Gazetecilikten tiyatro eleştirmenliğine, matbuat tarihinden bibliyografyaya uzanan geniş bir çalışma alanına sahip olan Selim Nüzhet Gerçek'in Gazanfer Paşa'nın Bir İkincisi adlı romanını okurken, aklıma Türk sinemasının unutulmaz klasiği Tosun Paşa geldi. Elbette iki eser aynı hikâyeyi anlatmıyor; biri polisiye ve gizemli bir kurguya yaslanırken diğeri sinemamızın en sevilen komedilerinden biri. Ama ikisini birbirine yaklaştıran güçlü bir ortak nokta var ki o da bir başkasının kimliğine bürünmek ve bu kimlik oyununun giderek kontrolden çıkması. Tosun Paşa'da Tellioğulları ile Seferoğulları arasındaki Yeşil Vadi mücadelesinde, sıradan bir uşak olan Şaban'ın hayali bir Osmanlı paşasına dönüştürülmesini izleriz. Herkesin korktuğu, adına türlü hikâyeler uydurulan Tosun Paşa aslında yoktur. Şaban, kostümü ve çevresinin kurduğu büyük oyun sayesinde bir anda güçlü, sözü geçen ve herkesin önünde eğildiği bir paşaya dönüşür. Komedinin temelini de zaten bu büyük aldatmaca oluşturur.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkan Gazanfer Paşa'nın Bir İkincisi'nde ise durum biraz daha farklı ama aynı ölçüde ilgi çekici. Bu kez ortada tamamen uydurulmuş bir paşa yoktur. Gerçek bir Gazanfer Paşa vardır ve onun karşısına, kendisine neredeyse ikizi kadar benzeyen başka bir adam çıkar. Ahmet Şevki Efendi, bu olağanüstü benzerliğin sunduğu fırsatla Gazanfer Paşa'nın hayatına girer.
BENZERLİK BAŞA BELA
Bir noktadan sonra mesele yalnızca onun yerine görünmek, bazı işleri onun adına yürütmek değildir. Bir insanın yüzünü takınmakla başlayan oyu00yavaş yavaş onun hayatını da ele geçirmeye dönüşür.
İşte burada Tosun Paşa ile ilginç bir akrabalık ortaya çıkıyor. Her iki hikâyede de üniforma, makam ve paşalık, karakterlere normalde sahip olmadıkları bir güç kazandırıyor. Her iki eser de aynı soruyu farklı türlerde soruyor: İnsanlar karşımızdaki kişiye mi inanır, yoksa onun temsil ettiği makama mı? Tosun Paşa bu kimlik oyunundan kahkaha çıkarıyor. Sahte paşanın her an yakalanma ihtimali, çevresindeki insanların korkusu ve iktidar mücadelesinin giderek absürtleşmesi komediyi besliyor.
Gazanfer Paşa'nın Bir İkincisi ise aynı fikrin çok daha karanlık tarafına bakıyor. Burada benzerlik bir fırsat olduğu kadar tehlike. Çünkü başka birinin yerine geçmek, bir süre sonra onun sırlarına, ilişkilerine ve düşmanlıklarına da ortak olmak anlamına geliyor. Ahmed Şevki Efendinin Gazanfer Paşa'nın yerine geçmesi onun dublörü olarak önemsiz görüşmelere ve akraba ziyaretlerine gönderilmesi eğlenceli ama işin içine aşk ve cinayet girince ortalık karışıyor. 80 sayfalık romanın en ilginç taraflarından biri de tam olarak bu.
Kimlik değiştirmenin sınırı nerede başlar ve nerede biter? Bir insan başka birinin kıyafetlerini giyebilir, onun gibi konuşabilir, onun yerine toplantılara katılabilir. Peki ya onun sevdiği insana yaklaşırsa? Onun düşmanlarıyla karşı karşıya kalırsa? Ya en önemlisi, çevresindeki insanlar gerçek kişiyle onun taklidini birbirinden ayıramaz hâle gelirse? Bu nedenle Gazanfer Paşa'nın Bir İkincisi, okurken bana sık sık "Tosun Paşa'nın polisiye akrabası" gibi geldi. Biri sahte bir paşanın yarattığı kahkahayı anlatıyor, diğeri ise bir paşanın yerine geçmenin doğurabileceği gizemi ve felaketi. Tosun Paşa'da sahte paşa olmak bir komediye dönüşüyor.
Gazanfer Paşa'nın Bir İkincisi'nde ise bir başkasının paşalığını ödünç almak cinayete kadar uzanan tehlikeli bir oyuna... Okuması keyifli, su gibi akan bir kitap...