Siz bu satırları okurken eminim çoğumuzu şehre dönüş ve okula başlama telaşı çoktan almıştır. Tatil dönüşleri, okul alışverişleri, yarım kalan işler, yeniden kurulmaya çalışılan uyku düzenleri... Ağustosun sonuna yaklaştıkça hayat, hepimizi yavaş yavaş şehrin yoğun temposuna çağırıyor. Ben de bu ay, bütün bu telaşı biraz olsun hafifletmek; zihnimizi listelerden, programlardan ve hazırlıklardan uzaklaştırmak için yine kitaplardan ve müzikten söz etmek istedim. Üstelik bu kez konuğum, müzikle edebiyatı aynı hikâyede buluşturan, çok uzun yıllardır tanıdığmız bir isim: Ege.
Bazı insanları yalnızca tanımazsınız; onların yıllar içindeki değişimine, dönüşümüne, yeni yollar keşfetmesine de tanıklık edersiniz. Ege benim için tam da böyle biri. Yaklaşık otuz yıldır hayatımda olan sevgili dostumun müzik yolculuğunun en güzel dönemlerine, albümlerine, şarkılarına ve sahnedeki hikâyesine yakından tanıklık ettim. Ama Ege'nin hikâyesi müzikle sınırlı kalmadı. Yıllar içinde şarkılardan cümlelere, melodilerden kelimelere uzanan başka bir yolculuğa çıktı ve yazar kimliğini de inşa etti. Üstelik bu dönüşümü uzaktan izleyenlerden değil; kitaplarını okuyarak, yazdıklarının dünyasına girerek yakından takip edenlerden biriyim. Ege, bugüne kadar İsyan, Asil Dede'nin Düğünü, Kedice Bir Sevda ve Kedice Tutku adlı dört kitap yazdı. Her yeni kitabında ve her yeni cümlesinde bu eski dostu, yeniden keşfettim. Şimdi sizin keşfiniz için sözü kendisine bırakıyorum.

- Yazmaya yönelmenin ardında nasıl bir ihtiyaç vardı?
- Sanırım en temel sebep, kendimi yeniden sevme ihtiyacıydı. Yıllar içinde şarkı yapmak ne kadar kolaylaşsa da dijital çağın bir sonucu olarak kalıcı eser üretmek neredeyse olanaksız hâle geldi. Besteci olarak yaşadığım mutsuzluktan kurtulmanın en iyi yolunun kendi sınırlarımı keşfetmek olduğuna karar verdim. Daha büyük bir dünya kurgulamak benim için muhteşem bir deneyim oldu.
- Bugün kitaplarını yeniden okuduğunda değiştirmek istediğin bölümler oluyor mu?
- Yazarlar bazen kitaplarının bir bölümünü değiştirir ya da tamamen çıkarır. Ben de zaman zaman kitaplarımı alıp yeniden okuyorum. Kibir olarak algılamazsan, bir okur olarak yazarlığımı gerçekten beğeniyorum. Şu ana kadar değiştirmek istediğim bir yer görmedim.
- Hikâyeyi kedilerin gözünden anlatma fikri nasıl doğdu?
- Kediler hayatımızın sessiz tanıkları. Hikâyeyi onların gözünden anlatmak bana hem eğlenceli hem de heyecan verici geldi.
Düşünsene, en sevdiğin insanların bile zaman zaman nazını çekemezken kedilerin kaprislerine gönüllü olarak boyun eğiyorsun.
- Şarkı yazmakla roman yazmak arasında nasıl bir fark var?
- Bütün sanat eserleri aynı temel üzerinde hayat bulur: Kompozisyon, teknik ve üslup. Bir şarkıda dört dakikaya sığdırdığın öyküyü damıtmak ve anlatmak çok zor. Fakat romanda bir dünya kurgulamak, karakterler yaratmak ve okuru onların gerçekliğine ikna etmek daha da zor. Sanırım bu zorlanmanın dozu arttıkça benim mutluluk seviyem de yükseliyor.
