Sağlıklı beslenmenin yalnızca "ne yediğinizle" ilgili olduğunu sanmayın. Yeni beslenme biliminin üç önemli sorusu var:
Neyi yiyorsunuz? Ne kadar yiyorsunuz? Ne zaman yiyorsunuz?
Le Monde'un aktardığı, 100 binden fazla kişinin 14 yılı aşan verilerine dayanan yeni Fransız araştırması, öğün saatlerindeki düzensizliğin de kalp sağlığını etkileyebileceğini gösteriyor.
YEMEK JET-LAG'I NEDİR?
Hafta içi kahvaltıyı 07.00'de, hafta sonu 11.00'de yapmak; akşam yemeğini bir gün 19.00'da, ertesi gün 23.00'te yemek...
Araştırmacılar bu saat kaymalarına "eating jet lag", yani yemek jetlag'ı adını veriyor.
Çünkü karaciğerimizin, pankreasımızın, bağırsaklarımızın ve yağ dokumuzun da birer biyolojik saati var. Gün ışığı beynin ana saatini, yemek saatleri ise metabolik organlarımızın saatlerini ayarlıyor.
BİR SAATLİK BİLE ÖNEMLİ
Çalışmada, hafta içi ve tatil günleri arasındaki öğün saati farkının her bir saat artması erkeklerde:
Koroner kalp hastalığı riskinde yüzde 21, Genel kalp-damar hastalığı riskinde yüzde 14 artışla ilişkili bulundu.
Kadınlarda ise istatistiksel olarak anlamlı bir bağlantı gösterilemedi. Bunun biyolojik farklılıklardan, kadınların daha az gece vardiyasında çalışmasından veya örneklem gücünden kaynaklanabileceği düşünülüyor.
Önemli not: Bu, gözlemsel bir araştırmadır. Düzensiz yemek saatlerinin tek başına kalp hastalığına neden olduğunu kanıtlamaz; fakat biyolojik saat ile öğün düzeni arasındaki ilişkinin ciddiye alınması gerektiğini güçlü biçimde hatırlatır.
PEKİ, DOĞRU FORMÜL NE?
Neyi? Sebze, bakliyat, tam tahıl, kaliteli protein, zeytinyağı, kuruyemiş ve liften zengin gerçek gıdaları...
Ne kadar? Masadan tıka basa değil, rahatça kalkacağınız kadar. En sağlıklı yiyeceğin bile fazlası metabolik yük olabilir.
Ne zaman? Mümkün olduğunca her gün benzer saatlerde. Günün kalorisini sabah ve öğlene doğru biraz daha fazla, akşam ise daha hafif tüketmek çoğu kişi için metabolik açıdan daha uyumludur.
ÜÇ BASİT TALİMAT
1. Hafta sonu bile öğün saatlerinizi mümkünse bir saatten fazla kaydırmayın.
2. Akşam yemeğini uyumadan yaklaşık 3 saat önce tamamlayın.
3. Gece mutfağın ışığını değil, melatonin sisteminizi çalıştırın.
Kısacası sağlıklı sofranın yalnızca içeriği değil, takvimi ve porsiyonu da önemlidir. Vücudunuz sürpriz menüleri tolere edebilir; fakat sürekli değişen yemek saatlerinden pek hoşlanmaz.
DÖRTLÜ KARIŞIM GERÇEKTEN MUCİZE Mİ?
Yıllar önce önerdiğim basit bir karışım vardı. Okurlar önce "dörtlü karışım" dedi, sonra işi biraz büyütüp "Osman Hoca'nın mucize karışımı" adını taktı. Tarif şuydu: Yoğurdun içine zerdeçal, zencefil, tarçın ve öğütülmüş üzüm çekirdeği... Bir tutam karabiber ve biraz da zeytinyağı.
Peki bu kâse gerçekten mucize mi? Mucize kelimesi biraz iddialı. Sonuçta yoğurt kâsesinden pelerinli bir süper kahraman çıkmıyor. Ama doğru kullanıldığında birbirini tamamlayan faydalı moleküllerden oluşan güçlü bir "besin ortaklığı" ortaya çıkıyor.
DÖRT OYUNCU, DÖRT AYRI GÖREV
Zerdeçalın yıldızı kurkumin. Kurkuminin inflamasyonla ilişkili bazı biyolojik yolları baskılayabildiğini gösteren çok sayıda çalışma var. Fakat küçük bir sorun mevcut: Kurkumin bağırsaktan kolay emilmiyor. İşte karabiberdeki piperin ve zeytinyağındaki yağ burada devreye giriyor. Biri kapıyı aralıyor, diğeri içeri girmesine yardımcı oluyor.
