Şarkılı, türkülü, içkili, neonlu, garsonlu, assolistli, üssolistli gazinolar İstanbul, Ankara ve İzmir'de insanların en önemli eğlencesiydi. Bunlar kendine ait kuralları olan mekânlardı.
Faça masa" tabir edilen ön masalara oturduysan, masanın üzerinde ne varsa ödemeyi olduğu gibi kabul ederdin. Genellikle şişeyle viski bulunurdu. Assolistin istemediği hiç kimse, tuvalet kapısında bile çalışamazdı. Gazinolarda bildiğimiz anlamda tatil yoktu, programlar paket şeklinde tasarlanır, 30 gün, 40 gün gibi... Tutarsa uzatılır, iş yatarsa hemen kaldırılırdı.
UPUZUN ÇİÇEK LİSTESİ
Soliste gönderilen çiçeklerin hepsi sahneye çıkarılmaz, bu işle görevli ayakçı tek bir buket seçer, üzerine bütün çiçek gönderenlerin listesini önem sırasına göre yazıp yapıştırır ve bu liste mutlaka sahnede okunurdu. Bu kültürün en önemli iki olgusu peçete kâğıdına yazılıp solist - şantör kimseden istenen istek parçalarla, ortaya getirilmesi şart olan "alevli meyvedir".
SAYFA SAYFA İLANLAR
Son haftalarda gazete eklerinde çarşaf çarşaf çıkmaya başlayan gazino ilanları o dönem de özel televizyonlar çıkana kadar gazetelerin en önemli gelir kaynaklarının başında geliyordu. Ünlü işadamı Mehmet Ali Yılmaz'ın Güneş Gazetesi'ne patron olduğu dönemde gazino kulisleri, magazin haberlerinin kaynağını oluşturuyordu.
90'LI YILLARIN SONU CANLI MÜZİK BİTTİ
İşte 90'lı yıllarda canlı müzik kulüpleri gece hayatını kasıp kavuruyordu. Maksim ve Çakıl ise 90'ların ikinci yarısında can çekişmeye başlamıştı. İstanbul Etiler, 'eller havaya' eğlencesinin kalesi haline gelmişti. Fedon, Hayko, Cenk Eren, Fatih Ürek, Aydın, Arto, Cihan Doğan, Dr. Bilal, Utku o yıllarda Etiler'de sabaha kadar uzayan gecelerde müşterileri eğlendiriyorlardı.
Bu şarkıcıların dışında, Kenan Doğulu, Gülşen, İzel-Çelik-Ercan, Nalan, Sibel Tüzün, Serdar Ortaç, Mirkelam, Bendeniz, Sezen Aksu, Nilüfer aklınıza daha kim gelirse sahne aldı... Ancak 99 deprem sonrası ekonomik kriz ve şarkıcıların yüksek fiyatlarını indirmemesi, eğlence alışkanlığındaki yozlaşma canlı müziğin sonunu getirdi.
YENİLENEN GÜNAY'LA GAZİNO KÜLTÜRÜ DÖNDÜ
Özlenen gazino geceleri 2008 Kasım ayında Günay'la yeniden start aldı. Dünyada aynı anda başlayan ekonomik krize aldırmadan, açılışını ve yeni yüzünü dünyaca ünlü isim Demis Roussos ile yapan Günay Restaurant'da; 1,5 yıldır neredeyse sahne almayan solist kalmadı. Eski gazino kültürünü yaşatmak ve kaybetmeye yüz tuttuğumuz değerleri yeniden kazandırmak için bir araya gelen bu ünlü isimler, İstanbul gecelerinin kaybettiğimiz o eğlenceleri bize yeniden kazandırdılar.
Gazino eğlencelerini modernize eden Günay Restaurant'ta sahne alan isimler arasında Sibel Can başı çekti. Yıllardır defalarca Günay'da program yapan Can, hem repertuvarı hem de sahne hakimiyeti ile beğeni topluyor.
Gazino kültürü 1930'larda başladı
İstanbulluların gazinolarla tanışması, Cumhuriyetten sonraki yıllara, 1930'ların başlarına denk geliyor. Gazinolar, evlerde çok da eğlenme şansı olmayan halkın, radyodan duyduğu, taş plaktan dinlediği sanatçıları, canlı dinlemelerinin tek yolu. O zamanlar gazinolar, şimdiki gibi kapalı kutular değiller. Mutlaka deniz manzaralı, hatta deniz kenarında mekânlar... Müşteriler sadece sahnedekini görmüyor, deniz havası da alıyor, hele bir de yazsa, bahçede yapılıyor programlar... Fener, Yenikapı, Tepebaşı gazinoları meşhur...
Girik'in ilk sahnesi Nesrin Sipahi ile oldu
Fatma Girik'in ilk sahnesi Nesrin Sipahi ile başladı. Fatma Girik, sahneden inmek bilmeyen türkücülerden şikâyetçiydi, çünkü onun zamanından çalıyorlardı; "Bunlar sahneye 404'le yapışıyorlar" derdi...