- Şarkıcı Ege kimliğinin yazarlığına etkisi nasıl oldu?
- Sanıyorum yazar Ege'nin önündeki en büyük engel şarkıcı Ege! Bir okur olarak Türk okurunun zaman zaman önyargılı olduğunu söyleyebilirim. Başka bir konuda tanınmış kişilerin yazarlığına çok sıcak bakılmayabiliyor. Bu nedenle zorlandığımı kabul ediyorum. En büyük mutluluğum ise kitabımı okuyanlardan gelen yorumlar.
İlginçtir, yorumların neredeyse tamamı aynı cümleyle başlıyor: "Bu kadarını beklemiyordum!" - Romanlarındaki karakterlerde Ege'denizler var mı?
- Romanlarımın hiçbiri doğrudan beni anlatmıyor. Çünkü ben bir öykücüyüm. Farklı karakterler var ve hepsinin ayrı bir hikâyesi bulunuyor. Hepsindeki ortak nokta ise benim karakterimi de yansıtan yoğun empati duygusu. Belki de okuyucuyla kurduğum iletişimin gücü buradan geliyor.
- Yeni bir roman haberi var mı?
- Son dönemde yeniden müziğe yoğunlaştım; üretimimin müzik tarafı şu sıralar biraz daha ağır basıyor. Ama bu, yazarlığa ara verdiğim anlamına gelmiyor. Kafamın içinde hikâyesiyle, karakterleriyle ve dünyasıyla büyük ölçüde tamamladığım bir hikaye var. Şimdi onun kâğıda dökülmek için doğru zamanı beklediğini söyleyebilirim. Bir romanı yazmaya başlamadan önce karakterleri uzun süre zihnimde yaşatmayı, seslerini duymayı ve hikâyenin kendi yolunu bulmasına izin vermeyi seviyorum. Kim bilir, belki 2027 hem benim hem de okurlarım için yeni hikâyelerin ve yeni kahramanların hayatımıza girdiği bir yıl olur.

MERAK UYANDIRAN KİTAPLAR YOLDA
Yazın son günleri yaklaşırken kitap dünyasında da yeni sezonun heyecanı kendini göstermeye başladı. Bir yandan raflardaki yerini alan yeni kitaplar okurlarla buluşurken, bir yandan da sevilen yazarların merakla beklenen çalışmaları için geri sayım sürüyor. Nörobilimden psikolojiye, insan zihninden gündelik hayatın alışkanlıklarına uzanan kitaplarıyla geniş bir okur kitlesine ulaşan Sinan Canan'ın Demeler, dünya çapında tanınan ekonomist Daron Acemoğlu'nun Hangi Liberal Demokrasi ve Prof. Dr. Hakan Türkçapar'ın Başka Bir Yaşam adlı kitapları raflardaki yerini aldı. Kitap dünyasında heyecan bununla da sınırlı değil. Özgür Bolat, Hakan Günday, Kemal Varol ve İlber Ortaylı'nın yeni kitapları için de geri sayım başladı. Her biri kendi alanında geniş bir okur kitlesine sahip bu yazarların yeni çalışmalarının, yayımlandıkları anda kitap gündeminin en çok konuşulan başlıkları arasında yer alması bekleniyor. Öte yandan Ayşe Bilge Selçuk ve Evren Morgül'ün birlikte kaleme aldığı Mizaca Göre Ebeveynlik de okurla buluşmak için gün sayan kitaplardan.
YENİ ÇIKANLAR
Aymelek - Dilek Cesur
Emma- Jean Reno
Gökyüzünün Dört Hazinesi - Jenny Thingui Zhang
Demeler - Sinan Canan
Kendin Olma Cesareti - Şevval Görmez
ÇOK SATANLAR
Taş Kağıt Makas - Alice Feeney
Kendini Tüketmeden Yaşa - Beyhan Budak
Kaza - Freida Mcfadden
Saç Örgüsü - Laetitia Colombani
Kupa Sevgili - Lily King