BİR DÖNEMİN SONU
Saraydaki kararsızlık yüzünden bir şey yapılamıyordu. Bir saray ağası gönderilerek asilerin fikrinin öğrenilmeye çalışılması isyancılara güven vermişti. İsyancılar, dağılmadıkları gibi başta sadrazam ve şeyhülislâm olmak üzere devlet ricalinden 37 kişinin kendilerine verilmesini istediler. Bu işin kan dökülmeden halledilemeyeceğini anlayan padişah sancak-ı şerifi sarayın kapısının önüne diktirerek halkı asilere karşı mücadeleye çağırdı. Ancak geç kalınmıştı. Asilerle işbirliğinden şüphelenilen Kaptan-ı derya Mustafa Paşa görevden alınarak yerine Abdi Paşa getirildi. Patrona Halil'i bu isyana teşvik eden Kaptan-ı derya Mustafa Paşa'ydı. Ancak yeni kaptan paşa da Patrona'nın yanında yer aldı.
30 Eylül Cumartesi sabahı padişah isyancılarla uzlaşmak için bir heyet gönderdi. Asilerin isteği aynıydı. Sadrazam ve bazı devlet adamlarının kendilerine verilmesi. Padişah damadı olan sadrazamını kurtarmaya çalıştı ancak asiler onu istemekten vazgeçmediler. Sarayın suyollarını kapatan asiler içeri erzak girmesini de engellemişlerdi. Sarayda bulunan ulema da asilerin isteklerinin yerine getirilmesini istiyordu. Asilerin sarayı kuşattığı şayiası üzerine ortalık daha da karıştı ve başka çaresi olmadığını gören Üçüncü Ahmed, damadı Nevşehirli İbrahim Paşa'yı da kurban etti.
İKTİDARLARI KISA SÜRDÜ
Yeni padişah Birinci Mahmud, ilk fırsatta fesadın kaynağı olan ve iktidarını gölgeleyen asileri ortadan kaldırmak için kolları sıvadı. İlk olarak, zorbabaşılarından canları yanan devlet ricalini etrafında topladı.