ALDIRMA GÖNÜL: 1932'de özel bir sohbette okuduğu bir hiciv nedeniyle "Gazi'yi ima ve telmihen tahkir ettiği gerekçesiyle yargılanıp 14 ay ceza alan Sabahattin Ali, önce Konya 1933 Mayıs'ından sonra da Sinop Cezaevi'nde yatar. Burada da o ünlü Hapishane Şiirleri''ni yazar. Bu şiirlerden biri Aldırma Gönül adıyla bestelenir ve adeta anonimleşerek dillere pelesenk olur.
BALIKESİR ÖĞRETME OKULU:
Sabahattin Ali aslen öğretmendir. Buradaki öğretimi sırasında okul gazetesinde ilk yazıları yayımlanır. Daha sonra İstanbul Muallim Mektebi'ni bitiren yazar, öğretmen olarak Yozgat Cumhuriyet İlkokulu'na atanır. Sonra Almanya'ya gidip Almanca öğrenir ve mesleğine yabancı dil öğretmeni olarak devam eder.
CİNAYET:
Bulgaristan'a geçmek isterken 1948'de öldürülen Sabahattin Ali cinayetinin üzerindeki sır perdesi hâlâ aralanmış değil. Mahkemede Milli İstihbarat'ta çalıştığı da bilinen Ali Ertekin tarafından öldürüldüğü kabul edilir ve Ertekin'e hafifletici sebepler de göz önüne alınarak dört yıl ceza verilir. Ama zaman içerisinde cinayetle ilgili ciddi iddialar da ortaya atılır. İddialardan biri Kırklareli Emniyet Müdürlüğü'nde, sonraları ünlü işkenceci olarak adı çıkacak olan Kurmay Albay Talat Turhan tarafından öldürüldüğü yönündedir. İkinci iddiaysa Samed Ağaoğlu'na aittir. Ağaoğlu, Adnan Menderes'in (Ali ile Menderes'in tanış olduğu da yıllar sonra öğrenilir) kendisine Ali'nin hükümet tarafından öldürüldüğünü söylediğini iddia eder. Konuyla ilgili Kemal Bayram'ın Sabahattin Ali Olayı adlı bir kitabı da vardır.
ÇANAKKALE:
Babası Piyade Yüzbaşı Selahattin Ali Bey, Çanakkale Savaşları'nda görev aldığı için yazarın çocukluğunun dört yılı Çanakkale'de geçer. Savaşın birinci elden tanığı olan Ali o günleri hayatımın en zor günleriydi diye anlatır.
DİKSİYON
: Hafif bir peltekliği olsa da Sabahattin Ali sözcüklerin doğru telaffuz edilmesinde ve vurgulanmasında son derece dikkatlidir. Etrafındakiler bir sözcüğü yanlış söylediklerinde ya da vurguladıklarında, "Huyum kurusun, bir diksiyon yanlışı yakaladım mı düzeltmeden duramam" deyip doğrusunu söylermiş.
EVİLİLİK: Aliye Hanım ile evlenen Sabahattin Ali tam bir âşıktır. Aliye Hanım'ı ilk kez Almanya dönüşünde Salih Başotaç'ın köşkünde görür. Öğretmenliğe dönüp Ankara'da yaşamaya başlayınca evlenmeye karar verir Aliye Hanım'a açılır. Nişan süreci mektuplaşılarak halledilir ve 16 Mayıs 1935'te Kadıköy Evlendirme Dairesi'nde nikah kıyılır. Eşine düşkündür, evde olmadığı zamanlarda eşine hep yazar, her şeyiyle ilgilenmeye, ayrılığı çok uzatmadan Aliye Hanım'ın yanında olmaya çalışır ve Ankara'ya gidemediği zamanlarda karısı ve kızı Filiz'i olduğu yere çağırır, onlarla birlikte olmaya özen gösterir.
İSTANBUL PASTANESİ:
Ulus Meydanı'nda 1920'lerin başında açılan, 'yarı pastane yarı kahvehane' olarak tanımlanabilecek İstanbul Pastanesi Ankara'nın kültür merkezlerinden biri olmuştur. Pastanenin müdavimleri arasında Ressam Ali Saip, Hasan Âli Yücel, Faruk Nafiz, Samet Ağaoğlu, Ahmet Muhip Dıranas, Yaşar Nabi vardır. Samet Ağaoğlu'yla burada tanışan Sabahattin Ali, onunla sık sık burada buluşur ve sohbet edermiş.
JURNAL:
Sabahattin Ali'nin Aldırma Gönül maddesinde anlatılan ve hapse girmesine neden olan olayın müsebbibi Cemal Kutay'dır. Yazarı jurnalleyen Kutay'dır. Ali savunmasında "Bu adam, şahsi garezlerini teskin için gazetesini bir vasıta olarak kullandığı gibi, bu sefer daha ileri giderek adaleti de kendi ihtirası ve intikamına alet yapmak istemiştir, fakat burada yanılmıştır, çünkü adalet şimdi onun yakasına yapışacaktır. Asıl reisicumhura hakaret, onun ismini intikam aleti olarak kullanmaktır" yazar.
