Anadolu Ajansı (AA), bir asır önce bugün fitili ateşlenen 1. Dünya Savaşı'nın çarpıcı anlarının yer aldığı fotoğraf ve görüntülere, Genelkurmay Başkanlığı arşivlerinden ulaştı.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahdı ve eşinin Saraybosna ziyaretleri sırasında Sırp milliyetçileri tarafından öldürülmesiyle başlayan 1. Dünya Savaşı'nda Türk askerlerin farklı cephelerde verdikleri mücadele ve direniş, karelerde her anıyla gözler önüne seriliyor.
Zaman zaman at sırtında, bazen de develerle kıt imkanlarla Çanakkale, Yemen-Hicaz, Suriye, Irak, Kafkas, Makedonya, Romanya ve Sina-Filistin cephelerinde mühimmat taşıyan Türk ordusuna, at arabalarıyla kadınlar da destek oluyor.
Bağımsızlığına sahip çıkmaya çalışan bir milletin kanının son damlasına kadar direnişinin karelerde net bir şekilde görülebildiğini anlatan Beyhan, savaşta Kerkük'ten Azerbaycan'a, Suriye'den Mısır'a farklı coğrafyalardan Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünün korunması adına ölüme yürüyen şehitlerin de bulunduğuna dikkati çekti.
O günden bugüne dünyada çok şeyin değiştiğini vurgulayan Beyhan, "1. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin çöküşüyle Ortadoğu ve Balkan coğrafyasında da acılar yaşanmaya ve gözyaşı akmaya başladı" ifadesini kullandı.
Güçlü devletlerin aslında dünyanın huzuruna ve barışına da büyük katkı sağladığına dikkati çeken Beyhan, "Osmanlı Devleti, bir zamanlar büyük ve güçlü bir devletti. 1. Dünya Savaşı öncesinde güçlü devlet adamlarının yönetiminde olsaydı sonuç farklı olurdu" diye konuştu.
Savaşın, milyonlarca insanın ölümüne sebebiyet verdiğini, imparatorlukları dağıttığını, siyasi haritaları değiştirdiğini söyleyen Beyhan, 1. Dünya Savaşı'na, ham madde ve sömürge arayışı içinde bulunan Avrupalı devletlerin sebep olduğunu, bu arayışın, devletler arasındaki ekonomik rekabeti, silahlanma yarışını ve devletlerarası bloklaşmayı beraberinde getirdiğini ifade etti.
Osmanlı Devleti'nin savaşa girdiğinde Balkanlar ve Trablusgarp'ta iki önemli travma yaşadığını belirten ATAM Başkanı Beyhan, 144 yıllık tarih diliminin Devleti Aliye için bir mağlubiyetler tarihi olduğunun altını çizdi.
Bu çok ciddi bir ivmedir çünkü üzerinde bulunduğumuz coğrafya zengin bir coğrafya. Artmakta olan bir nüfusa, ciddi bir tarımsal potansiyele sahibiz.
Bu zenginlikleri korumak adına güçlü bir ülke olmamız gerek. İşte bu nedenlerle ülkemiz de bilgiyi üretip teknolojiye dönüştürdüğü müddetçe güçlü bir ülke olmaya devam edecek."
Türkiye'nin üzerinde oynanan oyunların temelinde güçlenen bir ülke olmasının ve hızlı büyümesinin yattığını ifade eden Mehmet Ali Beyhan, "Türkiye büyüyor, güçleniyor. Güçlü bir Türkiye'nin bu bölgede bulunması demek Suriye'de, Irak'ta huzurun olması demektir. Balkanlar'da nispi bir sükunet var. Bu mutlak bir sükunet değildir ve her an patlak verebilir. Afrika'da, Mısır'da sıkıntılar var. Güçlü bir Türkiye, bulunduğu coğrafyanın, barışına, refahına ve huzuruna katkı sağlar, sıkıntıların giderilmesine, problemlerin çözümüne yardım eder. Dolayısıyla Türkiye'nin, büyük felaketlerden ders çıkararak bilgiyi üreten ve ürettiği bilgiyi günün ihtiyaçlarına cevap verecek teknolojiye dönüştürebilmesi için ciddi adımlar atılıyor" değerlendirmesinde bulundu.