İŞ’TE İNSAN – 05.03.09
Feride CEM
Feride.cem@sabah.com.tr
“Güzellik ve temizlikten taviz vermiyoruz”
Ahmet Pura, temizlik ve kozmetik ürünleri sektörünün çok yakından tanıdığı bir isim. "36 yıldır bu sektörde emekçilik yapıyorum" diyor ve kendisini “adeta bir temizlik elçisi” olarak tanımlıyor. Birçok dernekte aktif görev alıyor, pazarın büyümesi, tüketicinin bilinçlenmesi için yoğun biçimde çalışıyor. Bu yüzden de son yıllarda pazarda yaşanan gelişmelerden dolayı bir hayli mutlu. Tüketicinin bilinçlenmesinin, sektörün sağlıklı büyümesini sağladığı görüşünde. İşte tam da bu nedenle temizlik ve kozmetik ürünleri sektörünün krizden etkilenmediğini müjdeliyor.
Türkiye'deki kozmetik pazarının büyüklüğü 2.4 milyar; temizlik ürünlerininki ise 2.7 milyar dolar. Toplamda 5.1 milyar doları bulan pazarda faaliyet gösteren oyuncu sayısını tespit etmek ise neredeyse imkansız. Bunun haksız rekabet yarattığını düşünen Pura ile krizin pazara etkisi ve bu alanda nasıl bir gelecek olduğunu konuştuk.
Krizin kozmetik ve temizlik ürünleri sektörünü çok fazla etkilemediği söyleniyor. Anlaşılan krize rağmen güzelliğimizden ve temizliğimizden taviz vermemişiz…
Kriz bir takım sektörlerde çok büyük olumsuzluklar yarattı ama kozmetik ve temizlik ürünleri sektöründe durum kötü değil. 2008 sonunda temizlik ürünleri satışlarında -bir önceki yıla göre- yüzde 13, kişisel bakım ürünlerinde yüzde 9.9 büyüme var. Bu iyi bir sonuç!
Kriz etkilemedi yani sizi...
Tabii ki etkiledi... Ancak ucuza kaymalar var; en önemlisi de paket küçüldü. Daha önce belli bir miktarda alım yapanların şimdi paketin fiyatını düşürmek için daha az ürün aldıklarını görüyoruz mesela.
Alışkanlıklar değişiyor yani?
Alışverişte, bakkallara ve küçük marketlere doğru kayış var. Bu tip dönemlerde mahalle halkı büyük alışveriş merkezlerinden çok ‘bakkal amca’ya gidiyor. Çünkü bakkallar bu ülkenin coğrafi ve kültürel olarak realitesi olduğu kadar, finansal olarak da gerçeğini yansıtıyor. Bakkalların ve toptancıların bu sektörün atardamarları olduklarını düşünüyorum. Dolayısıyla oraya yönelme bizi mutlu ediyor.
2001 kriziyle kıyasladığınızda, ucuz mallara yönelme ne oranda?
Ucuz mallara yönelme 2001 yılında daha fazlaydı. Bu dönemde nispeten daha az. 2001'de genel ürün grupları içinde ucuz ürünlerin payı yüzde 4-5'leri bulmuşken şimdi 2'lerde olduğunu söyleyebiliriz. Bu düşüşü bilinçlenmeye bağlıyorum. Sahte ve taklit ürünlerin cazibesi, ucuz olmalarıdır. Ancak bu ucuzluğun bedeli ağır olabilir. Bu tip ürünler, zarar veriyor ya da sağlık problemleri yaratıyor. Astarın yüzünden pahalıya geldiğini gören tüketici, bu ürünlerden uzaklaştı.
2008’i bir önceki yıla göre büyümeyle kapatmışsınız. 2009 yılının ilk çeyreği geride kaldı. Bu yıl için neler söylersiniz?
Bu krizi ‘deprem’ olarak nitelendiriyorum. Bu deprem finansal bazlı olduğu için ödemelere yönelik birtakım problemler yaşanıyor. Bu nedenle taksitlendirmenin yoğun olduğu yerlere ilgi var. Buna rağmen şubat sonuna baktığımız zaman genel durumuzda bir olumsuzluk söz konusu değil. Sektörümüzde çok büyük bir hasardan söz etmek pek mümkün değil. Elbette bizde de sorunlar var. Psikolojik bir durum var ama böylesi dönemlerde saçımıza başımıza daha bir özen gösteriyoruz.
Erkeklerin kozmetik tüketiminde de artış var galiba...
