarıda 2-0'ı bulduk. Elit kategori hakemi 43 yaşındaki Felix Zwayer ile VAR'daki vatandaşı Bastian Dankert vazgeçilmez ikili, UEFA'nın en deneyimli isimleri.
"ASLA BİR MARCINIAK VEYA TURPIN DEĞİLDİ"
Zwayer, sert temaslı oyunu önce sözlü ikazlarla kontrol etmeye çalıştı. 14'te Hakan'a yapılan faulde Arda ile harika bir avantajı yakalamıştık çevre kontrolü yapmayınca kesti. 36'da Fiola'nın İsmail'e dikkatsiz müdahalesine doğru bir penaltı verdi. VAR'dan destek geldi. İlk yarı 15 faulün 12'sini Macarlar yapmış ama 3 sarının ikisini biz görmüşüz! Hakem, Szoboszlai'ye karşı çok toleranslıydı. 51'de Arda'ya kayarak kontrolsüz giren Dardai'ye çıkan sarı sınırları zorladı. Bu derece sert futbola izin veren Zwayer, 72'de Abdülkerim-Varga arasında yaşanan basit didişmeyi kart yerine kişilikle çözebilirdi! Diğer çıkardığı sarılar doğruydu. Bu maçtan 31 faul 7 sarı kartla iyi çıktı lakin performansına baktığımızda asla bir Marciniak veya Turpin değildi.
BÜLENT TİMURLENK: Takım savunması yukarı taşır
Uluslar Ligi'nde A Grubu'na çıkabilmek için rövanşa iki farklı galibiyetle gitmek ziyadesiyle yeterli bir sonuçtu. Geniş alanda oynarken rahat olan, set hücumunda zorlanan ve yetenekli ayaklar sayısı üçle sınırlı Macarlar bu kez karşılarında geçiş kovalayan bizim Milli Takımımızı buldular. Tribünlerin de desteğiyle iştahlı ve sert başladıkları oyunda iki bekin önündeki Kenan ve Oğuz'un, orta sahada da cezalı Orkun'un yokluğunda İsmail'in mükemmel savunmasıyla tıkandılar. 0-0 iken karşı karşıya topu nefis çıkartan, ikinci yarıda da gollük bir şutu önleyen Uğurcan'ın iki maçtaki performansına da saygılar sevgiler..
"KAPTAN ÇALHANOĞLU'NUN ORTA SAHADAKİ KALİTESİ..."
Arda'nın aklı, Kerem'in stoperleri taşıyan hareketli oyunu ve bir penaltıdan 3 dakikada bulduğumuz iki golle Macarların fişini ilk yarı bitmeden çektik. Oğuz Aydın'ın iki maçtaki müthiş çalışkan ve verimli oyunu 3 asist üretirken, kaptan Çalhanoğlu'nun orta sahadaki kalitesi de 2026 elemeleri için yüzümüzü güldürüyor. Bu takımın geleceğinde sakatlıktan dönecek Ferdi Kadıoğlu ve dün ilk kez şans bulan Yusuf Akçiçek de olacak…
"TERİNİ AKITAN HER KARDEŞİMİZE TEBRİKLER"
Dün farklı kazanırken bizi daha yukarıya taşıyacak olanın kaleyi gole kapatan takım savunması olacağını unutmayalım… Şampiyonluk yarışının yoğun gündeminin gölgesinde Milli Takım'ı bu iki maçlık finale harika hazırlayan ve geldiği günden bu yana bu koltuğa çok yakışan Vincenzo Montella'ya ve terini akıtan her kardeşimize tebrikler. Abdülkerim'in tabelayı bağlayan golüyle Budapeşte'den kendimizi A Grubu'na attık. Hayırlı olsun…
GÜRCAN BİLGİÇ: Milli Takımımıza çok yakıştı!
İki takımın da ince bir ip üstünde yürümeye çalıştığı, endişelerin en yüksekte olduğu dakikalardı. "Bizimkiler" iki farklı yenip gelmişlerdi Budapeşte'ye… "Bana ne?" modunda, A Ligi'ni getirecek skorun peşinde "ayağa pas" ile oynuyorlardı. Macarlar ise hepimizin beklediği agresif baskı yerine, alanı kapatıp pozisyon peşinde oynadılar. Sanki gol yememek ilk kuralmış gibi… Aslında hedeflerine de ulaştılar. Uğurcan'ın karşı karşıya pozisyonda yaptığı müthiş kurtarış, maçın da bizim de dönüm noktamız oldu. Önce penaltı, ardından Arda Güler kalitesi ile fişini çektik maçın. Oğuz Aydın ikinci maçında üçüncü asistini yaptı. Hakan, "büyük kaptan" gibi oynadı. Şüpheli şahıs Samet, hatasız oynadı.
"DAHA HEYECANLI MAÇLAR İZLEYECEĞİZ"
İkinci yarıda iki takım da skora razıydı. Baskı hafifleyince pas sayımız arttı. Antrenman "5'e 2" si vardı sahada. Mümkün olduğunca topun bizde kalması adına küçük üçgenler kuruyor, ters kanada taşınıyor, öne gösterip, Macarları geri itip, yine aynı notayı çalmaya başlıyorduk. Rakip hoca Rossi'nin, "Kendi sahamızda yenilmiyoruz" inancını da yıktık. Montella'nın risk alan takımlar karşısında iş yapan "sıfır" santrforlu dizilişinin ekmeğini yedik. Tabii, ilk maçtaki avantajlı skorun katkısıyla. Hadi bakalım, yolları açık olsun… Şimdi daha sert, becerikli, kariyerli ve hata affetmeyen rakipleri olacak. Daha heyecanlı maçlar izleyeceğiz, daha iddialı olacağız. Bize yakıştığı gibi…