Graham Bell denildiğinde akla ilk olarak telefonu icat eden isim gelir. Ancak bu biyografi, tarihe yön veren mucidin bundan çok daha fazlası olduğunu gösteriyor. VakıfBank Kültür Yayınları'nın Bilim Kitaplığı dizisinden çıkan Alexander Graham Bell Bağlantı Kurma isimli kitap, Naomi Pasachoff'un akıcı anlatımıyla Bell'in yaşamını, bilimsel çalışmalarını ve insanlığa bıraktığı mirası bütün yönleriyle ele alıyor. Konuşma terapisti bir baba ile işitme engelli bir annenin çocuğu olarak yetişen Bell'in hayatı, daha çocukluk yıllarında iletişim ve ses üzerine şekillendi. Kardeşlerini genç yaşta kaybetmesi, ailesiyle Londra'dan Kanada'ya göç etmesi, ardından Boston'da öğretmenlik yapması ve gelecekteki kayınpederi Gardiner Hubbard ile tanışması, onun bilimsel yolculuğunun önemli dönüm noktalarını oluşturdu.
EĞİTİMCİ KİMLİĞİ DE VAR
Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri ise Bell'in eğitimci kimliğine odaklanması. İşitme engelli çocuklara konuşmayı öğretmek için geliştirdiği yöntemler, ses titreşimlerini hissettirmeye yönelik çalışmaları ve "Görünür Konuşma" sistemi üzerinden yürüttüğü eğitimler, Bell'in yalnızca bir mucit değil aynı zamanda idealist bir eğitimci olduğunu da ortaya koyuyor. Ona göre telefon büyük bir başarı olsa da asıl hedefi, iletişim kurmakta zorlanan insanların hayatını kolaylaştırmaktı. Pasachoff, Bell'in bilimsel çalışmalarını yalnızca biyografik bir çerçevede anlatmakla yetinmiyor. Telefon ve fotofon gibi buluşların çalışma prensiplerini, sesin fiziğini ve konuşmanın bilimsel temelini de anlaşılır bir dille aktarıyor. Elisha Gray ile yaşanan patent yarışı gibi bilim tarihinin tartışmalı sayfaları da nesnel bir bakışla değerlendiriliyor. Bell'in hayatına dair en şaşırtıcı ayrıntılardan biri, aslında telefonu en büyük başarısı olarak görmemesiydi. Kendisini önce bir öğretmen, ardından bir bilim insanı olarak tanımlayan Bell, işitme engellilerin eğitimine yaptığı katkıları tüm icatlarının önünde tutuyordu. Hatta telefonun çalışma düzenini bozduğunu düşündüğü için çalışma odasında telefon bulundurmayı uzun süre istemediği anlatılır. Merakı yalnızca iletişim teknolojileriyle sınırlı değildi. Havacılık, denizcilik ve tıp alanlarında da deneyler yapan Bell, hidrofoil (su üzerinde yüksek hızla ilerleyen tekne) teknolojisinin geliştirilmesine katkı sağladı; uçurtmalarla insan taşıyabilecek hava araçları üzerine çalışmalar yürüttü. Güneş ışığıyla sesi iletebilen fotofon adlı icadı ise bugün fiber optik iletişimin öncülerinden biri olarak kabul edilir.
İlginç bir ayrıntı da Bell'in yaşamının son günlerine ilişkindir. 1922'de hayatını kaybettiğinde, Kuzey Amerika'daki telefon şirketleri onun anısına bir dakikalığına telefon hizmetini durdurdu. Milyonlarca telefonun aynı anda sustuğu bu an, iletişim tarihinin en anlamlı saygı duruşlarından biri olarak kayıtlara geçti. Bu yönleriyle Alexander Graham Bell, yalnızca telefonu icat eden bir mucit değil; iletişimin, eğitimin ve teknolojinin geleceğini hayal eden vizyoner bir bilim insanı olarak hafızalarda yer ediniyor. 8 bölümden oluşan ve her bölümün başlığına Bell'in sözleri verilen kitap ayrıca fotoğraflarla, kendi el çizimleri ve notlarıyla zengin bir kaynak niteliği taşıyor. Bilime ve biyografiye meraklı olanlar için zengin bir kaynak niteliğindeki kitap, modern iletişim çağının mimarlarından birinin bilinmeyen yönlerini keşfetmek isteyenlere kapsamlı ve sürükleyici bir okuma vadediyor