Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu

  • 1
  • 99
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu

Dini yükümlülüklerini yerine getirmemek için hem kendini, hem de çevresini kandırmada her türlü kurnazlığa aklı eren ama Allah'ın apaçık emir ve delilleri karşısında kör, sağır ve dilsiz kesilen insan. Allah'ın tüm uyarılarına rağmen şeytanın adımlarını izleyen, kendisini Allah'a beğendirmesi gerekirken Allah'tan başka herkese kendini beğendirme derdine düşen insan.

Zaten bir gün kaçınılmaz olarak yüzleşeceğimiz hatalarımızla hemen yüzleşmek varken bunu ertelemek neden ve nereye kadar?

  • 2
  • 99
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu

1- BENİM KALBİM TEMİZ

"Benim kalbim temiz" ifadesi sıklıkla karşılaştığımız bir cümledir. Hatta bu durum öyle boyutlardadır ki neredeyse kalbi temiz olmayan tek bir kişinin bile var olmadığını düşünebilirsiniz.Şüphesiz insan için en tehlikeli olanı, kalbinin temiz olduğu iddiasıyla dini buyrukları dikkate almamasıdır.

Bunun için ileri sürülen bahaneler genellikle "Ben namaz kılmam, oruç tutmam, ama kalbim temiz" şeklindeki yaklaşımlarla ibadetleriönemsizleştirme ya da dinin tüm emir ve yasaklarını "Allah'ıninsanlardan istediği temiz bir kalbe sahip olmaları değil mi?" şeklindeki kişisel anlayış ve yorumlara dönüştürmeklegösterir kendini.Öyle kişilerdir ki onlar, günahın büyüklerinden ve iğrençliklerden çekinip kaçınırlar. Bazı küçük sürçmeler hariç.

Hiç kuşkusuz, senin Rabbin affı geniş olandır. Sizi en iyi bilen O'dur: 'Hem sizi topraktan oluşturduğu zaman, hem de annelerinizin karınlarında ceninler halinde bulunduğunuz zaman.O halde kendi kendinizi temize çıkarmayın; kimin sakındığını en iyi bilen O'dur.' Ayette de dikkat çekildiği gibi kimse kendini temize çıkartmaya çalışmamalıdır.

  • 3
  • 99
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu
  • 4
  • 99
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu

2- DİNLERİN ÖZÜ İYİLİKTİR

İnsanı gaflete düşüren ve kendini kandırmasına sebep olan bir diğer yanılgı ise, kalp temizliği iddiasına benzer şekilde tarih boyunca gelen tüm dini buyrukların iyiliğe indirgenmesidir. Bu iddiada bulunan kişiler, kendilerini buduruma o denli inandırmışlardır ki, hani Kur'an'ı bilmeseniz,kurdukları cümleleri ayet sanırsınız.

Bazı insanlar gerçekten de iyilik yapmayı seven, kimseye kötülüğü dokunmayan, şunu bunu arkasından çekiştirmeyen, hayır işlerinde sorumluluk alan kişiler olabilirler. Ancak insanbilmelidir ki tüm bu sayılanlar ve benzerleri zaten Allah'a inandığını ifade eden kişilerde bulunması gereken, dini buyruklara uygun olan doğal davranışlardır.

''Onları, bizim buyruğumuzla yol alan önderler yaptık. Onlara iyilikler yapmayı, namaz kılmayı, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, yalnız bize kulluk ediyorlardı." Tüm dinlerin özü iyi insan olmaktır" diyerek dini sorumluluklardan kurtulmak mümkün değildir.

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kı-lar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir.

Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. İşte bunlardır takva sahipleri. Yine, tek başına inanmak ya da ibadet etmek de Kur'an'da dikkat çekilen inanan profili için yeterli değildir. İnanmak ve hayırlı işler yapmak pek çok ayette bir arada geçen ve övülerek önemine dikkat çekilen inanan özellikleridir. ''Allah, inanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlara vaatte bulunmuştur: Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.''

  • 5
  • 99
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu

3- İLERİDE NASIL OLSA YAPARIM


Özelde ülkemiz, genelde ise diğer Müslüman ülkeler dikkate alındığında, toplumun büyük oranda Allah'a inanan kişilerden oluştuğu görülür Gerek okul, gerekse iş ortamında bir arada olduğunuz insanlarla dini konularda konuştuğunuz zaman, genellikle çoğu kişinin inancının gereğini yerine getirmediğinin farkında olduğunu, bunun için çeşitli bahaneler öne sürmelerinin yanında dini vazifelerini ileriki yıllarına ertelediklerini görebilirsiniz.

