Trendyol Süper Lig'de 8. haftayı geride bıraktık. Milli araya giriliken yine birçok tartışma konusu gündemde yer alıyor. Murat Özbostan'ın sorularını yanıtlayan SABAH Spor'un usta kalemleri Ahmet Çakar, Bülent Timurlenk, Levent Tüzemen, Fatih Doğan ve İskender Günen, Semih Kılıçsoy meselesi ve Okan Buruk'un basın toplantısında sarf ettiği sözler konusunda çok çarpıcı yorumlarda bulundu. İşte o sözler...
SORU: Beşiktaş çok hızlı bir çıkış yakaladı ama bir düşüş olduğu da gerçek artık. Siyah-beyazlı takımı taşıyan yıldızlar yoruldu. Hollandalı teknik adam, Semih'ten dolayı çok eleştiriliyor. Beşiktaş için neler söylersiniz?
LEVENT TÜZEMEN: Semih'in oynayıp oynamaması konusunda gereksiz yere polemik yaratılıyor. Hollandalı hocanın yönetiminde Avrupa'da şu anda galibiyetle tanışamadılar ama yeni kurulmuş bir takım olarak ligde yenilgisiz yola devam ediyorlar. Beşiktaş'ın sorunu, kadro genişliğinin olmamasıdır. Van Bronckhorst, kadro istikrarını yakalamak için belirlediği 11 ile oynamaya özen gösteriyor. Beşiktaş'ın oyunu bence izleyenlere keyif veriyor. Örneğin Frankfurt maçında 3-1 yenildiler ama Alman ekibini darmadağın ettiler, sadece kaleciyi geçemediler. Beşiktaş bence doğru yolda.
"BEŞİKTA HOCASININ YERİNDE OLSAM..."
AHMET ÇAKAR: Beşiktaş'ın ilk 11'i iyi ama 12. adamı yok. Kulübesi zayıf. Dolayısıyla 3 günde bir maç trafiğinde yorgunluklar, sakatlıklar olacak ve kayıplar yaşanacak. Mesela İmmobile'ye bir şey olsa ne olacak? Ben Beşiktaş hocasının yerinde olsam ne olursa olsun Avrupa Ligi maçlarına ağır rotasyonla çıkarım. Zaten iki maç kaybettiler, şansları çok azaldı. Örneğin Frankfurt maçında ağır efor sarf eden ilk 11 Antep'te direnemedi. Beşiktaş'ın tek çıkışı, lige önem verip Avrupa maçlarında yıldızlarını oynatmamak olmalıdır.
FATİH DOĞAN: Beşiktaş sezon başında iyi bir ivme yakaladı. Yeni bir hoca, yeni bir takım, beklentilerin ötesinde bir performans sergiledi. Konuyu sadece yorgunlukla açıklamak, Beşiktaş'ın gerçeklerine kör olmak demek. Van Bronckhorst merkezli bir sıkıntılar yumağı oluştu. Bazı şeyi anlamakta zorlanıyorum. Bir teknik adam tıkır tıkır işleyen bir yapıyı neden bozar?
Ajax maçından önce kadrolar açıklandığında Onana'nın oynamasını, Mustafa'nın forvet olarak çıkartılmasını eleştirmiş ve planlanan sistemin Ajax karşısında tutmasının mümkün olmadığını belirtmiştim. Bugün Beşiktaş'ın yeniden türbülansa girmesinin temel nedeni, Van Bronckhorst'un uçağın rotasını değiştirmiş olması. İmmobile'yi yedek bırakıyor, Onana'yı kurtarıcı olarak sahaya sürüyor. Genç Mustafa'yı ateşe atıyor. Muçi'yi zorla mevkisi olmayan sol açığa yerleştirmeye çalışıp Semih'i yedek bırakıyor. Van Bronckhorst, inatlarla değil istişare ile hareket etmeli. Etrafında Feyyaz Uçar, Samet Aybaba, Onur Göçmez gibi birçok futbolu bilen isim var.
İSKENDER GÜNEN: Sezona mükemmel bir giriş yaptılar. Ama Avrupa kupalarıyla birlikte maç sayısı artınca büyük bir düşüş içerisinde oldular. Bunun en önemli nedenlerinin başında kadro zenginliğinin istenilen düzeyde olmaması geliyor. Çünkü oyuncuların tempolarının düştüğü maçlar olacaktır. Burada kenardan gelen oyunculara gereksinim var.
Ajax maçıyla başlayan ve E.Frankfurt maçıyla devam eden puan kayıpları takımın temposunun düşmesine neden oldu. Yalnız Van Bronckhorst sezon başından beri Talha, Salih Uçan gibi oyunculara hiçbir zaman forma şansı neden vermedi ya da bu oyuncuları bir türlü hazırlamadı? Bunu anlamak zor. Semih ise genç, yetenekli ama bir türlü gerekli şansı bulamadı. Böylesi yetenekli bir gencin daha fazla süre alması, kendini geliştirme açısından zorunluluktur.
