"Sen kadınların en güzelisin. Senin varlığın öteki kadınların hepsini bir anda çirkin kılıyor. Yok, öyle değil. Senin varlığın öteki kadınları çirkin kılmakla kalmıyor, onları yeryüzünden tamamen siliyor."
Her aklı başında kadın, bu sınırsız övgünün, çağlayan gibi akan sevgi selinin belli bir sebebi olduğunu bilir. Ya erkek büyük bir hata yapmıştır, ya da pek sağlıklı olmayan bir ruh haline sahiptir. Karşısındakini değil kendi zihnindeki o hayali birine aşık olmuştur. Çocukluğunu harika bir aile içinde geçen her genç, bu cümlelerden ürker. Ama eğer yara bere içinde büyüdüyseniz, bu sözler sizi büyüleyebilir, korkunç kapana kısıldığınızı fark etmenize daha çok vardır.
Amelie Nothomb, Episen'in İntikamı'nda karşımızda yalnızca bir öç alma hikayesi yok; sevmenin, sevilmemenin ve bir insanın yıllarca içinde büyüttüğü öfkenin başkalarının hayatını nasıl zehirleyebileceğinin hikayesi var. Nothomb daha ilk sayfalarda okuru bir ayrılıkla sarsıyor. Reine, beş yıldır birlikte olduğu Claude'u terk eder. Büyük bir şirkette iyi bir konumu olan birine... Claude unutmaz, affetmez; hayatını bu yaranın hesabını görmeye göre kurmaya başlar. Romanın karanlık tarafı da tam burada belirir: Bazı insanlar intikamlarını öfkeyle değil, büyük bir sabırla alır. Neydi o meşhur söz, "İntikam soğuk yenen bir yemektir."
Sonra Dominique çıkar karşısına Claude'un... İlişkisi şaşırtıcı bir hızla ilerler, evlenirler; Claude çocuk sahibi olmak konusunda ısrarcıdır. Uzun bekleyişin ardından bir kızları dünyaya gelir: Episen... İsim tesadüf değildir. Claude ve Dominique, Fransızcada hem kadınlar hem erkekler için kullanılabilen iki isimdir. Romanın yazarı Nothomb, bu dil oyununu doğrudan romanın merkezine yerleştirir.

Çok istenen bu çocuğun doğumuyla birlikte tuhaf bir şey olur: Claude, Episen'e bir babadan beklenen yakınlığı göstermez. Kızını sevmez, aralarına görünmez ama kalın bir duvar örer. Dominique ise kızına giderek daha fazla bağlanır; evin bir tarafında sevgi büyürken diğer tarafında soğukluk büyür. Episen de çok küçük yaşlardan itibaren babasının kendisini sevmediğini hisseder. Bu yalnızca ilgisizlik de değildir. Claude, kızının hayatına giren ilişkileri kontrol etmeye başlar. Yazar Nothomb burada ilginç bir soru bırakıyor okurun önüne:
Bir çocuğa vurmak şiddetse, onu sistemli biçimde sevgiden mahrum bırakmak nedir?
Bir tür psikolojik şiddet, hem de çocuğa! Episen büyüdükçe babasına karşı içindeki öfke de büyür. 11 yaşında evini bir hapishane gibi görmeye başlamıştır. Buna nasıl dayanacaktır? Ama asıl büyük sır Claude'dadır.
Roman ilerledikçe onun Dominique'le neden evlendiği, neden böylesine hırslı biçimde çocuk istediği ve Reine'in yıllar sonra hikayenin içine neden yeniden girdiği anlaşılmaya başlar. O noktada okuduğumuz aile romanı başka bir şeye dönüşür: Claude için evlilik, eş, çocuk ve hatta babalık bile geçmişte uğradığı reddedilişin hesabını görmek için kullanılabilecek araçlardır. Claude'u evliliği ve babalığı silaha dönüştüren narsist bir adamdır.
Hiçbir intikam planı yalnızca hedef aldığı kişiyi yaralamaz. Claude, kurduğu düzenin içinde Dominique'i de Episen'i de yaralar; en sonunda kendisini de o düzenin içine hapseder. Yazar Nothomb'un 88 sayfaya sığdırdığı şey, basit bir aile dramından fazlasıdır. Aşkın sahip olmaya, gururun kine, kinin de yıllar süren bir hayat projesine dönüşmesini anlatır. Bütün bunları uzun psikolojik çözümlemelerle değil, kısa sahneler ve keskin diyaloglar üzerinden yapar. Çünkü Episen'in İntikam'nda asıl soru kimin intikam aldığı değil; intikam için koca bir hayat kuran insan, sonunda kimin hayatını mahvedecektir?