Anadolu
Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğretim üyesi Osman Gülpınar üniversite olarak bu alanda Türkiye'deki ilk kurumlardan biri olduklarını vurgulayarak hem akademik hem de lojistik yapılanmayı hızlandırdıklarını belirtti. Oluşturdukları mutfak kompleksinin çok sayıda öğrenciye eğitim alanı sağladığını dile getiren Gülpınar, öğrencilerin diğer üniversitelerden farklı olarak işi uzman hocalardan öğrendiklerini ifade etti. AÜ'de yaptığımız keyifli söyleşide Gülpınar çeşitli açıklamalarda bulundu.
'MUTFAK KOMPLEKSİ OLUŞTURDUK'
Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi Mutfak Sanatları olarak 3 yıl önce öğrenci almaya başladıklarını ifade eden Gülpınar, "Şu an hali hazırda 3. sınıf öğrencilerimiz var. Önceden tabii ki fakültemiz bünyesinde uygulama alanlarımız vardı. Bunlar stüdyo mutfak, servis alanı, üniversitemiz içindeki yemekhaneler ve lokantalar. Birinci sınıfta servis yapabildiğimiz taş bina, akademik kulüp ve profesörler evi olarak da bilinen japon bahçesindeki uygulama alanlarımız vardı. Ama fakültemiz içinde 2 milyona TL'ye yakın bir bütçe ayrılarak dünyada yiyecek içecek sektöründe kullanılan, neredeyse tüm ekipmanların bulunduğu kompleksi de kullanıma açtık. Bu mutfaklar içinde 20 öğrencinin rahatlıkla eğitim alabildiği teknik ve uygulamalı dersler alabildiği modüler mutfak var. Pastaneyle ilgili olarak da derslerin yürütüldüğü 8-10 öğrencinin rahatlıkla eğitim alabildiği bir mutfak var. Bir de akademisyenlerin bazı proje çalışmalarında sektörle de ilişkili olarak çalışmalar yürüttükleri AR-GE mutfağı var" diye konuştu.
İŞİ UZMANINDAN ÖĞRENİYORLAR
Bölümün gelecek yıl mezun vermeye başlayınca Turizm Fakültesi Gastronomi Mutfak Sanatları Bölümü'nün tanınır hale geleceğini belirten Osman Gülpınar, "Biz bu zamana kadar Anadolu Üniversitesi olarak aşçılık programıyla sektörde tanınan bir üniversiteydik, çünkü Eskişehir meslek yüksek okulu bünyesindeki aşçılık programı Türkiye'deki ilk aşçılık programlarından bir tanesi. Burası önlisans yani iki yıllık, yani 120 kredilik eğitim veren bir meslek programı. Orada da yine uygulama alanlarımız var. Üniversite olanaklarını kullanma imkanımız var. Burası ayrıca bir açıköğretim fakültesindeki aşçılık programını da koordine eden bir birim. Zamanla bu da gelişince artık sadece Türkiye'de değil dünyada bu alanda eğitim veren bir kadro ve bir üniversite olmuş olacağız. Biz şu an Anadolu Üniversitesi olarak 41 öğrenci aldığımız önlisans aşçılık programı Eskişehir Meslek Yüksekokulu içinde ve her sene 41 öğrenci aldığımız 4 yıllık eğitim verilen yani 240 kredi eğitim veren gastromi ve mutfak sanatları programımız; ve bir de açıköğretim fakültesi 2 bin 21 kontenjanlı açıköğretim aşçılık programımız var. Yani biz 3 alanda yeme içmeyle alakalı akademik eğitim veriyoruz" dedi. Anadolu Üniversitesi olarak birincil hedeflerinin evrensel olarak insan gücü yetiştirmek olduğunu özellikle vurgulayan Gülpınar sözlerini şöyle sürdürdü: "Havacılık alanında