Bazen bir mağaza yalnızca alışveriş yapılan bir yer olmaktan çıkar; bir duyguya ev sahipliği yapar. Bu Sevgililer Günü'nde D&R mağazalarında olan tam olarak buydu. Yalnızca kutlamakla yetinmedik; günler öncesinden aşk üzerine kitaplar ve müzik eşliğinde sohbetlere daldık, aşkı yorumladık. İlk olarak; astrolojiyi günlük hayatın ritmiyle buluşturan ve yorumlarıyla geniş bir takipçi kitlesine ulaşan Aygül Aydın'ı konuk ettik. Aygül Aydın, Gece Yarısı Kütüphanesi'nde burçlara göre aşk yorumları yaparken, aşk bir tesadüf mü, yoksa gökyüzünün bir planı mı? sorusunun cevabını aradık.
4 Şubat'ta Kürşat Başar ile birlikte aşka dair özel bir sofra kurduk. Değerli davetlilerimizle oturduğumuz, geceye özel tasarlanan sofrada; filmlerden, kitaplardan ve şairlerden seçilen aşk alıntıları ile masanın her köşesine küçük bir hikâye yerleştirdik. Mum ışığının yumuşaklığı, müziğin eşliği ve Kürşat Başar'ın anlatılarıyla gece, yalnızca bir davet değil; aşkın farklı yüzlerinin paylaşıldığı, hafızalarda kalacak bir buluşmaya tanıklık etti.
12 Şubat'ta Gece Yarısı Kütüphanesi'ni bu kez "Aşkın Kütüphanesi"ne dönüştürdük ve ilişkilere dair ezber bozan yorumlarıyla tanınan Adil Yıldırım'ı konuk ettik. "Aşk nedir? Neden zorlaşır? Neden hâlâ vazgeçilmezdir?" üzerine kalpten kalbe bir sohbet oldu.

13 Şubat'ta ise aşkı bir fincan kahve eşliğinde konuştuk. Gastronomi yazarı ve kahve danışmanı Cenk Girginol ile gazeteci–yazar Balçiçek İlter, "Bir Fincan Aşk Hikayesi" temalı buluşmada kahve kültüründen müzik hafızamıza, aşkın hayatın içindeki izlerinden küçük ritüellerine kadar pek çok başlığa değindi. Ve 14 Şubat'ta D&R mağazalarının önünde sevgililer için küçük ama anlamlı jestler vardı. Bağdat Caddesi'nde hediye aşk kitaplarını dağıtırken, aşkın paylaştıkça çoğaldığına tanıklık ettik. O günün akşamıysa tam bir kutlama havasında geçti. Candlelight & Music dinletisinde, sehrin gürültüsü, mum ışıkları arasından süzülen müzikle kayboldu. Notalar eşliğinde zamandan kopan bir akşam yaşadık. Özetle, aşkı yalnızca bir güne değil, kültürle iç içe bir deneyime dönüştürdüğümüzde anlıyoruz ki; D&R'da her duygu mutlaka kendine bir raf buluyor.

YILDIRIM'DAN AŞK TÜYOLARI
Erkek beyni basit, kadın beyni donanımlıdır:
İlişkilerde yaşanan iletişim sorunlarının temelinde biyolojik farklılıklar yatar. Erkek beyni daha basit çalışır; sol yarım küredeki nöronlar daha dağınıktır. Bir erkek konuşurken veya bir şey dinlerken aynı anda başka bir şeye konsantre olamaz.
Kadın beyni ise muazzam bir donanıma sahiptir; nöronlar daha bir arada ve sağ yarım kürededir. Bu sayede bir kadın aynı anda pek çok işi bir arada yürütebilir.
❙ İlahi mesajlara karşı savaşmayın, kaybedersiniz: İlişkilerde ısrarcı olmak ve sinyalleri görmezden gelmek büyük bir hatadır.
Hayatta ait olmadığınız ve sizin seviyenizde olmayan bir yerde asla duramazsınız; hayat buna izin vermez. Kainat size mesajlarını karşınıza çıkardığı olaylar ve insanlar aracılığıyla verir. Eğer biri sizin için doğru kişi değilse, hayat sizi ondan uzaklaştıracak sinyalleri mutlaka gönderir.
