Beşerbazın Marifeti’nde olaylar, anne babasını hiç tanımamış Atlas’ın 18. yaş gününde annesinin mektubunu bulmasıyla gelişiyor. Yazar Arlin Çiçekçi, okuyucuyu İstanbul’dan Amsterdam’a, Fas’tan Paris’e uzanan, bir yolculuğa çıkarıyor
Anne babanızı küçük yaşta kaybettiğinizi ve geçmişinize dair çoğu ayrıntıyı bilmeden büyüdüğünüzü düşünün. 18 yaşınıza geldiğinizde annenize ait olduğunu tahmin ettiğiniz bir kitabın arasından çıkan esrarengiz mektup hayatınızı değiştirir miydi? Arlin Çiçekçi'nin Everest Yayınları'ndan çıkan Beşerbazın Marifeti adlı eseri, Atlas isimli karakterin bulduğu mektubun peşinden geçmişine dair izler aramasını anlatıyor. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen başarılı bir kurguya sahip. Olaylar 1800 ile 2050 yılları arasında geçiyor. Zamanda yolculuk yapıyoruz. Baş karakterimiz Atlas'ın mektubun peşine düşmesiyle maceramız başlıyor. Mektupta kendisine verilen görevlerin ardından karakter, bu görev bilinciyle önce Fas'a sonra Hollanda'ya gidiyor. Atlas mektubu bulmasının ardından başladığı yolculuklarda kendini ilk olarak Fas'ta bulur. Bu yolculukta Hulki, F.Beauchamp, Efi, Van Gogh ve sayamadığım daha birçok isimle tanışır. Ailesinin geçmişini öğrenebilecek mi? Bu farklı macera nasıl sonlanacak? Kitabın 1800'lerden 2050'ye uzanan zaman tüneli, sadece bir tarih çizelgesi değil yazarın titizlikle kurguladığı bir mekanizmayı andırıyor. Atlas'ın Fas'ın baharat kokulu, dar sokaklarından Hollanda'nın rüzgarlı ve melankolik kıyılarına uzanan yolculuğu okuyucunun zihninde sinematografik bir etki yaratıyor. Normal şartlar altında yan yana gelmesi oldukça zor olan Van Gogh ve Hulki gibi karakterlerin bir araya gelişi ve oldukça uyumlu yazılması beni çok etkiledi. En sevdiğim ressamlardan biri olan Van Gogh hikayeye çok değişik bir yerden kitaba ustaca dahil edilmiş. Akıcı bir dille yazılan bu kitabı okurken çok keyif aldım. Kitaptaki spiritüel kısımları beni etkilerken ayrıca çok sevdiğim Paulo Coelho'nun Simyacı kitabıyla bir bağlantı hissettim. Gerçekle hayalin, bilim kurguyla spiritüel derinliğin iç içe geçtiği bu evrende, okuyucu olarak biz de kendi varoluşsal sancılarımıza dair ipuçları yakalayabiliyoruz. Ayrıca eserde kader ve özgür irade arasındaki denge sık sık sorgulanıyor. Atlas'ın kendisine verilen görevi sorgulamadan kabul etmesi mi, yoksa bu görevi bilinçli bir seçimle sahiplenmesi mi onu harekete geçiriyor sorusu roman boyunca arka planda varlığını sürdürüyor. Bu durum okuyucunun da kendi hayatındaki seçimleri ve yönelimleri düşünmesine neden oluyor. Kitap bu anlamda yalnızca bir hikaye anlatmasının yanı sıra okurla sessiz bir diyalog kuruyor. Yaratıcı bir bakış açısıyla ele alınan eser, çok uzun bir tarihi aralığa sahip olmasının yanı sıra geniş bir hayal dünyasında yoğrulmuş akıcı bir kitap. Beşerbazın Marifeti, kolay tüketilen bir roman değil, dikkat, sabır ve okuyucuyu da düşünmeye davet eden bir kitap. Eser bilim kurgu ile felsefeyi harmanlayan, insanın özüne dair sorular soran ve okuru sorgulamaya iten bir kitap arayanlar için etkileyici bir seçenek.