Farklı nesillerden olan Sadettin Ökten ve Kemal Sayar gibi iki bilge şahsiyetin sohbetlerinden derlenen Gönül Çalab'ın Tahtı'nın beşinci cildi TK Yayınları'ndan çıktı. İkilinin radyodaki sohbetlerinin bu kadar ilgi görmesi, daha sonra kitaplaştırılması elbette beklenen bir durum değil. Ama önce radyo programları, ardından kitaplar; toplumumuzda bu nezaket ve bilgeliğe ne denli hasret kalındığının göstergesi.
Kemal Sayar aktif bir akademisyen olarak büyüğümüz Sadettin Ökten'den biraz daha fazla geziyor. Her gittiği yerden Ökten'e eli boş dönmüyor. Selamlar, dualar ve "Sohbetlerinizden çok şey öğreniyor, keyif alıyoruz" mesajlarıyla dönüyor. Böyle olunca da ikilinin "Bu sene bitiririz artık" dedikleri Gönül Çalab'ın Tahtı sanırım 10'uncu yılına yaklaşıyor. Programının adını Yunus Emre'den alması bu bereketin sebebi olsa gerek. İkilinin sohbeti çok ilgi görünce metinleşme fikri doğuyor.
Biri mimari ve estetik, diğeri psikiyatri alanının üstatlarından olan ikilinin gelenek, kültür, din, tasavvuf, felsefe, edebiyat, hikmet, ahlak, psikoloji, eğitim gibi birçok alanı kapsayan sohbetini dinlerken –valla ben okurken dinliyor gibiydim- dizi kırıp oturmuş bir talebe gibi hissediyorsunuz kendinizi. Bu da elbette ikilinin hem samimiyetinden hem de sohbet ederken birbirlerine kattıklarından bizim de nasiplenmemizi sağlıyor.
Gönül Sadasından Akisler serisinin beşincisini oluşturan bu kitapta 19 başlık mevcut. Deprem de var, pandemi de, çağımızın derdi yalnızlık da var, futbol da... Evet yanlış okumadınız, bu bilge insan da futbol karşılaşmaları izliyormuş. Ama Dünya Kupası...
2022'de Katar'da düzenlenen Dünya Kupası'na dair dair yorumları bu spora ilginiz olsun olmasın, size bir bakış açısı kazandıracak. 2026 Dünya Kupası'na sayılı günler kala bu ikilinin görüşleri dikkate değer. Kitaptan ilginizi çekecek pasajlar sunmadan önce Kemal Sayar'ın önsözdeki duası ile bitirelim:
"Yeryüzünde tevazu ile yürüyen', 'Rahman'ın azameti karşısında sesleri kısılan' kullardan olmayı niyaz edelim. Bir kıymetimiz varsa, onu 'Allah'ın önünde silinmemiz'e borçlu olalım."

Dünya Kupası'na dair
KÜRESEL AKIM REDDEDİLDİ
S.Ö.: Maçtan önce futbolcuları izliyorum. Onlarda çok net bir milliyetçilik ruhu ve inanç görüyorum. Bu, küresel akımın tamamen reddi manasına geliyor. Mesela; milli marşlar okuyorlar. O milli marşlardaki ruh hallerini yüzlerinden görüyorsunuz. O hâl bana şunu ifade ediyor: "Ben hâlâ çok ciddi bir aidiyetle mensubiyet sahibiyim. Ben hâlâ belli bir milletin ferdiyim. Ben küreselci değilim." Kılıkları, kıyafetleri, bağırışları, davul çalışları vs. kendilerinden geçiyorlar... Küreselcilerin "İnsan sadece ekonomik bir aygıttır, bir aidiyeti yoktur, ona belli bir konfor verirseniz o da sizin için çalışır karşılığını öder," düşüncesini reddediyorlar.
Pandemi dönemine dair
BİLİM ADAMI DA DUA ETTİ
SADETTİN ÖKTEN: Seküler zihniyetin "ben varım, ben çözerim, sen çözersin; bir yere kadar. Senin üstünde bir başka bilen vardır. Biz dikkat olarak bütün bilgimizin Allah'ın ilminden geldiğine inanıyoruz... Birisi çıkıp bu pandeminin hususiyetleri şudur, bunun da üstünde bunu yapan, yaratan, buna 'evet' diyen vardır, dese belki biraz daha rahatlayacak bu iş ama onu duyamadım.
KEMAL SAYAR: Bir de Arundhati Roy diye iyi romanları olan, çok muteber bir Hint kökenli İngiliz yazar var. Financial Times'ta da çok güzel bir makalesi çıkmıştı. "Şimdi hangi köşede bir bilim adamı gizli gizli Tanrıya yakarıp 'Yarabbi, şu salgın bitsin' diye dua etmiyor? Şimdi hangi köşede bir din adamı 'Yarabbi, şu bilim adamlarına yardım et de bir an önce bir şifa bulsunlar,' diye dua etmiyor?"
S.Ö.: Ama bu açığa çıkmıyor değil mi?
K.S.: Evet. Herkes bir köşede. Aslında bilim adamı sadece bilimden medet ummuyor. Yani bilim adamı da dua etti. Onu söylemek istiyor. Gizli saklı bile olsa herkes sonuçta mutlak kudrete iltica etti. Başımıza gelen şey çok acayip bir şeydi. Toplam ağırlığı birkaç gram olan bir virüs dünyayı salladı. "Bir sinek bir kartalı salladı vurdu yere," diyor Yunus birkaç yüzyıl önceden. Aslında burada bir metafor olarak anlamamız gerekiyor. Aciz şekilde aslında insanın kendi kudretine, kendi aklına, kendi zekasına pek de fazla güvenmemesi gerektiğini anlıyoruz.
Programın halktaki yansımaları
20 YILDIR ALLAH'A DARGINDIM SAYENİZDE KALBİM YENİDEN ISINDI
KEMAL SAYAR: İnsanlar hayatlarına bazı ilkeler, düsturlar edindiklerini söylüyorlar bu programdan. Hatta hiç unutamayacağım. Bir hanımefendi bir gün geldi, "20 yıldır Allah'a dargındım. Bu programlarla yeniden bir ünsiyetim oldu ve kalbim yeniden ısındı." Bu bana büyük bir hediye gibi geldi. Biz tabii ki bir vasıtayız...
SÖ: Valla ben bu işe başlarken bu kadar bereketli olacağını hiç düşünmemiştim.