OĞLUNUN ÖLDÜRÜLMESİNE NASIL ONAY VERDİ?
1553'de Şehzade Mustafa olayı yaşandı. Mustafa, I. Süleyman'ın Mahidevran Sultan'dan olan ilk çocuğudur. Şehzade Mustafa yetişkinliğe ulaşınca Osmanlı geleneğine uyarak Amasya'ya vali olarak gönderildi. Yine gelenek olduğu üzere annesi Mahidevran Sultan da oğluyla birlikte Amasya 'ya gitti.
Şehzade Mustafa'nın I. Süleyman'ın en büyük oğlu olması ve sevilen bir şehzade olması nedeniyle babasından sonra tahta çıkması bekleniyordu. Ancak Mustafa, babasına bir süre sonra ayaklandı. Bir süre sonra büyük bir tehlike haline gelirken 1553 yılında Ereğli ovasında boğduruldu.
KIZINA HAYRANDI
Mihrimah, babası ile bir arkadaşla konuşurcasına rahat, bir dostuyla dertleşircesine içten davranıyordu. Bu edebiyat ve müzik konuşmaları giderek yerlerini devlet işlerine bıraktılar. Artık Süleyman önemli kararları bile ona danışıyordu. Donanmanın rotası ne olmalı, hangi vezir değiştirilmeli gibi nice önemli konuda padişahın danışmanı olmuştu Mihrimah Sultan. Yorgun ve yaşlı Kanuni, kızının cevval zekasına, kararlılığına hayrandı.
PADİŞAH OĞLUNU ÖLDÜREN İRAN ŞAHINI ÖDÜLLENDİRDİ
Devrin ikiyüzlü vezirlerinin kışkırtması, teşviki ile padişaha asi olan Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Sultan Bayezid, Doğu Anadolu’da gönderilen orduya yenilerek, on bin askeri ile İran’a sığınmıştı.(İstanbul’daki Bayezid semti onun adından gelmektedir).
İran Şahı Tahmasp, kendisine sığınan bu Türk Şehzadesini, önce çok iyi karşılayıp ağırlamıştı. Daha sonra Padişah Kanuni Sultan Süleyman, çok değerli hediye vaat ettiği mektupla, Tahmasp’tan, oğlunun katledilmesini istemişti. İran Şahı Tahmasp önceleri Bayazıd’ın eline geçmesini büyük fırsat olarak görür ve Kanuni’den taviz üstüne taviz kopartır. Şah, Kanuni’den oğlunun idamı için bin türlü istekte bulunur, örneğin Kars’ı dahi ister. Gönderilen hediyeler ve Kanuni’nin baskısı ile en sonunda, kendisine sığınan Şehzade Beyazıt’ı, oğlu Orhan’ı ve on bin askerini katletti.
Padişah Kanuni Sultan Süleyman, oğlunu öldüren Tahmasp’a bir teşekkür ifadesi olarak, üç kere yüz bin altın , yüz bin miktarı tam ayarlı altın ve çeşitli hediyeler, seçkin pişkerler, hesaba gelmez şeyler hazırlanarak vezir vükela ile Tahmasp’a verilmek üzere Başkent Kazvin’e ulaştırıldı.
MİMARİYE ÇOK ÖNEM VERİYORDU
I. Süleyman döneminde imar faaliyetleri devam etti ve ilk iş olarak babası Yavuz Sultan Selim tarafından temelleri atılan İstanbul Sultan Selim Camii'ni tamamladı. Bunun dışında vezirleri birçok yerde adlarına camii, külliye, medrese, hamam ve vakıf yaptırdılar (örn. Rüstem Paşa Camii, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Bozöyük Kasım Paşa Camii vb.)
Bu dönemin en büyük mimarı Mimar Sinan olarak kabul edilir. Sinan, Sultan Süleyman devri ve sonrasında 92 camii, 52 mescit, 57 medrese, 7 darül-kurra, 22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 375 eser vermiştir.
Ayrıca Süleyman, su yollarına önem vermiş ve birçok eski barajdan İstanbul'a su getirtmiştir. Sultanın en önemli yaptırdığı hayrı ise Süleymaniye Camii olarak kabul edilir. Hatta bu camii ile ilgili olarak birçok rivayet mevcuttur. Bunun dışında Bizans döneminde kalan çeşitli su kemerlerini çeşitli yollarla İstanbul'a getirtti. Süleyman, mimariye çok önem veriyordu.
Kanuni devrinde, Sadrazamlar arasında Piri Mehmet, Lütfi ve Sokollu görülür. Şeyhülislamlar arasında, Zenbilli, Kemalpaşazade, Taşköprülüzade, Çivizade ve özellikle Ebusuud, diğer devlet adamları arasında Barbaros, Nişancızade Msutafa, Seydi Bey ve Cafer Ağa, bilim adamları arsında Hace Mahmud, Şeyh Bali, Devriş Mehmed, Mola Abdüllatif, Padişah’ın süt kardeşi Yahya Efendi, Kadızade Acem Efendi, Sümbül Sinan ve Merkez Efendi sayılabilir.
Ayrıca Mimar Sinan, Karahisari, Matrakçı Nasuh, Behram Ağa sanatta, Gelibolulu Mustafa Ali, Selaniki ve Hoca Saadeddin tarihte, Piri Reis ve Seydi Ali Reis coğrafyada önemli kişiliklerdir.
Mimar Sinan, Süleymaniye'yi yaptıktan sonra Kanuni'ye "Padişahım! Sana öyle bir cami inşa ettirdim ki kıyamete kadar ayakta duracak metanete sahiptir!" diyerek, eserini takdim etmişti.
Onun için devlet yönetiminde dört olgu önemliydi;
-Devleti yönetmek için büyük bir ordu,
-Orduyu yönetmek için büyük bir ekonomi,
-Ekonomiyi elde etmek için halkın refahının yüksek olması,
-Halkın refahının yüksek olması için kanunların adil olması. Bunlardan biri bile olmazsa devlet çökmeye mahkum olacaktı.
ÖLÜMÜ
Avusturya Arşidükü Maksimilyan'ın İstanbul Antlaşması'nı bozması, vergisini ödememesi ve Erdel'e girmesi üzerine Son seferini (13. seferi) de Zigetvar Beyi Zirini üzerine yaptı. Yaklaşık 1 ay süren kuşatma sonrası Zigetvar Osmanlı'ya katıldı. Aslında hedef Viyana'ydı. Ancak Sokullu Mehmet Paşa ordunun yetersiz olduğunu düşündüğünden kale kuşatıldıktan sonra İstanbul'a geri döndü. Zigetvar fethedilmeden bir gün önce, 6 Eylül 1566 tarihinde Süleyman vefat etti.