Kırıkkale'de yaşayan Gazi Rıfat Öcal, "7 Kasım 1997'de Beytüşşebap bölgesinde 'Bora-12 Operasyonu'nda yaralandım. Sağ ayağım kesildi ve protez takıldı. Nisan 1998'den bu yana, gururla ve onurla gazilik unvanını taşıyorum. Benden daha ağır şekilde gazilik onuruna erişen arkadaşlarımız var. Bugün vatan yine çağırsa seve seve gitmeye hazırım. Bizim devletimize karşı boynumuz kıldan ince."

Gazi Osman Zengin, "250 kişilik bir terörist grubun, Pervari Köprüçay Karakolu baskınında sol gözüme şarapnel parçası geldi. Çatışmaya devam etmek zorundaydım çünkü etrafımız sarılmıştı. O an şehitliğe niyet ederek Kelime-i Şehadet getirdim. Her an şehit olmayı bekledim ama bize nasip olmadı. Çünkü biz bu toprakları kanımızla sulamaya, düşmana bir karış toprak vermemeye yemin etmiştik. O sesler yıllarca kulaklarımda yankılandı, asla unutamıyorum. Bugün devletimiz çağırsa seve seve can vermeye hazırım."

Gazi Yusuf Baran, "Şırnak'ta 2003'te hain bir pusu sonucu gazi oldum. İçimde alan en büyük ukde, çocuklarımla gönlümce top oynayamamak oldu. İsteyerek, severek girdiğim bir meslekti. Şehit olamadığım için çok üzülüyorum. Çünkü gideceğin yer belli, Peygamber efendimizin yanı. Ailem her zaman benimle gurur duyuyor. Şehitler ve gaziler bir ailenin değil tüm vatanındır. Şehit ailelerimiz çocuklarıyla gurur ve onur duymalılar. Bende şehit olup aileme o gururu yaşatmak isterdim. Ama Allah bize gaziliği nasip etti."

Gazi Sabit Doğan, "1994'te Hakkari'deki bir çatışmada, bir kurşunun isabet ettiği taştan kopan parça gözüme geldi. Çatışma 3-4 saat sürdü. O an şehit olmayı düşündüm. Vatan ve millet uğruna Peygamber efendimizin yanında olmaya niyetlendim. Şuan bana görev verilse seve seve gitmeye hazırım. Vatan için bir gözüm değil, bedenimin bütün parçaları feda olsun. Biz bu vatan için ölmeye gittik."
