Torosların zirvesinde gün doğmadan mesaiye başlayan Yörük kızları, bir yandan yaklaşık bin keçilik sürünün sorumluluğunu omuzlarken, diğer yandan eğitim hayatlarındaki hayallerinin peşinden koşuyor. Kimi KPSS'ye, kimi üniversite sınavına hazırlanan genç kızlar, zorlu yayla şartlarına rağmen çalışmaktan ve okumaktan vazgeçmiyor. Onlar için azim, hem sürünün hem de geleceğin peşinden koşmak demek. Fatma Nur, Özge, Medine ve Tuğba Nur...
Onlar, Mersin'in Tarsus İlçesine bağlı, Toros Dağlarındaki Çukurbağ köyünde yaşayan ve keçi yetiştiriciliği yapan Yörük bir ailenin dört kızı. Eğitim döneminde okullarına devam eden Yörük kızları, yazları ise Toros Dağları'nın bin 250 rakımlı Ziftlik Yaylası'nda geçiriyor. Ailelerinin dört kuşaktır sürdürdüğü keçi çobanlığını, beşinci kuşak olarak geleceğe taşıyan kızlar, dört erkek kuzenleri ile birlikte babaları ve amcalarının bin keçilik sürüsünün sorumluluğunu omuzluyor. Gün doğmadan başlayan mesaileri, gün batımına kadar sürüyor.
MESAİ 06.30'DA BAŞLIYOR
Sabah 06.30'da kalkan Yörük kızları, oğlakları suladıktan sonra, yaklaşık bin keçinin bulunduğu sürüden 350-400'ünün sağımını yapıyor. Kızlar sağım yaparken, kuzenleri de keçileri tutuyor. Elde edilen sütü peynir ve diğer süt ürünlerine dönüştüren Yörük kızları, yine kuzenleriyle birlikte keçileri otlatıp bakımlarını yapıyor. Çoban kızlar, bütün bu yoğunluğa rağmen eğitimlerinden de vazgeçmiyor. Kimi KPSS'ye, kimi üniversite sınavına, kimi meslek sahibi olmaya hazırlanıyor. Torosların zirvesinde bir yandan çalışıp bir yandan okuyan Yörük gençleri, emek ve azimle geleceğe hazırlanıyor.
SEVEREK YAPINCA ZORLANMIYORSUNUZ
Çocuk Gelişimi Bölümü'nden mezun olan ve KPSS'ye hazırlanan Fatma Nur Erdem (23), "Yayla hayatı bana huzur veriyor. Keçi çobanlığı kolay değil. İşi severek ve keyifle yaptığınızda zorlanmıyorsunuz" diyor. Liseyi bitiren ve üniversiteye hazırlanan 20 yaşındaki Özge Erdem ise, "Bir yandan keçileri otlatırken, diğer yandan sınava hazırlanıyorum. Kardeşler olarak, birbirimize her konuda destek oluyoruz. Sosyal medyada bize 'keçi çobanı' diyerek dalga geçiyorlar. Ama hiç gocunmuyorum. Sonuçta bu baba mesleğimiz. Aile mesleğini sürdürmekten de gurur duyuyorum. Yalnızca bir geçim kaynağı değil, ailemden devraldığım bir miras. Üniversiteyi kazanıp, Tıbbi Sekreterlik okumak istiyorum" dedi.
DÜŞLERİ ŞEHİRDE HAYATLARI YAYLADA
Sağlık Meslek Lisesi'nden mezun olan ve üniversitede hemşirelik okumayı hedefleyen 18 yaşındaki Medine Erdem, "Eğitim hedefinden vazgeçmeden aile mesleğini sürdürmek mümkün Amacım hemşire olmak. Bunun için yaylada hem çobanlık yapıyor hem de sınava çalışıyorum. Ayrıca bu dağlar bize doğal ve sağlıklı bir hayat sunuyor. Keçileri de dağları da kitapları da çok seviyorum." Ailenin 10 yaşındaki en küçük temsilcisi olan ilkokul öğrencisi Tuğba Nur Erdem, "Keçilerle vakit geçirmekten büyük keyif alıyorum. Benim de hayalim, ablam gibi hemşire olmak."
GELENEĞİ DE GÜDÜYORLAR
Eğitim hayatlarını sürdürürken aile mesleklerine de sahip çıkan sekiz kuzen, Torosların zorlu coğrafyasında Yörük kültürünü de yaşatıyor. Onların hikayesinde çobanlık ile eğitim birbirinin karşıtı değil. Aksine gençler, yaylada öğrendikleri sabır, sorumluluk ve çalışkanlığı eğitim hayatlarına da taşıyor. Torosların zirvesinde başlayan her gün, onların hem geçim hem de gelecek mücadelesine dönüşüyor.
KEÇİ KİMSEYİ AÇ BIRAKMAZ
Çocuklarının önceliğinin eğitim ve meslek sahibi olmaları olduğunu belirten baba Mehmet Erdem, keçi yetiştiriciliğinin kendileri için vazgeçilmez olduğunu ifade ederek, "Rabbim bana 4 erkek, ağabeyime ise 4 kız verdi. Hepsi derslerinde çok başarılı oldukları gibi yaylada da başarılılar. Bin keçilik sürü onlara emanet. Dedelerimizden yadigâr kalan keçi yetiştiriciliği ve çobanlığı bizden sonra çocuklarımız inşallah devam ettirecek. Keçi işiyle uğraşan kimse bugüne kadar aç kalmamıştır. Bu keçiler evlatlarımızın hiçbirini aç bırakmaz" dedi.
ERKEK KUZENLER DE OKUMAK İSTİYOR
Yörük kızlarının kuzenleri de hem okuyup hem çobanlık yapıyor. Kuzenlerden en büyüğü Ömer Can (17), gelecekte babasının yerini almak istediğini belirtirken, Enes Arif (16), Akif Eren (13) ve Ali Mert (12) ortaokul ve lisede öğrenim görüyor. Çocukların en büyük zevki ise yaylada, tekeler üzerinde güçlerini test edip, çoban köpekleriyle oynamak. Ali Mert büyüyünce veteriner, Enes Arif inşaat mühendisi olmak isterken, Ömer Can ve Akif ise babaları gibi keçi yetiştiriciliği yapmak istiyor. 150 kilo ağırlığındaki tekeleri başa çıkan Ömer Can; "Ben babamın yolundan gitmek istiyorum. Yaylada keçilerle birlikte olmak bana huzur veriyor. Kendimi buraya ait hissediyorum" dedi.