Son günlerde özel haberleriyle gündemi değiştiren ve çıktığı ilk birkaç günde tükenen haber dergisi Aktüel, bu kez de İnci Sözlükçüler’e ulaştı ve konuştu!
KİM BU ADAMLAR?
İnci Sözlük, ana akım internet siteleri ve televizyon programlarında esip gürlemeyi sürdürürken, “sözlükler âleminin” yükselen değeri hâline geldi. Toplumsal muhalefetin eğlenceyle birleşerek vücut bulduğu İnci Sözlük’ün hikâyesini, durumunu ve tavrını sitenin yöneticilerinden ve aynı zamanda bir avukat olan “patientia”yla konuştuk.
Televizyonda bir canlı yayın izliyoruz diyelim. Alt yazıdan, içinde sürekli “inci” kelimesi geçen mesajlar geçmeye başlıyor. Programa gelen e-mail’ler okunurken sürekli “İnci Hanım”, “İncirlik”, “İnci gibi” gibi kelimeler geçiyor. Evet, artık dikkat kesilme vakti gelmiş demek, tipik bir İnci Sözlük ziyaretiyle karşı karşıyayız. Özellikle son aylarda bu tür ziyaretlere sıkça rastlar olduk. Kamuoyunun gündemini bir süredir bu tür medya eylemlerini gerçekleştiren İnci Sözlük meşgul ediyor. İnci Sözlük, diğer internet sözlüklerinden oldukça farklı; bir yazma formatı bulunmuyor, küfür etmek serbest. Fakat “İnci”yi bu kadar meşhur eden tabii ki formatından ziyade yaptıkları medya eylemleri. Mesele bu kadar medyatikleşince biz de “Nedir bu İnci Sözlük’ün öyküsü” diyerek konuyu detaylandırmak için habere hazırlanmaya başladık. Sitenin yöneticileriyle iletişime geçebilmek için önce İnci Sözlük’e üye olduk. Site adminlerinden “patientia” İnci Sözlük’ün kuruluş sürecinden ilkelerine, medyayı algılama biçimlerinden medya ziyaretlerine kadar tüm sorularımızı bize “feyk atmadan” yanıtladı. Bu sırada ara ara kendimizi İnci Sözlük yazarlarıyla beraber bazı site anketlerini ziyaret ederken bulduk. İnci Sözlük oluşumu kendiliğinden gelişen bir internet topluluğu. Fikir öncelikle “İnci” rumuzlu site admininden çıkıyor. Bir üslup arayışı ya da bir rekabet anlayışıyla oluşmamış
İnci Sözlük. İleride olacaklar da düşünülmemiş, yani ne görüyorsak kendiliğinden olmuş. Zaten İnci Sözlük’ü İnci Sözlük yapan da bu rahatlık.
Tabii İnci Sözlük medya eylemleriyle beraber popülerleştikçe, bu internet topluluğu hakkında spekülasyonlar da alıp yürüyor. Fakat sözlük adminleri ısrarla altını çiziyor ki; olay herkesten bağımsız. Toplam 12 moderatör ve 30 “gammaz” bulunuyor, binlerce de yazar. Fakat İnci’de durum diğer sözlüklerden biraz farklı. Sitede Eski Yunan’daki gibi doğrudan demokrasi uygulanıyor. Yani bir yazar, site yöneticilerine rahatça sövebiliyor ama site adminlerinin “Vay arkadaş sen nasıl böyle dersin” diyerek bu yazarı siteden uzaklaştırma hakkı yok. Gelin isterseniz sözü daha fazla uzatmayalım ve sizi site adminlerinden “patientia”yla yaptığımız söyleşiyle baş başa bırakalım.
• Facebook’ta yaptığınız bir takım hack’leme eylemleriniz oldu. Bunun sebebi neydi?
İlk önce Facebook hadisesi bir hack’leme vakası değildi, biz “ziyaret” diyoruz bu tür şeylere.
Facebook operasyonu
• Facebook ziyaretinizin sebebi neydi?
