1 1952’de Arap bir babayla Kürt bir annenin mahsulü olarak Urfa’da mağarada doğan İbrahim Tatlı’nın meçhul doğum gününü ‘kar yağdığı bir zaman’ diye bilen annesi, bugünün hangi moda adına sahip?
a) Leyla b) Helin c) Berfin
d) Rojin e) Rojda
CEVAP: Babası ciğerci Mehmet Tatlı, annesi yedi çocuk sahibi Leyla...
2 Resmi nikaha layık görülen yegane eş kim?
a) Melahat Yıldız b) Adalet Durak c) Perihan Savaş
d) Necla Nazır e) Derya Tuna
CEVAP: Daha ünlenmeye başlamadan Urfa’da yaptığı tek (ne hikmetse resmî) evlilik Adalet Durak ile. Verdiği röportajlarda, severek evlendiklerini söylemişliği, hatta kavga üstüne karısı evi terk edip annesine gittiğinde, yanan sobayı yumrukladığını anlatmışlığı var.
Adalet - İbrahim Tatlı çiftinin üç çocukları oldu (Ahmet, Gülden, Gülşen), onlardan da beş torunları... Bu olayı takiben Adalet Hanım, Maslak Acıbadem’de bir odaya yerleşti, hiç dışarı çıkmadığı için görüntülenmediği söylenirken, yüzü değil ama siyah çarşafı kameralara takıldı. Bu görüntü, halihazırdaki sarı saçlı sevgili Ayşegül Yıldız’la bir araya getirildiğinde, Tatlıses’in hikayesini özetleyen bir sembol gibiydi.
3 Albümlerde doğru kronoloji hangisi?
a) Ceylan, Gülüm Benim, Kara Kız
b) Fosforlu Cevriyem, Yağmurla Gelen Kadın, Allah Allah-Hülya
c) Sabuha, Ceylan, Mavi Mavi d) Kara Kız, Gülüm Benim, Fosforlu Cevriyem
e) Hiçbiri
CEVAP: Hayat, 70’lerin ortasında Ayağında Kundura türküsünün delice patlamasıyla başlıyor. Tek kanallı televizyonun gücü: Yılbaşı gecesi TRT’ye çıkıyor ve sonrası çorap söküğü... Albüm siftahıysa 1970’de Kara Kız ile... 1980’de Ceylan geliyor. 80’lerin ortasında peş peşe Mavi Mavi, Gülüm Benim, Allah Allah-Hülya, Fosforlu Cevriyem, 2009’daysa Yağmurla Gelen Kadın. Arada daha onlarcası var tabii...
4 İbrahim Tatlıses, hangi filmde oynamadı?
a) Ayşem b) Kara Çadırın Kızı c) Fadile
d) Gülüm Benim e) Fatmagül
CEVAP: Filmografisi 78’de Sabuha’yla başlıyor. Fatmagül diye filmi yok, diğerleri onun... Perihan Savaş’ından Hülya Avşar’ına, bu yapımlar sıcak münasebetlere vesile de oluyor!
5 Hakkında “Kadını kümes hayvanı olarak görüyor,” diyen ünlü şair kim?
a) Ece Ayhan
b) Edip Cansever
c) Cemal Süreya
d) Lale Müldür
e) Küçük İskender
CEVAP: Türk şiirinin mühim adamlarından Cemal Süreya, 99 Yüz’ündeki İbrahim Tatlıses portresinde şöyle diyor: “Skandal, olay, yankı, Tatlıses’te önceden tasarlanmaz. Her şey olup bittikten sonra doğal şeylermiş gibi algılar onları. Adam kaldırma, kadın dövme, Kürtçe şarkı söyleme de öyle... Çamurda kara zambak. Bilisiz, cüretli, dobra ve içten. Ününde hiçbir söylence payı olmayan ‘kıro çocuk.’ (...) Arabeskçilerin en bilinçsizi ama en sezgilisi. Parası vadesiz hesapta durur. Hisse senetli lümpen. Kadını kümes hayvanı olarak görüyor. Şemsiyesini müştemilat olarak kullanıyor. Urfa’ya şan olsun diye.” Satırlar, 1988 tarihli.