Türk Hava Kurumu Üniversitesi kurulana kadar hava kurumu alanındaki en iyi eğitimi Anadolu Üniversitesi veriyordu. Raylı sistemlerde de durum aynıydı. İşitme engelliler, üstün zekalılar gibi özel eğitim alanlarında da aynıydı. Yani biz hangi alanda eğitim veriyorsak, evrensel standartlarda ülkede öncü olma misyonuyla çalışmalar yürütüyoruz. Aynı zihniyetle gastronomi mutfak sanatları ve bununla alakalı diğer bölümlerde de aynı düşünceyle hareket ediyoruz. Maalesef YÖK'e bağlı olan vakıf üniversiteleri bile daha doğru dürüst uygulama alanı, insan kaynağı olmadan öğrenci alıp mezunlar verirken, uygulama alanı olmadan doğru düzgün bu öğrencileri mutfağa sokmadan diploma verirken, biz Anadolu Üniversitesi olarak mutfaklarımız, insan kaynağımız ve sektörel bağlantımız tamamlanmadan hiçbir zaman öğrenci almadık. Anadolu Üniversitesi'nde uygulama hocaları var. Bizler birebir mutfağa girip öğrencilere yeme içmeyle alakalı ana dersler veren kişileriz. Ben Osmanlı mutfağı uzmanıyım. Akademik çalışmalarım Osmanlı, Türk ve yöresel mutfaklar üzerine. Üniversitemizde bir yemek sosyoloğumuz var. O da gıda sosyolojisi dersimize giriyor. Yiyecek içecek yönetimi üzerine çalışan kişiler yönetim dersine giriyor. Servis, bar konusunda uzman olan kişiler kendi alanında derslere giriyor. Yani öğrenciler alanında uzman kişilerden ders alıyor. Diğer üniversitelerde dersin adını karşılayacak, yükünü üstlenebilecek insan kaynağı yokken, biz Anadolu Üniversitesi olarak bunu başarıyoruz."
'7 MADALYAMIZ VAR'
Müfredat dışında uluslararası etkinliklere katıldıklarını belirten Osman Gülpınar "Bu kapsamda 7 öğrenciden oluşan Anadolu Üniversitesi Aşçılık Takımı'nı kurduk. Bu takımla Dünya Aşçılar Birliği (WACS) tarafından akredite edilmiş olan 14. Uluslararası İstanbul Mutfak Günlerine katıldık. Yoğun bir çalışma yapmamamıza rağmen 7 öğrencimizin 7'si de madalya aldı. Bundan sonraki amacımız takımı genişletip yurtdışı yarışmalara katılmak. Ayrıca öğrencilere et ve gıda işletme tesislerine teknik anlamda gelişim için geziler düzenliyoruz. Kişisel gelişime önem veriyoruz" dedi. Çin, Japonya, İtalyan mutfağı gibi dünyaca ünlü mutfaklara bakıldığında yemek sektöründe akademik kariyerin asırlar öncesinde başladığına dikkat çeken Gülpınar, bu mutfakların kendi ekonomilerine sağladıkları katkıyı yükselttiğini söyledi. Turizm Fakültesi Dekan Yardımcısı Alev Dündar Arıkan ise okul ile sektör arasında bağlantı olacak eğitimlere dikkat çekti. Arıkan, "Şu an eğitim anlamında sektördeki çeşitli aşçıları okulumuza davet ediyoruz. Bu sayede öğrencilerimiz aldıkları seminerler ve uygulama eğitimleriyle kişisel gelişim sağlıyor. Staj anlamında da öğrencilerimize işi öğrenebilecekleri kaliteli işletmelere gitmelerini tavsiye edip, yönlendirme yapıyoruz. Bu işletmelerle çeşitli protokoller yapma çalışmaları içerisindeyiz. Yani sektörle iç içe çalışarak uygulama eğitimlerini en üst düzeyde tutma çabası içerisindeyiz. Bunun geri dönüşünün çok iyi olacağının kanaatindeyim" dedi.