Ziyaretimizde illegal bir yön yoktu, bilişim suçları açısından da bir hassasiyet taşımıyordu. Facebook’ta bir açık vardı ve bu açık kullanılarak kaotik bir durum oluşturuldu. Sebep arıyorsak “eğlendik” diyebiliriz. Hoş, eğlenceli ve estetikti. İnsanların alıştığı rahatın ve düzenin arada ivmelenmesi iyi olur, insanı canlı hissettirir, insan yaşadığını fark eder. Bunun yanında Facebook gündeliğimize girmiş bir miskinlik mecrası, ikincil derecede yapay ve samimiyetsiz bir oluşum. Madem Facebook kitlelere güveniyor bazı şeyleri yaparken, o zaman kitlelerin ne olduğunu tecrübe etmesinde bir sorun görmüyorum. Toparlarsak; sebebini bilmiyorum bu ziyaretin ama sonucu ziyadesi ile hoş oldu. Global bir uyuşturucunun etkisindeki kitle birazcık sarsıldı sanırım bu ziyaret sayesinde.
• Murat Bardakçı ve Okan Bayülgen’in programlarında büyük sükse yaptınız. Hedef olarak bu isimleri seçmenizin nedeni neydi?
Okan Bayülgen ve Murat Bardakçı ziyaretleri de diğer hadiseler gibi aslında. En makro anlamıyla eğlence için yapılan şeyler. Bu tip şeylere anlamlar yükleme çabası yanlış aslında, bu eğlenceli şeyleri formlara oturtmak kalıplara sokmak işin kaotik yapısı ile örtüşmez. Bu ziyaretlerde asıl olan samimiyettir, asıl olan samimi olan ile öyleymiş
gibi davrananın birbirinden ayrılmasıdır. Okan Bayülgen örneğin senelerce “fog the system” diye gezmiş, ama haftada üç-dört gün program yapmış. Karşıymış, istemezmiş, ötelermiş gibi davrandığı sistemin ta içinde, o sistemin bir parçası olarak yer almış, hatta o sistemden nemalanmış biri. Yani “öyleymiş gibi davrananlardan”. O yüzden bu tip bir ziyarete hedef olması çok da şaşılacak bir hadise değil. Hâlâ yaptığı şeyi erdemli, kitlesini de entelektüel olarak adlandırmak o insanın samimiyetinin olmadığını
gösterir. Sansürden RTÜK’ten devamlı şikâyet eden bir insan olarak, ziyareti gerçekleştiren arkadaşlarımızı tehdit etti, şikâyetçi olacağını ve çok yanlış bir iş yaptıklarını belirten bir telefon ettirdi. Tabii şikâyetçi olunamayacağını anladıktan sonra işi kendinden öteleme ve haberi yokmuş gibi davranma yoluna gitti ama ilk refleksif hareketi aslında Okan Bayülgen’in kim olduğunu göstermiş oldu. Tüm bu samimiyetsiz durumun içine Murat Bardakçı da girer. Okan Bayülgen hakkında söylediğim her şey Murat Bey için de geçerli. Yaptığı programa birkaç dakika tahammül eden herkes aynı fikre ulaşabilir.
• İnternet üzerindeki baskı ve sansür konusu son dönemlerde Türkiye’nin öne çıkan konuları. İnci Sözlük’ün varlığıyla bu konunun bir ilgisi var mı?
İnci Sözlük’ün varlığı ile sansürün birebir ilgisi var. Sansürsüz, yasaksız bir yaşam alanı isteyen ve düşleyen insanlardan oluşuyor İnci. Ama zaten herkesin kirlettiği bir kavramı bir kez daha kullanıp, bu yağmalamaya katılmak istemiyoruz. İnternet ortamında Ekşisözlük gibi samimiyetsiz yerler, televizyonda Okan Bayülgen gibi kişiler, gündelik yaşamımızda tabi olduğumuz tüm kurallar, ziyadesi ile özgürlük, sansürsüz bir yaşam, bireysel fikir özgürlüğü gibi kavramları boşalttı.
• İnci Sözlük, Ekşisözlük’e de karşı. Ekşisözlük’le aynı mecradasınız oysa…
Ekşisözlük denilen yer, sırf nemalanmak için, sırf daha fazla reklam gelirimiz olsun diye birkaç yazar daha gelsin diye kırk takla atan bir yer. “Sansüre karşıyız” diyen bir mecranın geçmişine ve şu anına baktığınız zaman zaten ne kadar riyakâr ve içi boş olduğunu görürüz. Bir iki soru sorup kapatacağım bu konuyu: Özgürlük ve sansürsüz bir yaşam isteyen, bu konuda sürekli bilirkişi edaları ile ahkâm kesen bir yer; neden Ece Erken başlığını yazı girişine kapatır senelerce, neden korkar? Neden yönetimine iki kelam eleştiri yapan herkesi anında atar bünyesinden? Neden yazar alımlarını sözüm ona kapalı tutar? Neden moderatörlere ve özellikle de ssg’ye (Ekşisözlük’ün kurucusu) methiyeler düzülmesini teşvik eder, bunu ödüllendirir? İnsanların sorunu şu: Özgürlüğü yanlış anlıyorlar. Özgürlük insanların seçeneklerden birisini seçmesi değil, seçeneklerini kendisinin oluşturmasıdır. İnci her kesimden insana her türlü seçeneğin var olduğunu ve bunun sınırının insanların yönelimlerinin olduğunu söyledi o kadar.