Zencefil; gingerol ve shogaol gibi molekülleriyle karışımın mide dostu, antioksidan ve inflamasyon karşıtı oyuncusu. Özellikle sindirim, bulantı ve eklem yakınmaları konusunda dikkat çekici bilimsel verileri var. Tarçının içindeki sinnamaldehit ise glikoz metabolizmasıyla ilgileniyor. Bazı araştırmalarda açlık şekeri ve insülin duyarlılığı üzerinde mütevazı yararlar görülüyor. Ama altını çizelim: Tarçın diyabet ilacı değildir. İlaç kutusunu kaldırıp yerine tarçın kavanozunu koymak, metabolizmaya yapılabilecek en tatsız şakalardan biridir.
Öğütülmüş üzüm çekirdeği de proantosiyanidinler başta olmak üzere güçlü polifenoller sağlıyor. Ancak üzüm çekirdeği mutlaka öğütülmeli. Aksi halde sindirim sisteminiz onu misafir gibi karşılar, gezdirir ve fazla tanışamadan uğurlar.
TARİFİMİZ NET
Yarım su bardağı yoğurda:
Yarım çay kaşığı zerdeçal
Yarım çay kaşığı zencefil
Yarım çay kaşığı tarçın
Yarım çay kaşığı taze öğütülmüş üzüm çekirdeği
Çay kaşığının ucuyla karabiber
1–2 çay kaşığı soğuk sıkım sızma zeytinyağı ekleyin ve iyice karıştırın.
Haftada üç-dört kez kahvaltıda veya ana öğünlerin yanında tüketmek yeterli. Fazlası daha fazla fayda anlamına gelmez. Baharat dünyasında da "çok koydum, çok sağlıklı oldum" diye bir kural yoktur.
NEDEN YOĞURT?
Yoğurt yalnızca taşıyıcı değil; protein, kalsiyum ve fermente yapısıyla karışıma ayrı bir değer kazandırıyor. Baharatların keskin tadını yumuşatıyor, yağda çözünen bileşenlerin kullanımını kolaylaştırıyor. Kısacası bu kâse yalnızca baharat deposu değil; protein, polifenol ve faydalı yağların küçük bir toplantısıdır. Toplantı kısa sürer ama gündemi kalabalıktır.
HERKESE UYGUN MU?
Hayır. Safra taşı veya safra yolu sorunu bulunanlar, reflüsü hassas olanlar, kan sulandırıcı ya da kan şekerini ve tansiyonu düşüren ilaç kullananlar düzenli tüketmeden önce doktorlarına danışmalı. Çünkü "doğal" kelimesi, "etkisiz ve sınırsız" anlamına gelmez.
Sonuç mu?
Dörtlü karışım tek başına hastalıkları önlemez, gençleştirme makinesi gibi çalışmaz ve kötü bir beslenme düzeninin günahlarını silmez. Ama sağlıklı bir sofraya eklendiğinde faydalı bitkisel molekülleri pratik biçimde bir araya getiren akıllı bir destek olabilir. Adına "mucize" demek okurun hoşluğu... Benim tercihim daha sade: Küçük bir kâse, güçlü bir ekip!
ÇÖREK OTU DA KADROYA GİREBİLİR
Karışımı biraz daha zenginleştirmek isteyenler soğuk sıkım sızma zeytinyağının yanına az miktarda soğuk sıkım çörek otu yağı ekleyebilir. Bir başka seçenek de karışıma bir çay kaşığı hafifçe ezilmiş veya taze öğütülmüş çörek otu ilave etmektir.
Çörek otunun bilimsel yıldızı "timokinon" isimli moleküldür. Timokinonun antioksidan ve inflamasyon karşıtı özellikleri; kan şekeri, kan yağları ve bağışıklık sistemi üzerindeki muhtemel etkileri araştırılıyor. Mevcut çalışmalar ümit verici olsa da çörek otunu tedavi yerine koymak için henüz yeterli değil.
Yağını kullanacaksanız güvenilir, koyu renkli şişede saklanan ve soğuk sıkımla üretilmiş bir ürün seçin. Çünkü çörek otu yağı ışığı, sıcağı ve uzun süre açıkta beklemeyi pek sevmez. Nazlıdır ama doğru saklanırsa çalışkandır.
Çörek otu yağının tadı da oldukça baskındır. İlk kez kullanıyorsanız birkaç damla veya yarım çay kaşığıyla başlayın; tolere ederseniz miktarı bir çay kaşığına çıkarın. Hem yağını hem tohumunu aynı kâseye doldurmak zorunda değilsiniz. Sağlık karışımı hazırlıyoruz, baharat güreşi düzenlemiyoruz.
