Gazeteci ve edebiyat eleştirmeni Erdinç Akkoyunlu'nun ikinci romanı Boğaz'ın Kıyameti, Everest Yayınları tarafından okurla buluşturuldu. Roman, 1979 yılının Kasım ayında İstanbul'da geçiyor. Arap Şakir isimli eski cinayet hükümlüsü tahliye olduktan sonra Karaköy'deki bir iş hanının çatı katında ofisten bozma izbeye yerleşir. Geçinmek için karaborsa kuyruklarında ücretle sıra bekleme işleri yapar fakat son günlerde bu iş de kesilince çok eski sandalına atlayarak lodos fırtınasında hem kendisini hem de beslediği kartalı doyurmak için Boğaz'da balık avına çıkar. Ve ağına bir erkek cesedi takılınca hikayenin seyri değişir. Aynı gün Independenta petrol tankerinin Boğaz'da infilak etmesiyle ise Türkiye'de ayağa kalkar. Boğaz'ın Kıyameti romanı, yazarın 2021'de yayınlanan Babamın Cinayet Defteri gibi psikolojik-siyasipolisiye türüne ait. 12 Eylül darbesi öncesinde Türkiye'de hüküm süren siyasi ve ekonomik iklimi detaylı ve incelikli şekilde ele alan roman, son dönemde Türk edebiyatında çok az örneğine rastladığımız 'Büyük Roman' olma iddiası ile yazılmış.
HEMINGWAY'E GÖNDERME
Arap Şakir başta olmak üzere komiser, savcı, general, karaborsacı, avcı, fotoğraf sanatçısı, balıkçı gibi farklı sosyoekonomik kesimden karakterleri bir araya getiren Boğaz'ın Kıyameti hem insanın yaşadığı açlık hem de zor şartlar altındaki dönüşümünü Kafkaesk bir bakış açısı ile ele alıyor. Bunun yanında Boğaz'ın Kıyameti ilk andan itibaren Hemingway'in Yaşlı Adam ve Deniz isimli kısa ama büyük romanına göndermeler yaparken, edebiyatımızda kendine pek yer bulamayan yakın tarih ve onun unutulmuş sayfalarına derinlemesine bir bakış açısı getiriyor. Metin klasik öğelerin yanında Türk modern roman eserleri arasında kendine yer bulacak kadar yeni nesil edebiyat anlayışından da izler taşıyarak dikkatleri üzerine çekiyor. Yazarın edebiyat eleştirmeni olması nedeniyle Boğaz'ın Kıyameti'nde yalnızca Hemingway bulunmuyor. Roman, Yaşar Kemal'in Deniz Küstü gibi İstanbul'da geçen romanına da selam veriyor. Metinde yine çok yerde Türk ve dünya edebiyatının hem klasik hem de modern eserleriyle yaptığı metinlerarasılık ile ön plana çıkıyor. Boğaz'ın Kıyameti karakterlerinin derinliği ve gerçekçiliği, kurgu bir metin olmasına karşın gerçek olaylara yönelik oluşturduğu atmosferi, aynı zamanda Türkiye'nin yakın tarihine getirdiği bakış açısı ile son dönemde sıkça dile getirilen edebiyattaki tek tipleşme algısını da yıkan radikal bir yapıya sahip. Romanda son dönemde eşine pek rastlamadığımız şekilde İstanbul'un doğasının; kuşunun, balığının, ağaçlarının ve sokaklarının da birer roman kahramanına dönüşmesi; eseri son yılların en çarpıcı metinlerinden biri haline getiriyor.