"Milli Mücadele yıllarındaki askerlerin haleti ruhiyesini anlamak istiyorsanız Çiğiltepe romanını okumalısınız." Tarihçilerden ya da yakın tarihle ilgilenen insanlardan sıklıkla bu cümleyi duyduğum için vakti zamanında Cihangir Akşit'in yazdığı bu romanın peşine düşmüştüm. Ulaşmak hiç de kolay olmamıştı. Baskısı biten ve sahaflarda bile zor bulunan, yaklaşık bin sayfalık romanda Akşit, Büyük Taarruz sırasında Çiğiltepe'yi vaktinde ele geçiremediği için intihar eden Miralay Reşat Bey'in hikayesine odaklanıyordu. Ama ne hikaye...
43 yıllık ömrünün 27 yılını savaşlarda geçiren, bütün hayatını da vatan savunmasına adayan bir asker Reşat Bey. Yanya Savunması'nda Yunanlara karşı savunmanın en kritik kesiminde o çıkıyor karşımıza. Çanakkale Savaşları'nın en çok zayiat verilen Zığındere mıntıkasında İngiliz ve Fransızlara karşı, bir gece karanlığında taburuyla süngü hücumunun en başında yine o var. Mustafa Kemal'in emrinde Conkbayırı'nda, Anafartalar Cephesi'nde göğsünü düşmana siper eden yine o. Doğu Cephesi'nde Muş'u Ruslardan kurtaranlar arasında. Milli Mücadele sırasında 1 ve 2. İnönü savaşlarında askerleriyle cephenin en önünde düşmanla vuruşanlardan biri.
Filistin Cephesi'nde İngilizlere esir düşse de 18 defa yaralansa da, ayağa kalkar kalkmaz en çetin cephelerde görev almak için orduya başvuruyor ve her daim cephenin en önünde savaşıyor. Büyük Taarruz'da, savaşın kilidini çözecek Çiğiltepe'yi alma görevi de ona veriliyor. Miralay Reşat Bey, söz verdiği saatte tepeyi alamadığı için intihar etse de askerleri onun sözünü tutuyor. O sayede Büyük Taarruz başarıya ulaşıyor.
Eski bir asker olan Cihangir Akşit, 26 yıllık bir araştırma sonucu bu kahramanın hikayesini insani bir bakış açısıyla anlatıyor romanda. Akşit, arşiv çalışmaları, kaynak taramaları, mektuplar, anılar, tanıklarla yapılan görüşmelerle adeta Miralay Reşat Bey'in hayatının izini sürüyor bu 26 yılda ve sonra da onun hikayesini romana dönüştürüyor. Ortaya da bir kahramanın epik portresi çıkıyor.
Miralay Reşat Bey'in hayat hikayesinde aslında o dönemin askerlerinin nasıl bir ruh hali içinde olduklarının izleri var. Vatan sevgisini her şeyin önüne koymuşlar. "Ya İstiklal Ya Ölüm" sloganı aslında o dönemin askerlerinin hayatını şekillendiren en önemli cümle. Mesela Miralay Reşat Bey, ancak vatan kurtulunca bir evlilik yapabileceğini anlatıyor mektuplarında. Ki cephe gerisinde gönlünü kaptırdığı bir kadın da var. Ama bu izdivaç mümkün olamıyor.
Cihangir Akşit her yönüyle bir insanın nasıl kahramanlaştığını anlatırken aslında Milli Mücadele'nin nasıl, hangi şartlar altında ve hangi psikoloji içinde verildiğini anlamamızı sağlıyor. Hal böyle olunca neden tarihçilerin bu kitaba referans verdiği anlaşılıyor.
Bu eşsiz roman Alfa Kitap tarafından yeniden basıldı. Akşit bu romandan sonra Yolcu 1854, Sivastopol 1855, Sarı Sessizlik gibi kitaplarıyla yazım serüvenine devam ediyor. Yakında Kore Savaşı üzerine bir kitabı çıkacak. Ama naçizane Çiğiltepe romanının yeri hep ayrı olacak.