Arkın sahneye 6 kızla çıkardı
Cüneyt Arkın 1980 yılının Ağustos ayında ilk kez İzmir Fuarı''nda sahneye adım atmıştı. Tabii ilk günler yoğun ilgi görmüştü ünlü sanatçı. Ancak ünlü film yıldızlarının sahneye çıkması o güne değin sıkça yaşandığından kamuoyu tarafından oldukça kanıksanmıştı. Cüneyt Arkın biraz geç kalmıştı. Yine de ilk günler iş yapmıştı. Ne var ki daha sonraları sahne için uygun olmadığı ortaya çıktı ünlü sanatçının. Sahneye birbirinden güzel altı kızla çıkmasına rağmen halkın ilgisi giderek azalıverdi. Bu durum ise hem Arkın''ı hem de gazino patronlarını huzursuz etmeye başladı.
Sonuçta sahne sevdasından vazgeçmek zorunda kaldı Cüneyt Arkın. Kendisi çok iyi bir sinema sanatçısıydı ve öyle kalacaktı. Daha sonraları ne kadar ısrarlı tekliflerle karşılaştıysa da ilk denemesinden sonra bir daha sahneye çıkmayı kesinlikle reddetti.
Filiz Akın bıçaklanmıştı
Yeşilçam'ın birçok ünlüsü gibi Filiz Akın da uymuştu modaya. Sevdiği sanatçıyı, sahnede ve daha yakından görmek isteyen halk kitleleri, gazinoya hücum ediyor, hınca hınç dolduruyorlardı salonları. Bu açıdan, gazinocuların bir nevi can simidiydi Filiz Akın.
Sahnelere transfer olmasının üçüncü yılında yani 1979''da İzmir Fuarı''nda programa çıkıyordu ünlü sanatçı. Ancak bir Eylül günü hiç beklemediği bir olay geliverdi başına. Bıçaklanmıştı... Akşamüzeri kaldığı Efes Oteli''ne girerken, eli bıçaklı bir zorbanın saldırısına uğramış ve baldırlarından yaralanmıştı. Zait Hiçyılmaz adındaki saldırgan ise kaçamadan kıskıvrak yakalanmıştı. Yapılan ilk sorgulamasında Filiz Akın''a âşık olduğunu, yüz bulamayınca da bıçakladığını söyleyen saldırgan, ardından ifade değiştirmiş, o dönemin ünlü babalarından Mehmet Nabi İnceler''in kendisini azmettirdiğini söylemişti. İlk müdahalesi hemen yapılmış, korkulacak bir şey olmadığı söylenmişti ünlü yıldıza.
Jönler arasında ilk geçiş yapan Arsoy'du
Şarkıcılığa ilk geçiş yapan Göksel Arsoy, ardından da Efgan Efekan'dır. Onun dışında Ekrem Bora'dan Murat Soydan'a kadar herkes gazino sahnelerinde şarkı söylerdi.
Bunların arasında yer alan İzzet Günay; "Sahnede az kalıyorduk. Halkın sinemadan tanıdığı sanatçıları yakından görmesi ve özlem gidermesiydi bu. Ellerini değdiriyorlardı efsanelere... Bu bakımdan kötü yaptığımızı zannetmiyorum. Halk bizi çok sevdi" diye anlatıyor.
Son assolist Petek Dinçöz'dü...
1960'larda sıradan bir memur ailesinin bile gidebildiği gazinolar, 90'lara gelindiğinde, artık çok pahalı mekânlar olmuşlardı. 90'larda özel televizyonların açılması ile birlikte, izleyiciler, her tarz şarkı söyleyen konukların olduğu, stüdyoya izleyici alınan eğlence programları ile tanıştılar. Hatta "şov" adı verilen programların bir bölümü de artık kullanılmayan gazinolarda çekilmeye başladı. 2000'li yılların başında Fahrettin aslan'ın inadı ile tekrar gazino kültürü yaşatılmaya çalışıldı.
Maksim'in kadrosunun bir bölümü, 80'lerin sonlarında, gazinolar daha tamamen bitmeden, gazino sahnelerinde bulunmuş sanatçılardan oluşuyordu. İbrahim Tatlıses ve Seda Sayan... Alt kadroda yer alan Hande Yener ise bir yeniliğin habercisiydi. Eskiden, sadece alaturka müziğe yer veren gazinolar, değişen kültüre ayak uydurmuştu. Etiler adetlerine, yani popüler müziğe de yer veriyordu. Maksim'in açılmasından sadece birkaç hafta sonra, Yenikapı'daki ünlü Çakıl Gazinosu da ismini ve sahiplerini koruyarak, Sarayburnu sahilinde bir kez daha açtı kapılarını. Çakıl'ın kadrosu da Maksim'e benzerdi. İzzet Yıldızhan ve Muazzez Ersoy'un yanında, yine Etiler kültüründen Fulden Uras vardı.