6 Kara Yazma filmiyle başlayıp kaçırma ve yedi saatlik dayak iddiasıyla biten ilişkisi kimle?
a) Perihan Savaş b) Necla Nazır c) Hülya Avşar
d) Derya Tuna e) Asena
CEVAP: 1979’da çekilen Kara Yazma, İbrahim Tatlıses’le Perihan Savaş’ı tanıştıran film. İkili, beş yıl birlikte oluyor, bir de kızları oluyor: Melek Zübeyde. Tatlıses’in adının belleğimize ‘kadın ve şiddet’ konseptiyle kazınmasının startı da bu ilişkiyle.
Zira 9 Ağustos 1984 tarihli gazetelerde, “İbrahim Tatlıses tarafından kaçırıldıktan sonra yedi saat boyunca dövüldüğünü ileri süren film oyuncusu Perihan Savaş, savcılığa başvurarak Tatlıses’in ruh hastası olduğunu söyledi ve tutuklanmasını istedi,” deniyor: “Savaş’ın gözünün morarmış, sol kaşının da patlamış olduğu görüldü.” Tatlıses ise polise “Savaş çocuğumun annesidir. Sağda solda dolaşmasını bir erkek olarak gururuma yediremedim,” diye mazeret beyan ediyor.
Çift ayrılıyor. Tatlıses, geçen yılki Kadınlar Günü’nde yaptığı bir konuşmada, o günlere istinaden “Cehalet mi, gençlik mi, tahrik mi diyeyim, Perihan Hanım’la bir olay yaşadım. Çocuğumun annesidir, halen de gözbebeğimdir. O olayı büyüttüler,” diye mazlumu oynadı. Belki de haklı, çünkü Perihan Savaş da Melek Zübeyde de ilk andan beri hastanedeler. Üstelik rimelsiz, rujsuz ve fönsüzler, ki bu önemli...
7 Hastanedeki performansı ve hayattaki hakimiyetine bakılırsa Derya Tuna’yı nasıl tarif etmeli?
a) Esas kadın b) İmparatoriçe c) Yoldaş
d) Dominant Abla e) Hepsi
CEVAP: Bunların hepsi ve daha da fazlası olduğu konuşulur; çok akıllı olduğu, hesap kitap işlerine kafasının mükemmelen bastığı ve ‘hayat arkadaşı’nın malvarlığını da yönettiği... Çift, 1983’te çekilen Günah filmiyle tanıştı ve Asena krizine kadar da ayrılmadı.
Derya Tuna’yla olan bu beraberliği, Tatlıses’in en eşit ilişkisi herhalde. İdo adında bir oğulları oldu, onun tutkal etkisi de vardır muhakkak, hastanedeki ev sahibi üslubundan, ‘Geçmiş olsun’ları kabulünden de anlaşılıyor ki çok yıllar geçse, çok sular aksa da Derya Tuna, Tatlıses’in hayatındaki en güçlü kadın figürü olarak kalmış.
8 Derya Tuna’nın da, Asena’nın da başına, seçtikleri bu adamdan başka ortak ne geldi?
a) Tecavüz b) Rehin alınma c) Boğulma d) Vurulma e) Yangın
CEVAP: Başlarına, seçtikleri bu adamın o başka yüzü geldi aslında: Mafyayla, şiddetle, o karanlık âlemlerle haşır neşir tarafı. İkisi de bir haddini bildirme yöntemi olarak ayağından/bacağından vuruldu. Derya Tuna’ya, 2002 Ekimi’nde, sahneye çıkmaya karar verdiği Günay’daki provasından sonra, güya bir İbo hayranı tarafından kurşun sıkıldı. Sebep olarak, bir süre önce giydiği kostüm gösterildi.
Ocak 2003’te Asena’yı bacağından vuran Ahmet Demir de kimsenin kendisini azmettirmediğini, Asena’nın bazı demeçlerinde Tatlıses’e ‘light’ demeye getirdiğini, bunun Urfa’da hoş karşılanmayacağını, önlem aldığını söyledi!
