TV tartışmalarının 'her konuda uzman' ünlüsü, avukat Ersan Şen'in, Kahramanmaraş'ta depremde yıkılan, 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı'nda kolon kestikleri iddia edilen pastane sahipleri Mustafa Pekel ve Sami Kervancıoğlu'nun avukatı olması tartışma yarattı.
Şen, "Binada ciddi müteahhitlik hataları var... Temsil ettiğim insanların iddia edildiği gibi binanın yıkıma neden olmadığına inanıyorum. Dosyayı zorla almadım... Kalben ve vicdanen müvekkilimin masum olduğuna inanıyorum" diyor.
Öte yandan Ezgi Apartmanı'nda oğlu, gelini ve altı aylık torununu kaybeden Nurgül Göksu ise "Hazırlanan bilirkişi raporunda pastane sahipleri ile iç mimarları asli kusurlu bulundu...
Pastane sahipleri madem suçsuz olduklarına inanıyorlar neden teslim olmuyorlar?
Nurgül Hanım'a para teklif edilmesi nasıl açıklanacak?
Hukukta 'masumiyet karinesi' ilkesi gereğince suçluluğu kanıtlanana kadar herkesin masum sayılması gerekir.
Savunma hakkı kutsaldır. Her zanlının bir avukat tarafından savunulması zorunludur. Şen davayı almasa, Baro zanlılar için bir avukat atamak zorundaydı.
Yani Şen'i mesleğini yaptığı için suçlayamayız.
Ancak Şen'i ekranlarda izleyen vatandaşlar şimdi "Kolon kesmekle suçlananları savunmaya ihtiyacı mı vardı? Kesin çok büyük para karşılığında bu işi kabul etti" diye düşünebilir ki böyle yorumlar yapılıyor.
Asıl tartışılması gereken; Şen'in TV programları ile avukatlık arasında birbirini besleyen bir yapı kurup kurmadığıdır!
Eğer Şen ekranda prim yapıp sonra da büyük suçlar işleyenleri savunup, büyük paralar kazanma derdindeyse TV yöneticileri de Şen'i ekrana çıkarmadan önce 40 kere düşünmeleri gerekir!