GLP-1'LER YENİ LONGEVITY İLACI MI?
Kilo verdiriyor, kan şekerini düzeltiyor, kalbi ve böbreği koruyor, yağlı karaciğeri geriletiyor... GLP-1 ilaçlarının marifet listesi zaten uzundu. Şimdi listeye çok daha iddialı bir ihtimal ekleniyor:
Yaşlanmayı yavaşlatmak ve ömrü uzatmak!
Scientific American'ın gündeme taşıdığı ve Nature'da yayımlanan yeni araştırmada, ileri yaştaki farelere semaglutid verildi.
Sonuç oldukça şaşırtıcıydı:
Tedavi gören farelerin ortanca yaşam süresi yaklaşık yüzde 12 uzadı.
İLERİ YAŞTA BAŞLANDI, İŞE YARADI
Araştırmacılar semaglutidi 20 aylık dişi farelere vermeye başladı. Bu yaş, kabaca 60'lı yaşlardaki bir insana benzetilebilir. Yani tedavi gençlikte değil, yaşlanma süreci belirgin biçimde başladıktan sonra uygulandı.
İlaç verilen farelerin ortanca yaşam süresi 742 günden 834 güne çıktı.
Üstelik bu fareler yalnızca daha uzun yaşamadı:
Daha fazla hareket etti.
Koşu bandında daha uzun süre koştu.
Dönen çubuk üzerinde dengesini daha iyi korudu.
Labirent testlerini daha hızlı çözdü.
Hafıza ve merak davranışlarını daha iyi sürdürdü.
Dokularında daha az yıpranma ve inflamasyon görüldü.
Başka bir ifadeyle semaglutid yalnızca lifespan'i, yani yaşam süresini değil; healthspan'i, sağlıklı geçirilen yaşam süresini de desteklemiş görünüyordu.
SADECE AZ YEMEK Mİ?
GLP-1 ilaçları iştahı azaltıyor. Bu nedenle akla gelen ilk açıklama, faydanın yalnızca daha az kalori tüketmekten kaynaklandığıydı.
Araştırmacılar bu ihtimali anlamak için ayrı bir deney yaptı. Bir grup fare semaglutid kullanırken diğer grup ilaç almadı ama yüzde 24 daha az beslendi. İki yaklaşım kas gücü ve koordinasyon açısından benzer sonuçlar verdi.
ZERDEÇAL GERÇEKTEN İNFLAMASYONU AZALTIR MI?
Zerdeçala sarı rengini veren temel bileşiklerden biri kurkumindir. Kurkumin; inflamatuvar sinyaller, oksidatif stres ve ağrı yolları üzerindeki etkileri nedeniyle özellikle diz osteoartriti, egzersiz sonrası kas ağrısı ve yağlı karaciğerde araştırılıyor.
Diz kireçlenmesine ilişkin meta-analizlerde ağrı ve tutuklukta mütevazı iyileşmeler bildirildi. Alzheimer'ı önlediğini veya kanseri tedavi ettiğini gösteren yeterli insan verisi yok.
Günlük mutfak kullanımı
Yemeklerde günde:
½–1 çay kaşığı zerdeçal
Yaklaşık 1–3 gram zerdeçal tozu çoğu sağlıklı yetişkin için makul bir mutfak miktarıdır.
Çorba, mercimek, sebze, yumurta ve yoğurda eklenebilir. Yağ içeren bir öğünle tüketmek emilimi destekleyebilir.
Kurkumin zerdeçalın yalnızca küçük bir bölümünü oluşturur. Bu nedenle çalışmalarda kullanılan 500–1.000 mg kurkumin ekstresini, 500–1.000 mg zerdeçal tozuyla karıştırmamak gerekir.
Karabiber şart mı?
Karabiberdeki piperin kurkuminin emilimini artırabilir. Fakat aynı zamanda bazı ilaçların emilim ve metabolizmasını da değiştirebilir.
Kimler dikkat etmeli?
Safra taşı veya safra yolu hastalığı bulunanlar
Kan sulandırıcı kullananlar
Reflü ve hassas mide sorunu olanlar
Gebeler
Karaciğer hastalığı bulunanlar
Kemoterapi veya çoklu ilaç kullananlar
Özellikle emilimi artırılmış kurkumin takviyeleriyle seyrek de olsa karaciğer hasarı bildirilmiştir. Sarılık, koyu idrar, bulantı veya belirgin halsizlik gelişirse ürün bırakılmalı ve değerlendirme yapılmalıdır.
Sonuç: Zerdeçal yararlı bir mutfak baharatı, kurkumin ise umut veren bir araştırma alanıdır. Ama zerdeçal sarı renkli bir kortizo