Amerikalı yazar Lee Siegel'in, Sahi Kitap etiketi ve Özkan Özdem çevirisi ile Türkçemize kazandırılan kitabı Tartışma Kültürü – Zihin Zihne Aynadır gürültünün bunca artıp, dinlemenin olabildiğince zorlaştığı çağda basit görünen ama yanıtı hiç de basit olmayan bir sorunun peşine düşüyor: Tartışmak neden önemlidir? Bugün tartışma denildiğinde çoğumuzun zihninde karşılıklı suçlamalar, yükselen sesler, televizyon ekranlarındaki sonuçsuz atışmalar ve sosyal medyada birbirini susturmaya çalışan insanlar beliriyor. Siegel ise kitabında tartışma kavramını bu yıpranmış görüntüsünden kurtarmaya girişiyor. Yazara göre tartışma, karşısındakini yenmek ya da söz düellosunda galip gelmek değil, aksine insanın kendini dünyaya anlatma, başkasının varlığını kabul etme ve daha iyi bir hayat ihtimalini birlikte arama biçimi.
Siegel kitabında gerçek bir tartışmanın nasıl olması gerektiğini uzun uzadıya anlatıyor. Söze de tartışan kişinin tartıştığı kişiden cevap alma ihtimalini de göze alması gerektiğini savunuyor. Hatta tartışma eylemini öyle derine indiriyor ki, eylemin içine cesaret kadar merakı, iddia kadar kuşkuyu, kendini ifade etme arzusu kadar dinleme iradesini de koyuyor. Kitabın öne çıkan tezlerinden biri de yazarın, tartışma tarihine damga vurmuş kült eserlere yaptığı göndermeler ve bu göndermelerin işaret ettiği tartışmanın sadece mantık kurallarıyla açıklanamayacağı gerçeği. Lee Siegel'e göre tartışmanın içinde söz kadar; duygular, hayal gücü, üslup, mizah ve empati de belirleyici olabiliyor. Yazar bu savını "çünkü insan, yalnızca doğru olduğunu düşündüğü şeyi savunmaz; nasıl biri olduğunu ve nasıl bir dünyada yaşamak istediğini de ortaya koyar" cümlesiyle açıklıyor.
Siegel; seçimlerimizin, susuşlarımızın, itirazlarımızın ve kurduğumuz ilişkilerin dünyaya sunduğumuz birer öneri olduğunu söylüyor ve böylece tartışmayı kürsülerden ve münazara salonlarından çıkarıp gündelik hayatın merkezine yerleştiriyor.
Yazarın tartışmayla sanat arasında kurduğu bağ da kitabın ufkunu genişleten bir diğer unsur olmuş. Kitapta; bir roman, şiir, resim ya da filmin dünyaya belirli bir bakış önerdiği ve insanlık ailesini görmeye, karşılaştırmaya, yeniden düşünmeye çağırdığı savunuluyor. Siegel'e göre sanat da böylelikle slogan atmadan hatta kimi zaman tek kelime dahi etmeden tartışmaya katılıyor.
Siegel kitabında içinde bulunduğumuz
sosyal medya çağına da ayrı ve özel bir parantez açmış. Kitapta dijital gerçekliğin insanlara sınırsız konuşma imkânı sunduğu ancak buna karşılık insanların düşüncelerini sınayacak gerçek karşılaşmalarla daha az yüz yüze geldiği savunuluyor. Sosyal medyada özellikle de benzer görüşlerin yankılandığı çevrelerde tartışmanın yer yer kişisel saldırı gibi algılandığına dikkat çeken yazarın önerdiği tartışma kültürü ise tarafları birbirlerine karşı birer engel gibi değil, düşüncenin gelişmesini sağlayan birer ortak olarak kabul etmesini salık veriyor. 112 sayfalık kolay okunabilir formdaki kitapta Lee Siegel okuruna aynı fikirde olmayı değil, aynı masada kalabilmeyi öğütlüyor. Yani kutuplaşmış dünyamızda belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyi...