Kadir Gecesi'nin fazileti ile ilgili hadis kaynaklarında önemli bilgiler bulunmaktadır. İsmini bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'nden alan Kadir Suresi, meali ve fazileti nedeniyle sıkça araştırılmaktadır. Kadir Suresi'nde insanların mümkün olan en yüksek düzeyde ve yoğunlukta Allah'a yönelmelerini öğütlemektedir.
KADİR SURESİ FAZİLETİ
Kur'ân-ı Kerîm'in ne zaman indirildiğini ve bu zamanın özelliklerini belirterek faziletinden faydalanma gereğine işaret eden sûre, "Onu Kadir gecesinde indirdik" meâlindeki âyetle başlar. Müfessirler bu cümlede fiilin sonundaki zamirle Kur'an'ın kastedildiğini, bunun ilk bakışta anlaşılacak kadar belli olduğunu, Kur'an'ın azamet ve kudsiyetine işaret etmek üzere açık isim yerine zamir kullanıldığını söylerler. Âlimlerin çoğu, "peyderpey indirdik" anlamındaki nezzelnâ yerine "indirdik" mânasındaki enzelnâ fiilinin kullanılmasını dikkate alarak âyette, Kur'an'ın tamamının bir defada ulûhiyyet makamından dünya semasına indirilişine temas edildiğini ileri sürmüşlerdir. Bazı âlimlere göre ise bu âyetle doğrudan Hz. Peygamber'e ilk âyetlerin gelişi kastedilmektedir.
Sûrenin faziletiyle ilgili olarak tefsirlerde, "Kadr sûresini okuyan bir kimseye ramazanda oruç tutup Kadir gecesini ihyâ eden kişi kadar ecir verilir" meâlinde bir hadis rivayet edilmişse de (Zemahşerî, IV, 273; Beyzâvî, II, 611) bu rivayet sahih hadis kitaplarında yer almamaktadır.
KADİR GECESİ MUCİZELERİ
Kur'an-ı Kerim'in Kadir gecesinde indirildiği ve bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu belirtilmektedir. Hayırlı olanın bu gecede yapılan amel olduğu, bin ayın ise içinde Kadir gecesinin bulunmadığı bir süreyi ifade etmektedir.
Allah'ın insanlara peygamberler vasıtasıyla son hitabı ve nihai mesajı olan Kuran'ın indirilmesi, insanlığın hidayetine bir dönüm noktası teşkil ettiği için bu olayın gerçekleştiği gece özel bir anlam taşır.
Bir hadisi şerifte, önceki ümmetlerin uzun ömürlü olmaları sebebiyle fazla sevap kazanabilmelerine karşılık Müslümanlara Kadir gecesinin verildiği belirtilir.
Bu gecenin daha çok Ramazanın son 10 veya son 7 günündeki tekli gecelerde aranması gerektiğine dair hadisler gecenin tespitiyle ilgili bize bazı ipuçları vermektedir. Bu hususta sahabeden gelen rivayetlerde en çok Ramazanın 27. gecesi öne çıkıyorsa da bu rivayetler ihtilaflı olduğundan kesinlik ifade etmemektedir. Bazı nakillerde de, hazreti Peygamberin Kadir gecesinin vaktini haber vermeye teşebbüs ettiği ancak o sırada bir konuda anlaşmazlığa düşen iki sahabenin Resulullah'a başvurması üzerine buna fırsat bulamadığı, daha sonrada konunun zihninden silindiği bildirilmektedir.
Kadir gecesini kesin olarak belirlenmemesinin hikmeti üzerinde duran âlimler, bu durumun gecenin feyzinden istifade etmek için daha uygun olduğunu söylemişlerdir. Zira Kadir gecesinin bildirilmesi halinde Müslümanlar sadece o geceyi ihya etmekle yetinebilirlerdi.
Bu geceyi tam bir ihlâs ve samimiyetle Kuran okuyarak, namaz kılarak, tövbe ve istiğfar ederek, efendimize selat-ü selamlar getirerek, anne babalarımızı, akraba ve komşularımızı, fakir ve yoksulları sevindirerek, geçmişlerimizi rahmetle anarak geçirmeliyiz. Günahlarımızdan kurtulmak, dünya ve ahiret saadetine ulaşmak için yüce Allah'ın bize ihsan ettiği mübarek gecelerin en büyüğü ve en faziletlisi olan Kadir gecesini ihmal etmek, ibadetsiz ve boşa geçirmek müslümana yakışmayan bir davranıştır.