Öncelikle ifade etmek gerekir ki, insanın Allah'a olan kulluğu ana rahmine düştüğü andan başlayarak, son nefesini vereceği ana kadar devam eder. Dolayısıyla inanan bir insanın ömrü iyi bir eğitim için yetişme, dünya için çalışıp çabalama ve inancının gereklerini yerine getirme şeklinde evrelere ayrılamaz. İnanan kişi tüm eylemlerinde inancının gereğini yerine getirmeyi öncelemelidir

''Allah, günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir süreye kadar ertelesin. Çünkü Allah'ın eceli geldiğinde ertelenmez. Bir bilebilseydiniz! ''

''Andolsun akıp giden zamana ki insanlar zarardadır. Ancak inanıp iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.''

Kendince yapılması gerekli gördüğü şeyler için katlanmadığı zorluk kalmaz. Konforlu bir evde oturmayı ya da lüks bir arabaya binmeyi ileriki yaşlarına ertelemez. Hemen edinmek ister bunları. Maaşının yükselmesi için sabırla yılların geçmesini de beklemez. Hemen ve kısa yoldan zenginleşmek ister. Sahip olduğunda kendisini mutlu edeceğine inandığı şeyleri elde etmek için çırpınır. Oysa farkında değildir insan; ertelediği şeyin var olma sebebi olduğunun.

''Hayır, hayır! Siz hemencecik geleni seversiniz. Ve sonradan geleceği terk edersiniz.''

''Bunlar, hemen gelecek olanı seviyorlar da ötelerindeki zorlu bir günü ihmal ediyorlar.''

Evet, insan peşinen elde ettiği şeyi sevmekte, imtihan edilmek üzere geldiği ve sonsuz yaşamını belirleyecek olan ömrünü ise bu peşin şeyler uğruna tüketmektedir. Oysa farkında olmadığı bir gerçek vardır; sahip olduğu gerçek değerler, kazanarak elde ettikleri değildir insanın.

Koca bir ömür dediği şey o kadar boş uğraş- lar içinde geçer ki insanın, örneğin 60 yıl yaşadığını sanan biri günde 8 saatten 20 yıl uyur. Kalan 40 yılda da ayakta uyur. Ömür dediğin; işte budur.

  • 6
  • 99
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu
  • 7
  • 99
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu
Dini konularda kendini kandırmanın 40 yolu

4- NASIL OLSA ALLAH AFFEDER

İnanan ama nefsine yenildiği için inancının gereklerini yerine getiremeyen insanların bir kısmının yapamadıkları şeylerden dolayı vicdan azabı duydukları görülür. Bir kısım insanlar ise hataları sebebiyle pişman olmalarına rağmen Allah'ın affedici oluşuna güvenerek hatalarını tekrar ederler.

Peygamberler dahi affedilmeyi umarlarken, örneğin Hz. Yusuf Allah'a: "Rabbim, sen bana mülk ve saltanattan bir nasip verdin. Olayların ve düşlerin yorumundan bana bir ilim öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Benim dünyada daâhirette de Velî'm sensin. Beni müslüman/sana teslim olmuş olarak öldür ve beni barışsever, hayırlı kullar arasına kat" diye dua ediyorken, kimse nasıl olsa müslümanız, bir şekilde kurtuluruz ya da Allah nasıl olsa affeder zihniyeti ile günahlara cesaretle dalamaz.

Kur'an bu konuda da uyarır insanları: ''Ey insanlar, Allah'ın va'di gerçektir; sakın dünya hayatı sizi aldatmasın, o aldatıcı, sizi Allah(ın affına güvendirmek sureti) ile aldatmasın.'' ''O yaman aldatıcı, sizi Allah ile aldattı.''

Kimi kötü niyetli kişiler ayetleri dahi kullanarak aslında karşısındakinin iyiliğini istedikleri konusunda Allah'ı da tanık tutarlar. Kişi ise farkında olmadan bu kişilerin sözüne itibar ederek "Ne yapalım ben de insanım" der. Oysa, ayetler uyarır insanı. Bu gibi kişiler dost görünümlü düşmanlardır: '' İnsanlardan öylesi vardır ki, onun dünya hayatına ilişkin sözü senin hoşuna gider ve o, kalbindekine Allah'ı tanık tutar. Oysaki o, düşmanların en yamanıdır.'' Bazı insanların düştüğü bir başka hata ise "Cehennemde biraz yandıktan sonra nasıl olsa cennete gireriz" düşüncesidir.

Oysa insanın aklından hiç çıkarmaması gereken tartışmasız bir gerçek vardır hayatta: Nereye gidiyoruz? Hep birlikte ölüme! Peki, yaşarken gittiği her yere hazırlık yapan insan, neden hazırlık yapmaz ölüme? Ölüme çare yok madem, hazır olmak gerek her dem.

BİZE ULAŞIN