Son dakika! Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), 10 Ağustos'ta Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremin ardından kaydedilen 786 artçı depremden 17'sinin 4.0 büyüklüğünde olduğunu bildirdi.
786 ARTÇI DEPREM!
AFAD'dan konuyla ilgili yapılan açıklamada, "10 Ağustos'ta Sındırgı'da meydana gelen Mw 6.1 büyüklüğündeki depremden sonra, 12 Ağustos saat 09:00 itibarıyla 786 adet artçı deprem meydana gelmiştir. Büyüklüğü 4.0'ın üzerinde olan deprem sayısı 17'dir" ifadeleri yer aldı.
Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer, Balıkesir'in Sındırgı ilçesindeki 6.1 büyüklüğündeki depremin 7,7 kilometre derinliğinde, yeryüzüne çok yakın bir alanda meydana geldiği için İstanbul, İzmir, Muğla, Eskişehir, Ankara gibi birçok şehirde hissedildiğini belirterek, "Birkaç hafta sürebilecek artçı deprem sürecini oluşturabilecek bir büyüklükte. Bu sürede meydana gelebilecek 5 büyüklüğüne kadar olabilecek artçı depremleri vatandaşlarımız normal karşılamalı" dedi.
Sındırgı ilçesinde 6.1 büyüklüğünde meydana gelen deprem, Balıkesir'in yanı sıra İzmir, İstanbul, Eskişehir, Muğla gibi birçok şehirde de hissedildi.
Depremi Sındırgı fayının meydana getirdiğini ifade eden Jeofizik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Sinancan Öziçer, bölgede geçmiş yıllarda 7 büyüklüğüne ulaşan fay segmenti olduğunu vurgulayarak, "Deprem, 7,7 kilometre derinliğinde, sığ, kabuğun en üst kısmında, yeryüzüne çok yakın bir alanda meydana geldi. Bu da deprem dalgalarının sadece Balıkesir'de değil İstanbul, İzmir, Muğla, Eskişehir, Ankara'ya kadar hissedilmesine sebep oldu. 6.1 büyüklüğü orta sınıf bir deprem. Bu da birkaç hafta sürebilecek artçı deprem sürecini oluşturabilecek bir büyüklükte. Bu sürede meydana gelebilecek 5 büyüklüğüne kadar olabilecek artçı depremleri vatandaşlarımız normal karşılamalı" diye konuştu.
Depremin bölgedeki başka faylara da etkisi olabileceğini dile getiren Öziçer, "Orada biriken enerjinin birçoğu deprem dalgaları olarak yeryüzüne çıktı. Çok az bir kısmı kalmış olabilir, yanındaki diğer faylara bir transfer olma ihtimalini doğurabilir. Vatandaşlarımızın daha temkinli olmalarını, bugünlerde bilmedikleri, tanımadıkları binalara çok girmemelerini, kendi binalarında çatlak olduğu takdirde hemen meslek odalarına veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl müdürlüklerinin uzmanlarına baktırarak hasar tespitinin yaptırmasını tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı.
İZMİR'DE EN ÇOK BAYRAKLI, KARŞIYAKA, ÇİĞLİ VE BORNOVA'DA HİSSEDİLDİ
Depremin İzmir'de en çok Bayraklı'nın Manavkuyu ve Mansuroğlu mahallelerinde hissedildiğini aktaran Sinancan Öziçer, "Karşıyaka ve Çiğli bölgelerinde de ciddi şekilde hissedildi. Bornova'nın biraz daha tepelerinde hissedildi. Deprem dalgalarının her zeminde farklı genlikte ya da karakteristik göstermesinden kaynaklı oldu. Deprem dalgası yüzeyde yayılırken kayalık, çakıllı, alüvyon zeminden geçiyor. Alüvyon yani içinde kum ve siltin olduğu bir zemine geldiği zaman deprem dalgaları gücünü artırıyor, genliğini, şiddetini fazlalaştırıyor. Belli bir kilometreden ilerleyip de azalan bir ivmeyle geldiği anda tam sönümleyecekken genliğini artıran bir zemine geldiğinde tekrardan güçleniyor. Bu da o zeminin üzerinde olan yapılarda şiddetini artırdığından dolayı vatandaşlarımızda korku ve paniğe sebebiyet veriyor. İzmir'de, İstanbul'un Beylikdüzü, Avcılar, Büyükçekmece gibi ilçelerinde daha fazla hissedilmesinin nedeni bu" dedi.
Öziçer, "Balıkesir İzmir'e uzak, 6.1 de orta derecede deprem büyüklüğüne geliyor. Aydın veya Manisa'da, İzmir'e daha yakın Ege açıklarında daha büyük bir deprem olsaydı burada daha korkutucu, hasar verici bir sonuçla karşı karşıya kalabilirdik" diye konuştu.
Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Şükrü Arslan, "Konya bir deprem şehri değil, Konya çok daha güvenli bir şehir, deprem Konya'da yaşanmaz" algısının aslında yanlış olduğu, bilimsel olarak hiçbir karşılığının olmadığını söyledi.
Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Arslan, Konya'da birçok aktif fay olduğunu ve deprem açısından Konya'yı ciddi oranda tehdit ettiğini söyledi.
"TUZ GÖLÜ FAY ZONU 6.8 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM POTANSİYELİNE SAHİP"
Konya'daki aktif fayları yerbilimciler olarak iki farklı kategoriye ayırdıklarını belirten Arslan, "Bunlardan en önemlisi bölgesel faylar dediğimiz, Konya'ya kadar uzanan ya da Konya'nın komşu illerinden geçen ama potansiyeli çok yüksek, bunların bir deprem üretmesi halinde büyük ivmeli 6 ve üzerinde 7'lere ulaşan ivmelerde deprem üretebilecek potansiyele sahip faylar olduğu ve bu fayların Konya merkezine yaklaşık 150 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen Konya'nın ova zemini olmasından dolayı orada büyük ivmeli depremlerin Konya'da yıkıcı bir etkisi olacağını öngördüğümüz faylar. Bu faylar nerelerde, hangileri derseniz; bunlardan birincisi Afyon Sultandağlarında Akşehir zonlarına Ilgın'a kadar uzanan Akşehir Sultandağı Fay Zonu. Bu da yine potansiyeli yüksek 1990'lı yıllarda bir deprem üretti ve Akşehir'de de yıkımlara sebebiyet vermişti. "
"Yine potansiyeli yüksek Konya'yı tehdit eden fayların başında gelen bir fay. Bir diğer fayımız Tuz Gölü'nün üst tarafından keserek aşağıda Aksaray'a kadar inen ve Aksaray'ın merkezinden geçen Tuz Gölü Fay Zonumuz var. Yine Tuz Gölü Fay Zonumuz 6.8 büyüklüğünde bir potansiyele sahip fay zonu olup, uzun yıllardır enerji birikimini kırmamış yani deprem üretmemiş, potansiyeli yüksek, sismik boşluk haritasında gösterilen, her an deprem üretebilecek bir fay zonu olarak karşımıza çıkıyor. Yine bu Tuz Gölü Fay Zonunda ivmesi yüksek bir deprem olması halinde yaklaşık Konya'dan uzaklığı 150 kilometre olan Konya merkezinde çok ciddi hissedileceği ve ciddi sarsıntılara uğratacağı ve yıkım olma potansiyeli yüksek bir fay olarak duruyor. Bir diğer bölgesel fayımız ise yine Konya ilimizi etkileyen Ecemiş fayı dediğimiz hemen Kayseri bölgesinde Aksaray'a doğru uzanan Ecemiş Fay Zonumuz var. Bu fay zonumuz da yine potansiyeli yüksek, Konya'yı tehdit eden bölgesel fay olarak adlandırıyoruz. Bunların haricinde Konya'nın bir diğer sınıflandırdığımız yerel faylar dediğimiz, Konya'nın kendi sınırları içerisinde bölgesel faylara göre nispeten daha küçük, potansiyeli daha düşük 4 ila 5 büyüklüğünde bir deprem üretebilecek fay zonlarımız var. Bu fay zonlarımız; işte Ilgın Fay Zonumuz aynı şekilde Altınekin Fay Zonumuz, Cihanbeyli Fay Zonumuz ve Konya merkezinden geçen Konya Fay Zonumuz var. Bu fay zonlarımız potansiyel olarak 4 ila 5.5 büyüklüğünde depremler üretebilecek, kendine münhasır aktif faylar olarak karşımıza çıkmaktadır" ifadelerini kullandı.
"DEPREM KONYA'DA YAŞANMAZ ALGISI YANLIŞ"
Özellikle son 15 yılda Konya'da meydana gelen 4 ve üzeri büyüklükteki depremlerde, bu fay zonlarının aktif olarak rol aldığını, hareket ettiğini ve kırılmaların bu zonlar üzerinde gerçekleştiğini net bir şekilde gördüklerini belirten Arslan, "Sonuç olarak geçmiş dönemlerde çokça dile getirilen işte Konya bir deprem şehri değil, Konya çok daha güvenli bir şehir, deprem Konya'da yaşanmaz algısının aslında yanlış olduğu, bilimsel olarak hiçbir karşılığının olmadığı bugün karşımıza net bir şekilde çıkıyor ve buna binaen deprem ivmelerine uygun depreme dirençli şehirleşmenin mutlak suretle Konya'da yapılması gerektiğini biz vurguluyoruz. "
"Çünkü Konya diğer illere nazaran bir Ova zemine sahip, ova zeminler deprem anında ne yazık ki kötü zeminler olarak biz adlandırırız ve depremde zemin büyütmesi dediğimiz dalgayı yapılara daha şiddetli hissetmelerine sebebiyet verir."
"O yüzden bizim etkilenmemiz diğer zeminlere göre daha yüksek, hissetmemiz daha yüksek olacağından dolayı bizim Konya'da mutlak suretle hem yerel fayları hem de bölgesel fayları dikkate alarak bu ivmelerin karşılığına göre yapılaşma ve depreme dirençli bir Konya imar etmemiz gerekiyor ki sonrasında üzülmeyelim, yıkılmayalım" şeklinde konuştu.