Bir muz ağacı ömründe sadece bir kez meyve verir. Salkım kesildikten sonra geriye kalan kalın gövde — botanikte "yalancı gövde" olarak adlandırılan kısım — artık hiçbir işe yaramaz hale gelir. Brezilya, Hindistan, Ekvador ve Filipinler gibi büyük muz üreticisi ülkelerde bu gövdeler uzun yıllar boyunca ya tarlada çürümeye bırakıldı ya da yakıldı.
Bazı üretim sistemlerinde hektar başına ortaya çıkan bitkisel atık miktarının 220 tona kadar ulaştığı biliniyor — yani devasa bir israf söz konusu.
Ancak son yıllarda bu tablo tersine döndü. Sorunun kaynağı olan gövdeler, şimdi tam tersine talep gören bir hammaddeye dönüşmüş durumda.
Değişimin arkasında, gövdenin içindeki doğal liflerin şaşırtıcı derecede dayanıklı olduğunun keşfedilmesi yatıyor. 2020 yılında SN Applied Sciences dergisinde yayımlanan bir çalışmada, muz gövdesinden mekanik yöntemlerle çıkarılan liflerin özellikleri incelendi ve sonuçlar beklenenin ötesindeydi:
Taze kesilmiş gövdeler oldukça ağır, yüksek oranda su içeriyor ve kısa sürede bozulmaya başlıyor. Bu yüzden gövdeleri uzak mesafelere taşımak hem maliyetli hem de hammaddenin kalitesini düşüren bir seçenek.
Bu nedenle üretim tesisleri genellikle doğrudan muz yetiştirilen bölgelerin yakınına kuruluyor; gövdeler fermantasyon başlamadan fabrikaya ulaştırılıyor.
Fabrikaya gelen gövdeler önce büyüklük, nem oranı ve genel durumlarına göre ayrıştırılıyor. Ardından "mekanik dekortikasyon" adı verilen bir işlemle silindir ve bıçaklar yardımıyla gövde ezilip lifli kısım yumuşak dokudan ayrılıyor.
Bu mekanik yöntemin bir avantajı da, doğal lif üretiminde sıkça kullanılan ağır kimyasal banyolara olan ihtiyacı azaltması. Elde edilen kaba lifler daha sonra yıkanarak kalıntılardan temizleniyor ve koku gideriliyor.
Brezilya'nın Santa Catarina eyaletindeki SENAI Tekstil Teknolojisi, Giyim ve Tasarım Enstitüsü, bu süreci laboratuvardan çıkarıp sanayi ölçeğine taşıyan "Banana Têxtil" adlı bir proje geliştirdi. Proje, prestijli BRICS Solutions Awards yarışmasının finaline kadar yükselerek muz lifinin endüstriyel potansiyeline dikkat çekti.
Üretim sürecinin kritik aşamalarından biri kurutma. Journal of Natural Fibers dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre kurutma sıcaklığı, elde edilen liflerin dayanıklılığını doğrudan etkiliyor. Bu yüzden sanayi tesisleri lifleri sadece açık havada bırakmak yerine, sıcaklığı kontrol edilebilen özel kurutma sistemleri kullanıyor — amaç, küf oluşumunu önlerken lifin gücünü korumak.
Kurutulan lifler, kullanım alanına göre farklı işlemlerden geçiyor. Tekstilde ipliğe dönüştürülen lifler, daha yumuşak kumaşlar elde etmek için pamukla karıştırılabiliyor.
Muz lifinin ortalama çapı 110 mikrometre olarak ölçülürken, bu değer jütte 59, sisalde ise 205 mikrometre civarında. Lifler ayrıca kompozit malzemelerde keçe hâline getirilebiliyor, kağıt ve ambalaj üretiminde de selülozik hammadde olarak değerlendiriliyor.
Sürecin sonunda ortaya çıkan posa, özsu ve diğer organik kalıntılar da boşa gitmiyor. Bilimsel çalışmalarda bu kalıntıların mikrobiyal bileşenlerle birleştirilerek organik sıvı gübre üretiminde kullanılabileceği gösterildi. Bazı tesisler bu kalan malzemeyi kompost, biyogaz ya da sıvı gübreye dönüştürmeyi de test ediyor.