Anne kavramı hepimiz için kutsaldır fakat herkes için aynı şeyi ifade etmez. Edebiyatta da anneler hiçbir zaman tek tip olmadı zaten. Çocuğu için kendini yok sayan da vardı, sevgisini göstermekte zorlanan da... Bazıları ailesini ayakta tutmaya çalışırken kendi içinde yavaş yavaş dağıldı, bazıları ise hırslarıyla herkesi yordu. Ama hepsinin ortak bir tarafı vardı; gerçek hissettirmeleri. Çünkü annelik edebiyatta yalnızca şefkatli ve kusursuz bir yere konulmuyor. Korku, fedakârlık, baskı, çaresizlik, mücadele ve hatta bencillik bile bu karakterlerin bir parçası oluyor. Bu yüzden romanlardaki anne karakterleri çoğu zaman biz okurların aklında hikâyenin kendisi kadar yer ediyor. Bazılarının tek bir repliği yıllarca unutulmuyor, bazıları ise verdikleri kararlarla hâlâ tartışılıyor. Üstelik yalnızca Türk edebiyatında değil, dünya edebiyatında da anneler çoğu zaman hikâyenin görünmeyen yükünü taşıyan kişiler olarak karşımıza çıkıyor. Kimi evi ayakta tutmaya çalışıyor, kimi çocukları için savaş veriyor, kimi ise yaptığı hatalarla hayal kırıklığı yaratıyor. Ama hepsi bir şekilde insanın içinde bir iz bırakıyor.
AMAN AĞZIMIZIN TADI BOZULMASIN
Yaprak Dökümü denince akla ilk gelen karakterlerden biri kuşkusuz Hayriye Hanım... Reşat Nuri Güntekin'in yarattığı bu anne figürü, dağılıp giden ailesini bir arada tutmaya çalışırken aslında o dönemin annelerini de temsil ediyor. Çocukları için kaygılanan, huzursuz olsa bile evin düzeni bozulmasın isteyen Hayriye Hanım'ın dilinden düşmeyen "Ağzımızın tadı bozulmasın" sözü ise yıllardır hafızalarımızdaki yerini koruyor. Ne diyeyim, Türk edebiyatının en gerçek annelerinden biri.

TEK DERDİ KIZLARINI 'İYİ BİR KISMETLE' EVLENDİRMEKTİ
Aşk ve Gurur'daki Mrs. Bennet, dünya edebiyatının en telaşlı annelerinden biri olabilir. Hayattaki en büyük amacı, beş kızını da iyi bir evlilik yapması olan Mrs. Bennet, neredeyse roman boyunca yeni bir damat adayı peşinde koşuyor. Bu yüzden kimi zaman komik, kimi zaman bir karakter gibi hissettiriyor. Jane Austen, Mrs. Bennet üzerinden aslında kadınların ekonomik olarak erkeklere bağımlı olduğu bir dönemi anlatıyor. Çünkü o yıllarda genç bir kadının "iyi bir evlilik" yapması sadece romantik bir mesele değil, aynı zamanda geleceğini garanti altına almak anlamına geliyor. Mrs. Bennet'in bitmek bilmeyen telaşı da biraz buradan geliyor zaten. Ne kadar abartılı görünse de kızlarının kötü bir hayat yaşamasından korkan bir annenin paniğini taşıyor.
HERKESİN BİR MOLLY WEASLEY'E İHTİYACI VAR
Harry Potter serisinin en sıcak karakterlerinden olan Molly Weasley, sadece kendi çocuklarına değil Harry Potter'a da annelik yapan bir figür. Kalabalık Weasley ailesinin tam ortasında, sevgisiyle herkesi sarıp sarmalayan Molly; koruyucu, fedakâr ve korkusuz bir anne. J. K. Rowling'in yarattığı karakter, yıllar içinde fantastik edebiyatın en sevilen anne figürlerinden biri hâline geldi.
SİVRİ, İHTİŞAMLI VE İKONİK
Bazı karakterler vardır; iyi mi kötü mü karar veremezsiniz ama gözünüzü de ondan alamazsınız. İşte Firdevs Yöreoğlu tam olarak öyle bir kadın. Aşk-ı Memnu'nun en sivri ve en "ikonik" karakterlerinden biri olan Firdevs Hanım; ihtişamı seven, lafını sakınmayan, her ortamda ağırlığını hissettiren bir anne. Halit Ziya Uşaklıgil'in yarattığı karakter, yıllar sonra televizyona uyarlandığında da etkisini kaybetmedi. Aksine replikleriyle, bakışlarıyla, kahkahasıyla yeniden hayatımıza girdi. Kimi zaman kızlarına baskı kuran, kimi zaman çıkarlarını düşünen kimi zaman da hak verdiğimiz Firdevs Yöreoğlu, Türk dizi ve edebiyat tarihinin unutulmayan anne karakterlerinden biri oldu.
KAN BAĞI OLMASA DA OLUR
Çalıkuşu'nda Münise'nin annesi çok uzun uzun anlatılan bir karakter değil belki ama insanın içinde buruk bir his bırakıyor. Hayatın iyice köşeye sıkıştırdığı, yoksullukla mücadele eden bir kadın... Kızına sahip çıkmak istese bile buna gücü yetmiyor. Zaten hikâyenin en acı tarafı da burada başlıyor. Reşat Nuri Güntekin, Münise üzerinden aslında anneliğin sadece doğurmak olmadığını gösteriyor. Çünkü küçük Münise'ye gerçek anlamda sahip çıkan kişi Feride oluyor. Onu koruyup kollaması, hasta olduğunda başında beklemesi, sevgisini hissettirmesi romanın en dokunaklı bağlarından birine dönüşüyor.

YOKLUĞUN İÇİNDE DİMDİK DURAN ANALAR
Orhan Kemal romanlarında anneler çoğu zaman başrolde değildir belki ama hikâyenin yükünü sessizce sırtlayan kişiler hep onlardır. Bereketli Topraklar Üzerinde, Murtaza ya da diğer romanlarında karşımıza çıkan bu kadınlar; yoksulluğun içinde çocuklarını doyurmaya çalışan, hayat ne kadar sert olursa olsun ayakta kalmayı bilen Anadolu anneleridir. Gürültülü değillerdir, büyük cümleler kurmazlar ama evin yükünü de acısını da en çok onlar taşır. Orhan Kemal'in anneleri tam da bu yüzden gerçek gelir.
BİR ANNENİN EN AĞIR KARARI
Sevilen'in unutulmayan karakteri Sethe, dünya edebiyatındaki en sarsıcı anne portrelerinden biri. Kölelikten kaçan Sethe'nin tek derdi çocuklarını o karanlık hayatın içine geri vermemek. Bunun için aldığı karar ise yıllardır edebiyat dünyasında tartışılıyor.
IŞILTININ İÇİNDE KAYBOLAN BİR KADIN
Muhteşem Gatsby'nin unutulmayan karakterlerinden Daisy Buchanan, gösterişli hayatı ve bencil seçimleriyle dikkat çekiyor. Bir kızı olmasına rağmen romanda onu çoğu zaman kendi duygularına, ilişkilerine ve konforuna odaklanırken görüyoruz.