9 Tatlıses'le hukuku olan hangi kadın hastane çadırında saf tutmadı?
a) Seda Sayan
b) Sibel Can
c) Ebru Gündeş
d) Gülben Ergen
e) Asena
CEVAP: Onur Çakmak'la çakan öyle kudretli bir kıvılcımdı ki, uğruna Derya Tuna gözden çıkarıldı. Fakat bu dişli kız, yaygın adıyla Asena, koskoca İbo'nun diş geçiremediği birine dönüştü sonra. Hastane yoklamasında da noksan çıktığı düşünüldü, vefasızlıkla itham edildi. Derken hastaneye gizlice gidip bilgi aldığını, çok sarsıldığını, dua ettiğini açıkladı. Harem kadrajına bilhassa girmemişti, söyledikleri ona yüklediğimiz 'mert kız' etiketine uyuyordu.
10 ‘Kayınço’ tabir edilen ve ABD’den getirilmesi düşünülen ‘mucize doktor’ Michael Lemole, hangi meşhur yengemizin erkek kardeşi?
a) Hillary Clinton b) Michelle Obama c) Lisa Öz d) Mika Ertegün e) Carla Bruni
CEVAP: İster istemez tavla ve mangal çağrışımlı ‘kayınço’, yani Tatlıses’in hemşehrisi Fatih Bucak’ın getirmek istediklerini söylediği beyin cerrahı Michael Lemole, esas olarak, başından vurulan, kurşun beynine isabet eden ve kurtulma ihtimalinin yüzde 5 olduğu söylenen ABD Kongre üyesi Gabrielle Giffords’ı hayata döndürmesiyle tanınıyor. Bizim Mehmet Öz’ün de kayınbiraderi; yani Öz’ün Alem dergisi sayesinde şimdiye kadar yüzbinlerce fotoğrafını gördüğümüz eşi Lisa’nın erkek kardeşi.
11 Hastanedeki ‘fahişe’ kavgası kimler arasında çıktı?
a) Gülben Ergen - Seren Serengil
b) Perihan Savaş - Nebahat Çehre
c) Derya Tuna - Ayşegül Yıldız
d) Yıldız Tilbe - Derya Tuna
e) Seda Sayan - Ebru Gündeş
CEVAP: Bir halef-selef coşması. Halihazırdaki sevgili Ayşegül Yıldız yoğun bakım odasına girer, bunu duyan Derya Tuna çileden çıkar, doktora “Siz bu fahişeyi nasıl odaya alırsınız, kime sordunuz?” diye bağırır, Yıldız “Asıl sen fahişesin!” diye karşılık verir, bunun üstüne diğeri “Benim adım Derya Tuna!” der.
Yaratıcılık büyüleyicidir, beriki de “Olabilir, benim adım da Ayşegül Yıldız,” diye, gazetelerdeki yükleme bakılırsa, ‘meydan okur’! Doktorlar “Yakışmıyor hanımlar,” diye ayırır, büyük oğul Ahmet Tatlı basına konuşmamalarını rica eder, taraflar dağılır. Zor zamanlarda sakin durmak maharet ister.
12 11 yaşındaki hayranına sahneden hangi sıfatı uygun görmüştü?
a) Şıllık
b) Şırfıntı
c) Kaltak
d) Yosma
e) Küçük orospu
CEVAP: Bir konserinde sahneye gelen kızla konuşurken gülerek “Vay, küçük orospu!” dedi ona ve kıyamet koptu. Tamam, bir kız çocuğuna hitaben tercih edilecek laf değil, siyaseten doğruluğunu savunacak halimiz yok, ama bu memlekette, hem de hiç öyle uzaklara uzanmaya gerek kalmadan, oğlanların ‘piç’, ‘hergele’, ‘pezevenk’ diye, kızların da yukarıdaki sıfatların her biriyle sevilip okşanıp taltif edildiğine hiç mi şahit olmadık? Bu yüzden ne çocuk aşağılandığını düşünüp ağlar, ne de ailesi rencide edildiğini düşünüp kahrolur... İbo’nun en ‘masum’ olup da taşlandığı hadiselerden biridir.