Yesrib'de Bahar, öncelikle yazarının ilginç adıyla dikkat çekiyor. Ahmed 'Abd Al Waliyy Vincenzo, bir Müslüman ada, ancak Batılı bir soyada sahip bir isim. Vincenzo, aslen 1961 Napoli doğumlu bir İtalyan. Ancak genç yaşlarından itibaren dini bilimlere ilgi duyan yazar, 1990 yılında İslam dinini kabul etmiş. İleriki yıllarda İtalyan CO.RE.IS.'in (İslam Dini Cemaati) kurucuları arasında yer almış Vincenzo, halen bu cemiyetin kültür işlerinden sorumlu başkanı. Aynı zamanda Napoli Üniversitesi'nde İslam üstüne dersler de veren Vincenzo, bugün İslam kültürü konusunda Batıdaki en önemli isimlerden birisi olarak kabul ediliyor. Müslümanlığın doğuşunu edebi bir formatta anlatan Yesrib'de Bahar, Vincenzo için özel bir proje olarak doğmuş öncelikle. "Uzunca bir süredir İslam dininin kökeni üzerine, Batı romanının akıcılığına ve Doğu bilgeliğinin içeriğine haiz bir hikaye yazmak istiyordum," diyen Vincenzo, kitabının amaçları içinse şunları söylüyor; "Eğer sonunda Doğu ve Batı birbirine biraz daha yakınlaşırsa ve daha iyi tanıma arzusu, kuşkuyu ve korkuyu biraz da olsa bastırırsa, kendimi tüm çabalarımın karşılığını görmüş addedeceğim."
BATI'NIN AKICILIĞI, DOĞU'NUN BİLGELİĞİ
Yesrib'de Bahar biyografik bir roman aynı zamanda. Romanda İslam dininin gelişimi, hikayenin başlangıcında yaklaşık sekiz yaşında olan bir çocuğun, Zeyd Bin Sabit'in gözlemlerinden aktarılıyor. Hakkında bilinenler çok kısıtlı olmakla birlikte, Zeyd tarihi bir gerçek kişilik ve İslamiyetin doğuşunda da önemli rollerden birini üstleniyor. Ergenlikten yetişkinliğe geçişi, kendisinin en önde koruyucularından ve yorumcularından birisi olacağı Kur'an'ın vahy edilişine paralel bir şekilde gelişiyor ve 12 yaşındayken Hz. Muhammed tarafından vahy katipliği görevi verilen Zeyd, o ana kadar yalnızca sözlü olarak aktarılan Kur'an'ın bir kitap halinde derlenmiş olan bugünkü şeklinin ilk kopyasını meydana çıkarmış oluyor. Yesrib'de Bahar, tam da Vincenzo'nun söylediği gibi Batı romanının akıcılığına sahip bir formatta yazılmış, doğu bilgeliğinin içeriğini taşıyan hikayelerle de zenginleştirilmiş. Medine yakınlarındaki bir vaha olan Yesrib'de başlayan hikayenin ilk sahnesi Zeyd'in ağaçlardan hurma toplayan ağabeyi Yezid'in ağaca tırmanışını müthiş bir görsellikle tasvir ediyor. Zaten bu zengin resimsellik duygusu romanın tümüne hakim. Yesrib'de Bahar, büyük bir titizlikle, İslamın doğuşunda yaşananları aktarırken, bu resimsel özelliği sayesinde asla kuru bir tarihi roman olma tehlikesine düşmüyor. Zeyd'in gözleriyle izlediğimiz olaylar sırasında yalnızca İslamiyetin doğuşunun öyküsünü değil, o dönem bölgede yaşanan siyasal ve dini karışıklıkları, sosyo kültürel ve politik panoramayı da öğrenmiş oluyoruz. Hikayede, bedeviler, Hıristiyan keşişler, Arap Musevileri, putperest ya da İbrahim'in yandaşı olmuş Araplardan vahalarında yaşamaya gelen Allah'ın Peygamberi Hz. Muhammed'e kadar bir sürü kişilikle, olağanüstü bir renklilik ve canlılık eşliğinde karşılaşıyoruz. Bugüne dek yalnızca din ve tarih kitaplarından, tek boyutlu bir şekilde okuduğumuz bütün bu gerçek kişilikler, Vincenzo'nun usta kalemi aracılığıyla büyük bir canlılık kazanıyorlar gözümüzün önünde. Öyle ki bir süre sonra akıcı bir macera romanı duygusuyla kapılıyorsunuz hikayeye. Zeyd'in gözünden İslamiyet'in ilk yıllarında karşılaşılan tüm belli başlı olayları, putperestlerin karşı çıkışlarını, toplumda yaşanan fikir ayrılıkları ve çekişmeleri, sonunda Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicretini, Bedr savaşını, ardından İslam dini ve ahlakının günlük yaşama nasıl uyarlandığını ve Kur'an'ın vahiy yoluyla Hz. Muhammed'e nasıl indirilip, ardından da kayıtlara geçtiğini okuyoruz. Bu anlatıma Vincenzo'nun ilgili konularla ilgili Kur'an'ı Kerim'den yaptığı ilgili ayetlerden yapılmış alıntılar da eşlik ediyor ve böylece bu vahiylerin hangi olaylara karşılık olarak indirildiğini de gösteriyor. Öyküde Peygamber'e vakfedilen pek çok mucize ve olağan üstü olaydan da bahsediliyor ancak yazar kitabın genelinde her türlü propagandadan uzak, objektif bir üslup korumayı başarıyor. Yazar, kitabın sonunda uzun ve detaylı bir kaynakça bölümünde belirttiği önemli kaynaklara dayanarak yazdığı, tarihi ve gerçek olaylara dayanan hikayesinde, okuruna zengin ve akıcı bir üslup eşliğinde İslam tarihinin en önemli yıllarını büyük bir zevkle okutmayı başarıyor.
TÜM DUYULARA HİTAP EDİYOR
Ancak anlatılanların yalnızca İslamiyet'in doğuş öyküsü olduğunu sanmayın. Yazının başında da belirttiğimiz gibi dönemin tüm sosyo-kültürel özelliklerinden de bahsediyor yazar. Yemeklerin ayrıntılarından evlerin mimari özelliklerine, giysi detaylarından davranış kalıplarına dek çok zengin ayrıntılarla çizilmiş dönemin genel bir resmini çiziyor gözümüzün önüne. Çölün kavurucu havasının geceleri yerini nasıl buz gibi bir havaya bıraktığını kemiklerinizde hissettiriyor. Issız çöllerde devesiyle yol alan bir yolcunun geceleri önünde uzanan yıldızlı gökyüzünden dökülen yıldızları izletiyor size de. Kitapta okurun tüm duyularına hitap eden bu anlatımın yanı sıra kahramanların arasında her tür zorluğa rağmen yeşeren aşk hikayeleri, İslamın doğuşunda katkısı olan güçlü kadın karakterler gibi öğeler de kitaba zenginlik katan diğer unsurları oluşturuyor. Yesrib'de Bahar yalnızca İslamiyet'in doğuşu ve Hz. Muhammed'in öyküsünü okumak için değil, olağanüstü bir çocuk karakter olan Zeyd'i ve dönemin genel yapısını tanımak için de son derece önemli bir kitap.
YESRİB'DE BAHAR
Ahmed 'Abd Al Waliyy Vincenzo Çeviren: Ahmed Yüksel Özemre - Feza Özemre, Timaş Yayınları Roman, 303 s., 13,5 TL