Eskiden erkeklerimiz süslü değildi ama son yıllarda onlar da başladı. Dünyada da öyle bir trend var. 200 milyar dolarlık dünya kozmetik sektörünün 16 milyar dolarını erkek kozmetiği oluşturuyor. Bu çok önemli bir gelişme. Eskiden sadece kolonya kullanan erkekler artık kozmetik ürünü kullanıyor. Traş kremi, jöle ve cilt bakım ürünleri en çok tüketilenler.
Anlaşılan kozmetikte sorun yok, temizlikte durum nasıl?
Orada da ciddi bir sıkıntıdan söz etmek mümkün değil. Ucuz ürünlere kaymayla birlikte ‘Private Label’ olarak nitelendirdiğimiz market markalarına doğru bir eğilim var. Halen bu ürünlerin toplam pazar içindeki payı yüzde 8.8 civarında ama yıl sonuna kadar yüzde 10'lar civarına çıkacağını tahmin ediyorum.
Peki yılın geneli için pazar beklentiniz ne?
Sezgilerimle ve birikimlerimle dayanarak kozmetik ve temizlik ürünleri sektöründe 2008'e oranla bir geriye gidiş beklemiyorum. Geçen yıldan kötü olmayacağını söyleyebilirim ki bu da iyi bir şeydir.
Şirketiniz Colgate Palmolive geniş ürün yelpazesi ile pazarda faaliyet gösteriyor. Orada da durum sektöre paralel mi?
Evet paralel, krizle birlikte tüketici içine kapanmıştı ama şimdi durum daha iyi. Zaten birçok ürün grubumuzda pazarda lider konumdayız. Türkiye'ye 25 yıl önce gelen Colgate'in dünyada en büyük gücü, ağız ve diş sağlığı ürünlerinden kaynaklanıyor. Diş macununda pazar payı yüzde 44.2. Türkiye'de ise yüzde 26 ile ikinci sırada. Biliyorsunuz Hacı Şakir Sabun Grubu, pazarda önemli bir güç ve yüzde 35 - 36 ile lider durumda. Palmolive de gayet iyi gidiyor.
Bu olumlu tablo istihdama nasıl yansıyor?
Sektörde kayıtlı olan firmalar olarak 40 bin kişilik bir istihdam sağlıyoruz. Bunun 15 bini kozmetikte, 11 bini temizlikte, 14 bini de sahada çalışan elemanlardan oluşuyor. İstihdamda hiçbir azalma yok. Hatta ufak bir artış olduğunu söyleyebilirim. Çünkü krizle birlikte saha çalışmaları ağırlık kazandı. Sektörümüzde hiçbir şirketten işten çıkarma haberi duymadım. İnsanlar artık akılcı hareket ediyor. Pazarda bir gerileme yok. Aksine büyümeye yönelik sinyaller varken küçülmek, anlamsız olur. Bizim grupta ise saha ekibiyle ile birlikte toplam bin 600 kişi çalışıyor ve istihdamda kısıntıya gitmeyi hiç düşünmüyoruz.
Son yıllarda tüketici ile bire bir ilişkinin önem kazanmasıyla saha çalışmalarının öne çıktığını görüyoruz…
Son yıllarda Türkiye'de perakende farklı bir noktaya geldi. Bu noktada ürünlerin sunumu da önem kazandı. Çünkü tüketici mağazaya girince ilgi ve bilgi bekliyor. Yoğun rekabet nedeniyle rakiplerin fiyatta birbirinden ayrışması çok mümkün değil. İnsanlar fiyata çok duyarlı. ‘ne yaparsam satarım’ ya da ‘ne fiyat korsam satarım devri’ çok geride kaldı. Bu nedenle saha çalışmaları her zamankinden daha önemli.
Geçen yıl toz deterjan ve yumuşatıcıda hayata geçirilen konsantrematik ürünlere ilgi nasıl?
Konsantrematik teknolojisi, hacim yönünde yüzde 33 miktar azalma getiriyor. Sektör böyle bir dönüşüm içine girdi. Bu ürünlerin küçülmesi, taşırken de kolaylık sağlıyor. Ama bu alandaki en nokta, çevre. Çünkü bu ürün yüzde 6.7 oranında enerji tasarrufu sağlanıyor. Biz, psikolojik bir süreç sonucu çok deterjan kullanıyoruz. Tüketici alışkanlıklarının değişmesi üzerine kampanyalar yapıyoruz. Pazarın oraya gitmesi gerekiyor, önümüzdeki yıllarda süratli bir geçiş olacağını düşünüyorum.
