Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kemal Sunal ile yapılan son röportaj

Kemal Sunal ile yapılan son röportaj

Bugün usta sanatçı Kemal Sunal'ın 14. ölüm yıldönümü. Sunal'ı ölümünden hemen önce verdiği son röportajıyla anıyoruz...

Kemal Sunal ile yapılan son röportaj

RÖPORTAJ: ÖZGÜR YİCİ

Kemal Sunal ne Cem Özer'e ne Beyaz'a, ne Okan'a çıktı. Gazeteleri, dergileri hatim etseniz, iki cümlesini zor ayıklarsınız. Çocukluğu da, tiyatroculuğu da medya ordusuna rağmen ıskalanmıştır. Ama sevgili okurlar, yine iyisiniz… Zor ulaşılan Kemal Sunal'la zor konuşulan konuları konuştum. Benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım!

Kemal Sunal ile yapılan son röportaj

Kemal Sunal’ın filmlerinin tekrar gösterildiği anlar, Türkiye’de “tüm çocuklukların yeniden vizyona girdiği” anlardır. Ya da ben öyle hissediyorum. Çocukken arsadaki maçlardan feragat etmemi sağlayan tek şey onun filmleriydi. Hababam Sınıfı’nın video kasetlerini almış, aynı sahnelerde aynı çocuk kahkahalarımı atmıştım. Hala evimde “Korkusuz Korkak” adlı filmin video kaseti var. Bilmiyorum, komik geliyor işte, sıcak falan. Of yaa, edebiyat parçalayıp güzel cümleler kurmaya çalışan çağdaş olma derdindeki gazetecilere döndüm. Bu durumdan da rahatsızım. Kemal Sunal var ya; babadır. Süper komiktir. Her ifadesi, aklı yarımlığını yansıtışı, yürüyüşü, eti, sütü, yünü of yani. Adam fenomen kardeşim. 82 film yapmış, 81 tanesi vizyonlarda yüzbininci reytinglerini kırıyor, sonuncusu Propaganda ise gösterildiği sezonun en çok gişe yapan filmi.

Kemal Sunal ile yapılan son röportaj

Var ya, salağım ben aslında. Onun filmlerine ayırdığım zamanı derslerime ayırsaydım beş master yapar, üç konçerto besteler, Spielberg’le ortak kurduğum şirkette Jurassic Park III’ün senaryosunu yazardım ve de daha çok para kazanırdım. Hiçbir kanal bana “aferin, acayip seyrettin, sayende reytingleri kütürdettik, al şu para da senin” demedi.

Kemal Sunal ile yapılan son röportaj

Değiş tonton…

Kemal Sunal bir eve giriyor. Çok zengin bir ev. Evde bir papağan var. Konuşmaya başlıyor. Bizimki etrafına bakınıyor, şaşkın; “Kim o, kim konuşuyor?” diyor. Kuş “ben konuşuyorum, buradayım” diye üsteliyor. Nihayetinde kuşu keşfeden Şaban yanına gidip özür diliyor: “Kusura bakma abi, ben seni kuş sanmıştım”
Ne oluyor? Primitif şahsım, kahkahalarla gülüyor…
Hanginiz “Kop da Gel Şaban”daki “şiki şiki ba ba” sahnesini bilmez ki?
“Eşşoleşşek” Kemal Sunal’ın ağzında hakaret olmaktan çıkmadı mı?
Kemal Sunal’ın filminin gösterileceği kanal o gece RTÜK kurbanı olursa…
Alper Tunga öldü mü?
Esiz acun kaldı mı?

Kemal Sunal ile yapılan son röportaj

Psikolog gibi olacak ama, çocukluğunuz nasıl geçti, dayak yediniz mi mesela?

Çocukluğumda dayak yedim tabii. Ben biraz da dayağın olmasından yanayım.

Hakkıyla dayak yediniz yani?

Dayak gerektiği zaman çok yararlı, ama bunu iyi ayarlamak lazım. Yararlı oluyor bana göre. Çünkü son zamanlarda bir bakıyorsunuz bütün gençlik bunalımda. Neyin bunalımındalar hiç belli değil. Soruyorsunuz; açıklamıyorlar da. Çünkü rahatlayamıyorlar. Güzel bir şey yapıyorlar, karşılığı yok, kötü bir şey yapıyorlar yine karşılığı yok

Kemal Sunal ile yapılan son röportaj

Doğrularla yanlışlar birbirine mi karışıyor?

Karışıyor tabii. Gençler de bunalıma giriyor. “Aferin” ile “ceza”yı ayırt edemiyorlar. Ben çocukluğumda, gençliğimde bir hata yaptığım zaman babamdan müthiş dayak yiyordum ama rahatlıyordum da. Neden rahatlıyordum? Bir yanlış yapmıştım, onun cezasını çekiyordum. Onun cezasını çekmesem, “ne gün olacak, ne zaman önüme çıkacak” diye hep merak eçinde kalırdım ve bu bende endişe yaratabilirdi.

Anneniz “dövme yavrumu” falan demiyor muydu?

Diyordu. Der… analar der onu, o klasik. Ama benim görüşüm: Hak etmişseniz yiyeceksiniz. Çocuklar biraz yemiyor diye hepsi bunalımda. Bunalımdan kurtarmak lazım çocukları, rahatlatmak lazım.

BİZE ULAŞIN