BÜLENT TİMURLENK: Lig-Avrupa fikstüründe Beşiktaş'ın dar rotasyonlu kadrosunun, hele bir de ideal 11'dekiler sakatlık yaşarsa sorun olacağı baştan belliydi. Ajax ve Frankfurt maçlarında hırpalandılar ve Gio'nun Amsterdam'daki farklı mağlubiyet sonrasında dili sertleşti ve kadro tercihinde sanki eleştirilere inat kararlar vermeye başladı.
"SEMİH'E SERT BİR MESAJ"
Semih Kılıçsoy'a Gaziantep'te dakika vermemek oyuncuya sert bir mesaj. Semih oynamadığında fazla konuşan, şikâyet eden bir karakter. Bu serzenişler, teknik adam kim olursa olsun kulağına gittiğinde genç bir adamın kaprislerine hemen set çeker. Futbolcu Semih haklı, genç adam Semih ise haksız…
"BURUK ELEŞTİRİLERE KAFAYI ÇOK TAKMIŞ!"
SORU: Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk basın toplantısında, "Eleştiriler umurumda değil" dedi. Hatta "Montella ve şimdi de Van Bronckhorst eleştirilir' ifadesini kullandı. Hocaları eleştirmek suç mu, ayıp mı?
"YIKICI ELEŞTİRİLER YAPILIYORSA TEPKİ KOYMAKTA HAKLIDIR"
LEVENT TÜZEMEN: İngilizlerin ünlü lideri Winston Churchill, eleştirilerle ilgili bakın ne demiş: "Eleştiri belki güzel bir şey değildir ama gereklidir, ağrı ile aynı işi görür; çünkü ağrı da vücutta bir arıza olduğunu haber verir." Okan hocanın eleştirilerden ders çıkartması gerekir ama sert ve yıkıcı eleştiriler yapılıyorsa buna tepki koymakta haklıdır. Maalesef Türk spor medyası, eleştiri yaparken kantarın topuzunu ayarlayamıyor. Her şey iyi giderken kontrolsüz övgüler yapılıyor. İşler sarpa sarınca da bazı kalemler kılıca dönüşüyor.
Okan Buruk, Avrupa'da ve ligde yenilgisiz gidiyor. Üstelik 8 maç sonunda G.Saray liderlik koltuğunda oturuyor. Sonuçlara bakarsak başarılı. Ancak Kasımpaşa ve Rigas maçlarında oyuna müdahaleleri konusunda da başarısız. Çünkü bu iki maçta Okan hoca doğru hamleleri yapsaydı, G.Saray, tüm maçlarını kazanırdı.
"TÜM HOCALARDA CEHALET VE EGO AYNI ANDA PİK YAPIYOR"
AHMET ÇAKAR: Tüm antrenörlerde cehalet ve ego aynı anda pik yapıyor. Eleştirileri dinlersiniz, işinize geleni yaparsınız, kendinizi düzeltirsiniz, kabul etmediğiniz eleştirileri de sadece dinler ya da okur geçersiniz. Maalesef eleştiri Türkiye'de insanların hoşuna gitmiyor. Ayrıca yapıcı eleştiri ya da yıkıcı eleştiri diye bir şey olmaz.
FATİH DOĞAN: Okan Buruk hocam, 'Eleştiriler umurumda değil' diyerek, "Ben bu işleri aştım. Artık fazla etkilenmiyorum" demek istemiştir. Aksi takdirde bu işi yapanın eleştirilerden etkilenmemesi mümkün değildir. Aslında bu orantısız cevabında bile içten içe bir tepki ve yapılan eleştirilerin umurunda olduğunu gösteren izler var.
Konuyu önce Montella ve Van Bronckhorst'a bağlaması aslında teknik adamlar eleştirilir gerçeğini kabul etmesi demek. "Ben bu işlerden payımı aldım. Aldığım saha sonuçlarıyla sıramı savdım" diyor. Demokrasi farklı fikirlerle hayat bulur. Eleştiriler, özellikle yapıcı eleştiriler yönetenleri, karar vericileri her zaman düşünmeye ve daha iyi olmaya teşvik eder.
İSKENDER GÜNEN: Teknik adamlar dünyanın her yerinde alınan başarısız sonuçlardan sonra eleştirilir. Okan Buruk'un da diğer teknik adamların da oynanan oyun ve alınan başarısız sonuçlardan sonra eleştirilmeleri futbolun içinde olan bir şey. Bunu anlayışla karşılamaları gerek.
BÜLENT TİMURLENK: Liderlik koltuğunda oturan, Avrupa'da iki maçta 4 puan almış, Kadıköy'de derbi kazanmış Okan Buruk'un dilindeki gerginlik sezon başından beri sürüyor. Esprilerinin altına gizlediği bir sıkıntısı, öfkesi var ve taraftarla olan ilişkisinde karşı tarafı sürekli sorgulayan, suçlayan cümlelerle deşarj oluyor gibi. Kimleri izliyor, kimleri okuyor bilmiyorum ama bildiğim, lağım yorumların ürettiği lince dikkat çekip bir genelleme yapıyor. Her maçı kazanmak elbette mümkün değil ama Buruk da sorsun kendine: Kaybettiğinde nasıl kaybediyor?