İki kişiye bir fırça düşüyor
Colgate'nin asıl ürünü diş macununda durum nasıl?
Ağız ve diş sağlığı konusunda zayıf bir ülkeyiz. Bu ülkede 12 - 13 yaş grubunda yüzde 80'inin, 30 - 34 yaş grubunun yüzde 97'sinin ağzında çürük diş var. İnsanımızın yüzde 46'sı son iki yılda diş hekimine gitmezken, yüzde 26’sı ise hiç diş hekimine gitmemiş. Ancak bu kötü tabloya rağmen çok güzel bir gelişme var: Bundan iki yıl öncesine kadar kişi başına tüketimimiz 86 gramdı, dört yıl öncesine kadar üç kişiye bir diş fırçası düşüyordu. Şimdi ise iki kişiye bir diş fırçasına kadar çıktık. Nihayet 2008 sonu itibariyle kişi başı tüketimde 100 gram psikolojik sınırı aşarak 105 grama çıktık. Ancak ben 'İspanya'yı bir yakalasak' diyorum. Çünkü İspanya'da kişi başı tüketim 155, İtalya’da 270, İngiltere'de ise 460 gram.
Colgate olarak sosyal sorumluluk projelerinizde diş sağlığına dikkat çekiyorsunuz. Hedef kitleniz ise çocuklar...
Sosyal sorumluluk bizim en fazla önem verdiğimiz bir konu. Kendini lider kabul eden herkesin bedel beklemeden, sosyal sorumluluk projelerine katılması lazım mutlaka. İnsanımıza bir şekilde hizmet etmeliyiz, bu iş hep para saymakla olmaz. Bizim ağız ve diş sağlığı alanında özellikle çocukları hedef alan projelerimiz var. Bu yöndeki en büyük adımımız ise 'Parlak Dişler Parlak Gelecekler Projesi.' Milli Eğitim Bakanlığı ile beş yıllık bir sözleşme imzalayarak uygulamaya başladığımız projenin iki yılını geride bıraktık. Bu proje Colgate dünyasında 17 yıldır sürüyor ve 2008 sonunda dünyada 550 milyon çocuğa ulaştık.
Ağız ve diş sağlığı ile ilgili bilinç, ilkokul üçüncü sınıfta başladığı için biz de çalışmalarımıza buradan başlıyoruz. Geçen yılın sonunda Türkiye'de 771 bin çocuğa ulaştık, yılsonu için hedefimiz bu sayıyı 1 milyon 250 bine çıkarmak. Beş yılı tamamladığımızda ise 2.5 milyon çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Diş macunu ile hiç tanışmamış pek çok çocuk var. Çocuklar çok ilgili hatta içlerinde 'Amca babama diş fırçalamayı öğretiyorum' diyenler var. Bunlar çok güzel gelişmeler.
TEMİZLİKLE GEÇEN 36 YIL
* 1948 İstanbul doğumlu Ahmet Pura, İktisadi ve Ticaret İlimleri Akademisi mezunu.
* İş hayatına 1973 yılında Unilever’de başladı. 1979 - 1987 yıllarında Komili Pazarlama’da Bölge Müdürlüğü ve Genel Müdürlük yaptı.
* 1989 - 1991 arasında Hacı Şakir’de Genel Müdürlük, 1992 - 1997’de Colgate Palmolive Türkiye’de Satış Direktörlüğü ve Genel Müdürlük görevlerini üstlendi. 1997’den bu yana Colgate Palmolive Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi.
* TOBB Kozmetik ve Temizlik Ürünleri Sanayi Sektör Meclisi ile Türkiye Sabun ve Deterjan Sanayicileri Derneği Başkanı.
* Türkiye Kozmetik ve Tuvalet Müstahzarları Üreticileri Derneği, Türkiye Reklamverenler Derneği, Ağız ve Diş Sağlığı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi.
* Peppers & Rogers Grup Türkiye, Tribal Yönetim Kurulu Başkanı.
* Ahmet Pura, restoranlar dahil her girdiği mekanda kullanılan sabunlara bakıyor.
* Arkadaşlarının evlerine gittiğinde onlara hangi temizlik ve kozmetik ürünlerini kullandıklarını mutlaka soruyor.
* En çok merak ettiği şey ise insanların hangi marka sabun kullandıkları. Pura, “Sabuna kendimi bağlı hissediyorum” diyor.
* Ayrıca karşılaştığı çocuklara mutlaka diş fırçalayıp fırçalamadıklarını soruyor.