❙ Emek verdiğiniz ilişkide 'Next' tuşuna basmayı bilin: Kadınlar ilişkilerde daha "hırslı" davranıyor ve emek verdikleri kişiden kopmakta zorlanıyorlar. Erkeklerde bir 'Next' tuşu vardır; bir ilişki bittiğinde işine, gücüne veya hayatına bakıp yoluna devam edebilir. Ancak kadınlar 'Ya gider başkasıyla mutlu olursa?' korkusu ve hırsıyla toksik ilişkilere dört elle sarılır. Bir adama iki-üç sene boyunca aşırı yüklenmek ve onu dönüştürmeye çalışmak büyük bir zaman kaybıdır. Kendi otantik yapınızı bozarak başkası gibi davranmayın; çünkü o zaman o adam sizi değil, yarattığınız o 'başkası'nı sever." ❙ Gizemini kaybeden ilişki, heyecanını da kaybeder: Bir ilişkide her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatmak, sürekli ulaşılabilir olmak ve gizemli hiçbir alan bırakmamak aslında o ilişkiyi monotonluğa sürükler. Özellikle kadınların 'her şeyi paylaşmalıyız' yanılgısı, erkeğin avcı ruhunu köreltir. Oysa aşk, biraz da keşfedilmemiş alanlara ihtiyaç duyar. Kendinize ait bir dünyanız, hobileriniz ve kimsenin müdahale edemediği bir bireysel alanınız olmalı.
❙ Dijital dünya aşkı tüketen bir illüzyon sunuyor, kanmayın: Şu anki flört dünyası maalesef çok hızlı ve yüzeysel. İnsanlar birer 'seçenek' haline geldi. Özellikle dijital platformlardan tanışılan kişilere karşı çok dikkatli olunmalı. Güvenin inşa edilmediği, sadece dış görünüşe dayalı bu başlangıçlar çoğunlukla hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor. Bir insanın evine gitmeden veya hayatına dahil etmeden önce onu gerçek dünyada, sosyal ortamlarda gözlemlemek şart. Unutmayın, hızlı başlayan her şey aynı hızla tükenir; kalıcı olan emek ve zamandır.
8 MART'A ÖZEL KİTAPLAR
8 Mart'ta kadınlara en çok çiçek alınır. Zarif bir jesttir; kısa ama anlamlı bir tebessüm bırakır. Oysa bir kitap da çiçek gibidir. Açıldıkça katman katman güzelleşir, her sayfasında başka bir renk taşır, uzun süre kalır. Bu Dünya Kadınlar Günü'nde belki çiçeğin yanına bir de "çiçek gibi bir kitap" eklemek gerekir. İlham veren bir yaşam öyküsü, cesaret aşılayan bir roman ya da düşünce ufkunu genişleten bir deneme... Çünkü bazı hediyeler solar, bazıları ise büyür. İşte kadınların gücüne güç katacak, çiçek gibi kitap önerilerimiz:
Kadınlık üzerine yazılmış en önemli düşünce eserlerinden;
İkinci Cins – Simone de Beauvoir Kendi ayakları üzerinde duran bir kadının klasikleşmiş hikâyesi. Jane Eyre – Charlotte Brontë Kadın dostluğu, dayanışma ve birlikte iyileşmenin hikâyesi. Kız Kardeşim – Feride Çiçekoğlu Türk edebiyatında kadın anlatısının en özel örneklerinden.
Sevgili Arsız Ölüm – Latife Tekin Sanat, acı ve direncin sembolü bir kadının yaşamı. Frida – Frida Kahlo
ÇOK SATANLAR
Yaşasın Yaş Almak - Osman Müftüoğlu
Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk
Hamnet - Maggie O'Farrell
Bekle Beni - Zülfü Livaneli
Bugün Kalan Hayatımın İlk Günü - Maud Ankaoua
YENİ ÇIKANLAR
Her şeyle Savaşamazsın - Özgür Bacaksız
Tiffany'de Kahvaltı - Truman Capote
Tekno Feodalizm - Kapitalizmi Öldüren Neydi? - Mustafa Güdük
Selfie Çubuksuz Bir Dünya - Etgar Keret
Zihin Dönüşümü - Öz Benliğin Yaratımı - Ryan J. Bush