Savaşın seyrini değiştiren küçük muhrip, "Muavenet-i Milliye"
O dönemde yaklaşık 6 aya yakın bir zaman Marmara Denizi'nde denizaltılarla mücadele eden ''Muavenet-i Milliye'' muhribi, ikinci Kirte Muharebesi'nde aldıkları yenilgi sonrası mevzilerinde sıkışan Fransız askerlerine destek olmak ve Türk askerlerinin taarruzunu önlemek amacıyla Morto Koyu'na gelen, yaptığı bombardımanla Türk birliklerine ağır kayıplar verdiren ''HMS Goliath''ı batırmak için hazırlanan planda yer aldı. Yapılan hazırlıkların ardından Alman komutan Kıdemli Yüzbaşı Rudolpf Firle, Yüzbaşı Ahmet Saffet Bey ile mürettebat, 90 kilogram barutlu 3 adet A-08 modeli Schwarzkopf torpidosunu kovanlara yükledi. Bir adet yedek torpido da güverteye konuldu. 12 Mayıs günü saat 18.40'da demir alan muhrip, heyecan verici seyrine başladı. Saatler 13 Mayıs gecesi 01.15'i gösterirken Hisarlık Burnu önlerine gelen geminin mürettebatı, 3 torpidoyu ''HMS Goliath''a gönderdi. Birinci patlamanın ardından, İngiliz gemisi sancak (sağ) tarafına doğru yatmaya başladı ve kısa bir süre sonra 570 mürettebatıyla Morto Koyu'nun karanlık sularına gömüldü.
Savaşın seyrini değiştiren küçük muhrip, "Muavenet-i Milliye"
Operasyonunun ardından, geri dönerek Soğanlıdere Koyu'na giren Muavenet-i Milliye muhribi, görevini başarıyla tamamladıktan sonra sabah 05.00 sularında Çanakkale önlerinde demirledi. Goliath'ın batırılışı İngiliz donanmasını panikletti, boğazda Türk deniz kuvvetlerinin onurunu yükseltti ve HMS Queen Elizabeth zırhlısının savaş alanından geriye çekilmesine neden oldu. Bu kahraman geminin süvarilerine altın liyakat, subaylara gümüş imtiyaz, erlere ise gümüş liyakat madalyaları verildi. Savaşın ardından Muavenet-i Milliye gemisinin kaderi ise savaştaki gibi parlak olmadı. 1923 yılında hizmet dışı bırakılan gemi, 1953 yılına kadar başarısına yakışmayacak işlerde kullanıldı, sonunda ise hurdacılara satıldı.
Son seferlerini Çanakkale'ye yaptılar
Çanakkale Boğazı'nı geçip, İstanbul'a ulaşmayı hedefleyen dönemin en güçlü devletleri, beraberlerinde getirdikleri güçlü donanmanın önemli bir kısmını, 95 yıl önce Çanakkale Boğazı ile Marmara Denizi'nde kaybetti.
Son seferlerini Çanakkale'ye yaptılar
Dönemin son teknolojisiyle üretilen, üzerlerinde adeta ''ateş kusan'' toplar bulunan gemilerin oluşturduğu İtilaf donanması, 3 Kasım 1914'te Çanakkale Boğazı girişindeki Kumkale ve Seddülbahir kaleleri ile Orhaniye ve Ertuğrul tabyalarına yaptığı bombardımanla Çanakkale Deniz Savaşları'nı başlattı.
Son seferlerini Çanakkale'ye yaptılar
İtilaf donanması, muhtelif tarihlerde Çanakkale Boğazı'nı koruyan istihkamları susturma teşebbüsünde bulunduktan sonra, 18 Mart 1915 tarihinde genel saldırıya girişti. Bu saldırı, bütün gün sürmesine ve tüm filonun katılmasına rağmen başarısızlığa uğrayınca sonlandırıldı. Çanakkale Boğazı'nı geçip, İstanbul'a ulaşmayı hedefleyen İtilaf kuvvetlerinin gemileri, Türk askerinin kahramanca savunması karşısında Boğaz'ın karanlık sularına gömüldü.
Son seferlerini Çanakkale'ye yaptılar
Dönemin en güçlü donanmasıyla Çanakkale önlerine gelen İtilaf kuvvetleri, karadaki Türk askerinin isabetli atışları ile Boğaz'ın 11 noktasına döşenen mayınlar nedeniyle, Çanakkale Savaşları süresince 12 gemi ile denizaltıyı denizin karanlık sularına terk etmek zorunda kaldı. Düşman denizaltılarının kimisi kara topçusu marifetiyle, kimisi de Türk muhriplerince batırıldı.
Son seferlerini Çanakkale'ye yaptılar
Çanakkale Boğazı'nı denizin üzerinden geçemeyen İtilaf kuvvetleri, savaşlar sırasında su altından gizlice geçerek 9 Türk savaş gemisini batırabildi. İtilaf devletlerine ait denizaltılar, her türlü engellemeye rağmen Çanakkale Boğazı'ndan Marmara'ya geçerek, bir yandan Osmanlı donanmasıyla mücadele ederken, diğer yandan da İstanbul, Çanakkale ya da Gelibolu arasında sürdürülen Osmanlı deniz nakliyatını engellemeye, asker ve lojistik sevk yollarını kesmeye çalıştı.
Son seferlerini Çanakkale'ye yaptılar
Savaş sırasında Osmanlı Devleti ile müttefik Almanya'ya ait denizaltılar, İtilaf kuvvetlerinin gemilerinin batırılmasında önemli roller üstlendi. Denizaltı savaşlarına yönelik olarak Almanya'dan ilk destek 18 Mayıs 1915'te UB-8 denizaltısının Türk karasularına girmesiyle geldi. Daha sonra gelen U-21'in 25 ve 27 Mayısta Triumph ve Majestic gemilerini batırmasıyla İngilizler büyük gemilerini yarımadanın etrafından çekmek zorunda kaldı.
Son seferlerini Çanakkale'ye yaptılar
Çanakkale'yi denizden geçemeyeceklerini anlayan İtilaf kuvvetleri yaklaşık 1 ay sonra ise kara çıkarmasını denedi. Gelibolu Yarımadası'na yapılan çıkarmalarda Türk askerinin göğüs göğüse yaşanan muharebelerde düşman askerine geçit vermemesiyle, İtilaf kuvvetleri bir daha dönmemek üzere 9 Ocak 1916 tarihinde Gelibolu Yarımadası'ndan ayrıldı.