Her sabah yataktan yorgun kalktığınızda "Yeterince uyumadım" veya hafta sonları yataktan çıkamadığınızda "Çok fazla uyudum" diyerek bu durumu sadece basit bir enerji kaybı olarak görüyor olabilirsiniz. Ancak bilim dünyasından gelen son haberler, yatakta geçirdiğimiz sürenin vücudumuz üzerinde sandığımızdan çok daha kalıcı etkileri olduğunu gösteriyor.
Çalışmayı yürüten ekip, İngiltere merkezli UK Biobank veri tabanından yaklaşık yarım milyon katılımcının bilgilerini kullandı. Araştırmacılar önce katılımcıların kendi bildirdikleri uyku sürelerini topladı, ardından bunu 17 farklı organ sistemini kapsayan, toplam 23 ayrı "biyolojik yaşlanma saati" ile karşılaştırdı.
Bu "yaşlanma saatleri" nedir diye sorulacak olursa: Kronolojik yaş, doğduğunuz günden bu yana geçen süreyi ifade ederken, biyolojik yaş, hücrelerinizin ve dokularınızın gerçekte ne kadar hızlı yaşlandığını ölçüyor.
Wen, bulgunun sadece beynin yaşlanmasıyla sınırlı önceki araştırmaların ötesine geçtiğini, hem az hem de çok uykunun neredeyse her organda daha hızlı yaşlanmayla ilişkili olduğunu gösterdiğini vurguluyor.
Peki, ideal uyku süresi ne kadar olmalı?
Araştırmaya göre en düşük yaşlanma yükü, günde 6,4 ile 7,8 saat arasında uyuyan katılımcılarda görüldü — yani araştırmacıların işaret ettiği "tatlı nokta" bu aralıkta.
Hayır — araştırmacılar, az uyku ile çok uykunun vücudu farklı biyolojik yollardan etkilediğini belirtiyor. Kısa süreli uykunun bağışıklık sistemi düzensizliği ve artan sistemik iltihaplanmayla ilişkili olduğu, bunun da doku onarımını ve metabolik dengeyi bozabildiği aktarılıyor. Kısa uykunun ayrıca kan şekeri düzenlemesini de olumsuz etkilediği belirtiliyor.