• Avukat olduğunuzu öğrendik. Mesleğinizle İnci Sözlük’ün yayın anlayışı arasında bir tezatlık olduğunu düşünüyor musunuz?
Ben dört sene hukuk eğitimi aldım, üç senedir de ceza hukuku alanında yüksek lisans yapıyorum. Bir tezatlık göremiyorum. Kurallarda da yazıldığı üzere biz İnci Sözlük’ü Facebook hesaplarını hack’leyip elimizdeki e-mail database’lerini reklam şirketlerine satmak için kullanmıyoruz. Yani ortada illegal bir oluşum ve bu illegal oluşumun vandal, terörize hareketleri yok.
• Ekşisözlük’te birçok ünlü yazıyor. İnci Sözlük’te de medyada çalışan ya da ünlülerden kimse var mı bildiğiniz?
İnci’de ünlü-ünsüz gibi bir ayrım yapılmıyor, o yüzden bunları belirlemek de fark etmek de imkânsız denilecek ölçüde zor. Ama birebir ilişki içerisinde olduğum pek çok medyatik ve ünlü insan var. Bunların kimler olduğu gibi bilgiler tabii ki bende kalacak ve bunun yanında İnci Sözlük içerisinde yer alan ve bunu kendi yazılarında ilk elden duyurmuş kişiler var, bunları zikretmek sorun olmaz. Kaan Sezyum mesela sürekli ilk kurulduğundan beri İnci’yi takip edenlerden, Erdil Yaşaroğlu gibi bir yığın karikatürcü de var, sürekli çıkıyor “adam haklı” gibi cümleler kullanıp kendi köşelerinden bize selam ediyorlar.
EN ÇOK SES GETİREN İNCİ SÖZLÜK EYLEMLERİ
1- “Topkapı Sarayı’ndaki İnci Sözlük”-Tarihin Arka Odası
Murat Bardakçı, başta Ekşisözlük olmak üzere internet sözlükleriyle arası pek de iyi olmayan bir gazeteci. Tarihin Arka Odası isimli programında e-mail’le gelen bir soruysa
feyk bir içerik ihtiva ediyordu. Gelen mesaj, Topkapı Sarayı’nda inci süslemeli bir sözlüğün olup olmadığını soruyordu. Bardakçı bilgileri ışığında bunun bir palavra olduğunu açıkladı. Arkasından gelen mesajdaysa İnci Sözlük’ün kim olduğu açıklanırken, söyleyeceği ters bir sözde bir hacker saldırısıyla karşı karşıya kalabileceğini anladı Bardakçı. Çözüm tabii ki reklam arası oldu.
2- Facebook’a iki ayrı şok
Facebook’taki yazılım açıklarından yararlanılarak yapılan “ziyaret” neticesinde İnci Sözlük mesajları milyonlarca Facebook kullanıcısının ekranında belirdi. İlk şoku atlatan Facebook, geçen hafta benzer bir ziyarete daha maruz kaldı.
3- Okan Bayülgen ve canlı yayında küfür skandalı
Medya Kralı adlı programa İnci Sözlük yazarları iki defa canlı bağlantıyla katıldı. İkinci telefon bağlantısında küfürlü bir konuşma yapıldı. Bunun üzerine Okan Bayülgen, ertesi gün yayınlanan programda İnci Sözlük’e dava açmayacağını açıkladı.
>> İnternet sözlüklerinde insanların takma isimlerle başkalarını eleştirmelerinden çok şikâyet edildi. Hâlâ bu şikâyetler devam ederken, İnci Sözlük vites büyüttü mü?
Bence kimse vites büyütmüyor. İnci Sözlük olması gereken şeylerden birini yapıyor. Bir noktada sadece bilgiyi bulabilirsiniz, bir diğerinde de o konu üzerine sokakta insanların kendi aralarında neler konuştuklarını ya da konuşmak isteyeceklerini duyabilirsiniz. Takma isim-saklanma konusu ise tamamen yanlış. Her yazan kişinin istenirse kapı numarasına kolaylıkla ulaşılabiliyor. Kimse saklanamıyor.