- Yüzünde Bir Yer'de Dersim'den sağ kurtulan babaanneniz de bir kahraman. -
Yüzünde Bir Yer'in üç ana kahramanından biri Bese. Ben Bese'yi babaannemden esinlenerek yazdım. Bese ile babaannem arasında tek ortaklık, ikisinin de Dersim sürgünü olması. Her ikisi de Dersim katliamı üzerine bir çift laf etmemişti. Romanın bütün meselesi buradan doğdu. Bu derin suskunluğun insan ruhunda ne anlama geldiğini merak ettim. Benim ailemde hiçbir zaman katliamdan söz edilmedi. Sanıyorum bir tabuydu bu. Aynı zamanda korkudan ve insanın insana ettikleri karşısında duyulan utançtan kaynaklanıyordu.
- Babaanneniz daha sonra Dersim'e döndü mü? - Hayır, dönmedi. Önce Samsun'un Çarşamba kasabasında bir köye sürülmüşler. Sonra gizlice Samsun'a göçmüşler. Babaannem Tekel fabrikasında işçiydi. Ömrü boyunca çalışmış, çabalamış emekçi bir kadın. En büyük hayali Hacı Bektaş-ı Veli dergâhını ziyaret etmekti. Bu hayalini gerçekleştiremeden öldü. Hasretin ve yasın yarattığı boşluğu inançla teselli etmişti. Kutsal, korkunç trajedilerden sonra daha çok büyüyor galiba.
- Bu romanın kaynağı çocukluğunuz mu? - Bu romanın kaynağı benim. Kendimi kabuk kabuk soyarak yazdım
Yüzünde Bir Yer'i. Muhakkak henüz vakıf olamadığım, ifşa edemediğim duygular da vardır. Ama sonuçta yazarken bir başkası olamadıkça metin son derece kişisel bir mızmızlanmaya dönüşebilir. Edebiyattan sapma buradan başlar. Dolayısıyla kendimden ve babaannemden söz etmedim hiç. Bir katliama tanık olmuş bireyin toruna miras bıraktığı duyguları, henüz buharlaşmadan cisimleştirmeye çabaladım. Bakın, ben dünyayı edebiyatla algılayan ve öyle yazan birisiyim. Vakanüvis veya arzuhâlci değilim. Yaratımımın merkezinde, daima insan ruhu ve onun özüne duyduğum merak var.
- Alevi olduğunuzu biliyorum ama Dersim kökenli olduğunuzu bu vesileyle öğrendim. Siz ne zaman ve nasıl öğrendiniz? - Baba tek aidiyet kökü olamayacağına göre ben yalnızca Alevi kökenli değilim, ayrıca annemden ötürü Selanik kökenliyim. Ömrüm elverirse Yahudi, Kürt, Ermeni, Çingene, Arap, Süryani, Zerdüşt olup sonra bunların hepsini terk edebilmek de isterim. Bu romanı yazarken, Dersim katliamının bıraktığı yaraya ve kutsiyet algısına odaklandığımda, aynı zamanda bir Aborjin, bir Gazzeli, bir Darfurluydum. Dersim kökenli olduğumu öğrendiğimde, benim içime çöreklenen sadece Dersim acısı değildi, dünyadaki bütün Kerbela'ların acısıydı.
DERSİM'İ KONUŞMANIN ZAMANI GELDİ
- Kitabınızın kahramanlarından biri de Hızır. Hayatınızda ne zamandan beri var, Hızır ve ne oldu koskoca bir romana sızdı? - O acı çeken, ağlayabilen bir Tanrı olarak geldi. Çocukluğumda babaannemden birçok Hızır masalı dinlemiştim. Sonra onun üstüne epey bir zaman okumalar yaptım.
- Tam da Dersim sürgünlerinin konuşulmaya başlandığı bir dönem. Uzun bir suskunluktan sonra, neden şimdi, neden babaanneniz, neden Dersim? - Zamanı gelmişti. Üçüncü bir romana geçebilmek için
Yüzünde Bir Yer'i yazabilme iradesini göstermek zorundaydım. Öte yandan suskunluk, ifşaatın ilk halidir. Ben zaten üçüncü kuşak olarak bu acıyı dillendirmekle yükümlüydüm. Bir yazar olmaktan öte bir torun olarak yükümlüydüm. Yani içsel bir zorunluluktu bu. Zamana ait olmakla ilgili bir şey. Bugün Dersim'in konuşulmaya başlaması da bence aynı sorumluluktan kaynaklanıyor. Nezahat Gündoğan'ın Dersimli evlatlık kızlar üstüne yapmakta olduğu belgesel, Hasan Saltık'ın çalışması ve benim romanımın aynı döneme denk düşmesi bir rastlantıdan çok bir nedenselliğe dayanıyor. Bizler hatırlamaya mecbur torunlarız.
- Kitabı okurken, yazmaya soyunmadan önce neler okuduğunuzu, araştırmalarınızı ve bunların ne kadar bir zamana yayıldığını çok merak ettim... O kadar mitoloji ve antropoloji var ki... - Ben bu romanı hep yazıyormuşum! Hatta bundan önceki kitaplarımı yazarken sanki
Yüzünde Bir Yer'e hazırlanmışım. Filli olarak çalışmaya başlayalı ise üç yıl oldu. Dediğim gibi önce antropolojik, teolojik kitaplar okudum, sonra tarih, sonra psikanalitik metinler. En sonunda fotoğraf üstüne onlarca kitap. Hazırlık aşaması yazmaktan daha uzun sürdü.
- Kahramanınızın fotoğrafla ilişkisiyle, sizin romanla ilişkiniz arasında ben parallellik kurdum. Ne dersiniz? - Fotoğrafçı kız benim 'antikahramanım'. Bütün sanatsal eleştirimi onun üstünden yaptım. Roman boyunca hem çok şefkat gördü, hem de epey pataklandı kendisi.
Yüzünde Bir Yer, Sema Kaygusuz, Doğan Kitap, 174 s., 12 TL.