KÜRK MANTOLU MADONNA:
Yazarın en bilinen ve edebiyatımızın klasikleri arasında sayılan romanıdır. 1940'ta Hakikat gazetesinde Büyük Hikâye başlığıyla tefrika edilen roman ilk kez 1943'te Remzi Kitabevi tarafından yayımlanmıştır. İmkansız aşkın edebiyatımızdaki en güzel örneklerinden biri olan roman, Ali'nin eserlerinin Yapı Kredi Yayınları'na geçmesiyle yeniden yayımlandı. Kitap uzun yıllar boyunca çoksatanlar listesinde her zaman üst sıralarda yer alıyor. Yapı Kredi Yayınları kitabın şimdiye kadar 700 binden fazla sattığını söylüyor. Kitap yakın zamanda sinemaya da uyarlanacak.
OTOBİYOGRAFİ:
Sabahattin Ali'nin eserlerinin pek çoğu otobiyografik öğeler taşır. Öykü ve romanlarındaki olayları yaşadığı, gözlemlediği ve dinlediği olaylardan seçen Ali'nin yarattığı kahramanlar da hayatındaki kişilerden bazılarının belirgin özelliklerini taşır. Kuyucaklı Yusuf'ta Edremit'te geçen çocukluğunu, arkadaşlarını, ailesini anlatmaktadır. Kaymakam Ali Salahattin Bey,babasından; Şahinde, annesinden; Muazzez de kardeşi Süheyla'dan belirgin izler taşır. Romanın kahramanı Yusuf'u da Aydın Hapishanesi'nde tanımış ve onunla daha sonra görüşmeye devam etmiştir. Kürk Mantolu Madonna'daki Raif Efendi, Ali'nin bazı özelliklerini taşırken, romanın Almanya'daki bölümü Sabahattin Ali'nin yaşamıyla örtüşmekte ve orada âşık olduğu Maria Puder de romanın kahramanı olarak karşımıza çıkmaktadır.
ÖYKÜ:
Edebiyatımızda öykü deyince akla gelen ilk isimlerden biri olan Sabahattin Ali, Varlık dergisinde yayımlanan bir yazısında öykü yazmanın zorluğunu anlatır: "Hikâye yazmak hayli güç bir iştir. Güçlüğü nispetinde nankördür. Şiir insanda yarattığı lirik heyecanının derecesi kadar uzun ömürlü olur, fakat epik eserin hayatı yarattığı insanların hakiki bilgisine, canlılığına tabidir. Hikâyede ise insan yaratmak pek zor, bazen imkânsızdır. Hikâyenin merkez sıkleti vaka (anekdot) olduğuna ve vakalar pek çabuk aktüel olmaktan çıkacağına göre, hikâyelerin uzun ömürlüleri parmakla gösterilecek kadar azdır."
PALYAÇO:
Kendini palyaço gibi dışı gülen içi ağlayan bir adam olarak gören Ali'nin arkadaşları, dostları ve ailesi onun pek çok özelliğini dile getirmişlerdir. Canlı, atak, sempatik, kabına sığmayan, konuşkan, hazırcevap, duramayan, kıpır kıpır, insanlara kolay güvenen, gizlisi saklısı olmayan, içten, güler yüzlü, kolay sinirlenmeyen, sesini yükseltmeyen, kavga etmeyen, şakacı, muzip, dışadönük, öğrenmeye meraklı, zeki ve çok çalışan, düzenli, dış görünüşüne önem veren bir adamdır Sabahattin Ali.
ŞARKI:
Ses öyküsünden Leylim Ley, Dağlar şiirinden Dağlar Dağlar, Eskisi Gibi şiirinden Ben Sana Vurgunum, Hapishane Şarkısı 3 şiirinden Geçmiyor Günler, Hapishane Şiiri 5 şiirinden Aldırma Gönül, Bir Doğum Günü İçin şiirinden Dünyaya Geldiğin Zaman şarkıları bestelendiği gibi Çakır, Çocuklar Gibi, Kara Yazı, Kız Kaçıran da aynı adla bestelenip aralarında Zülfi Livaneli, Sezen Aksu, Ahmet Kaya, Ali Kocatepe, Nüket Duru, Edip Akbayram, Kerem Güney'in bulunduğu müzisyenler tarafından seslendirilmişlerdir.
NOT:
Dosya, Sabahattin Ali konusunda Türkiye'deki en yetkin isimlerden Sevengül Sönmez'in Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan A'dan Z'ye Sabahattin Ali kitabından yararlanarak hazırlanmıştır.