Refik Halid Karay, edebiyat tarihimizin kuşkusuz en ilginç yazarlarından biri. Aynı anda hem hayatın zevklerine varmış bir salon erkeği, hem de inandığı fikirlerinden ne pahasına olursa olsun taviz vermeyip, sürgün cezasını bile göze alabilen cesur bir dava adamı olabildi. Hayatı boyunca yakasını bırakmayan 'muhalif' kimliği onun tek partili yönetime, İttihat ve Terakki'ye ve hatta Kuva- yı Milliye harekatı ile Mustafa Kemal'e bile dik başlılıkla muhalif etmesinden geliyor. Refik Halid Karay, 15 Mart 1888 yılında, Maliye baş veznedarının oğlu olarak İstanbul'da doğuyor. Yüksek bir bürokratın oğlu olarak çok iyi şartlarda büyüyor. Galatasaray Lisesi ve Hukuk Fakültesi'nde okuduktan sonra Meşrutiyet sıralarında gazeteciliğe başlıyor. Kısa sürede hiciv yazılarıyla üne kavuşup, Fecri Ati edebiyat topluluğunun kurucularından oluyor. Kirpi onun mizahi yazılarındaki mahlası, Aydede ise çıkardığı mizah dergisinin ismidir. Ancak 'Kirpi'nin 'dikenleri' maalesef ki önce kendine batar ve 'Kirpi' adıyla yazdığı taşlamalar nedeniyle İttihat Terakki hükümetince Anadolu'nun çeşitli illerinde beş yıl sürgüne gönderilir. Ancak I. Dünya Savaşı'nın son yılı İstanbul'a dönebilir. Dönüşünde Robert Kolej'de öğretmenlik, Sabah gazetesi başyazarlığı, iki kez Posta-Telgraf Genel Müdürlüğü yapan Refik Halid, bu süreçte Aydede mizah dergisini de çıkarır. Kapı Yayınları'ndan çıkan Refik Halid Okları Kırpılmış Kirpi'de, N.Ahmet Özalp, Karay'ın eserlerinin ilk baskılarıyla daha sonraki baskılarını karşılaştırarak bir tür edebiyat dedektifliğine soyunuyor ve ortaya enteresan bir sansür hikayesi seriyor. Kirpi'nin Dedikleri ona sürgün yollarını açar. Önce Sinop ve Çorum'a ardından da Ankara ve Bilecik'e gönderilir. Bu sürgünün yazarlık yaşamına iyi bir etkisi de olur öte yandan. Anadolu gerçeğini ilk kez o zaman tanıyan Refik Halid, önce Memleket Hikayeleri ardından da Gurbet Hikayeleri (ikinci sürgünü sırasında) adlı eserlerinde derin memleket hasretini edebiyatla buluşturur. Öte yandan ilk baskısı 1941 yılında yapılan Tanıdıklarım adlı 35 mizahi hikayeden oluşan kitabındaki portrelerin çoğu birebir kendi hayatından örnekler taşır. Örneğin ölene dek muhalifliğinden vazgeçmeyen bir adamın anlatıldığı Tam Bir Muhalif de, sürgüne gittiği Sinop'ta İstanbul aşkıyla yanıp tutuşarak ölen bir siyasi sürgünü anlattığı İstanbul'a Aşık da onun kendi hayatından yansımaları taşıyan hikayelerdir.
SÜRGÜNLERLE GEÇEN BİR HAYAT
İkinci sürgününe ise Agop Paşa'nın Hatıratı adlı mizahi kitabındaki yazıları yol açacaktır. Vatan hainliği suçlamasıyla 'Yüzellilikler' listesine girerek Beyrut ve Halep'te sürgün hayatı yaşamaya başlar. Ancak 16 yıl süren bu ikinci sürgün yaşamı ilkinden de zor şartlarda geçer. Bu yıllarda özellikle Hatay-Antakya üzerine öyküler yazar (Sakın Aldanma, İnanma, Kanma). Vahdet gazetesindeki yazıları ve çalışmalarıyla Hatay'ın Türkiye'ye bağlanmasına katkıda bulunur. 1938 yılında çıkan afla ülkesine döner. Dönüşünden sonra yaşananları şöyle özetliyor Özalp; "Dönmüştür dönmesine ama bu, onun için sorunların sona ermesi anlamına gelmemektedir. Çünkü o, iflah olmaz bir muhaliftir. Muhalefet ve mizah, onun kimliğinin, kişiliğinin ayrılmaz parçalarıdır. Buna karşılık ülke yönetiminin, tüm totaliter yönetimlerde olduğu gibi, muhalefete ve mizaha hoşgörüyle yaklaşması mümkün değildir. Böyle bir ortamda, bir yandan yazarak, bir yandan da eski yapıtlarını yeniden yayımlayarak hayatını kazanmak zorunda kalan Refik Halid'in derin iç çelişkiler ve çatışmalar yaşayacağı açıktır." Özalp'in araştırmasından da izleyebileceğimiz gibi yazarın eserlerinin 40'lı yıllardaki yeniden basımlarında söz konusu cümle değişiklikleri, bölüm çıkarılmaları, vs görülmeye başlar. Giyim kuşama dair yazılarıyla günümüzün moda yazılarını, yiyecek-içecek yazılarıyla da gurme yazarlarını aratmayan Refik Halid, bir reklam yazarı titizliğiyle döneme uygun reklam sloganları dahi yaratıyor. Günümüzde "Türkçeyi en iyi kullanan yazar" olarak tanınan Refik Halid'in, okuyucusunu kısa zamanda avucu içine alan canlı üslubu ile okuyucusuyla bir gezintiye çıkmış duygusu yaratan samimi tonu da kuşkusuz onun çekiciliğinin en güçlü yanlarını oluşturuyor. Toplumun içinden ilginç tiplemeleri, zengin tasvirleriyle hem zengin konaklarındaki davetleri hem de sokaklardaki halkı anlatan Refik Halid, sahip olduğu snob zevkler ve kültürünün de bir araya gelmesiyle insanda bir tür 'gülümseyen' Marcel Proust hissi uyandırıyor.
Refik Halid: Okları Kırılmış Kirpi N.Ahmet Özalp Kapı Yayınları 193 s., 12 TL
İnkılap Yayınları'ndan Refik Halid Külliyatı
Yayınları editörü Tansel Mumcu, Refik Halid Külliyatı'nın yayımlanma öyküsünü şöyle anlatıyor: "Karay Ailesi ile birlikte yürütülen bu proje kapsamında - Refik Halid'in eserlerinin orijinalliğine sadık kalarak- 2009 yılından başlayarak yeniden yayımlamaya başladık. 'Türkçeyi en güzel yazan adam' olarak tanınan Refik Halid'in tüm eserlerini yeni kapak tasarımlarıyla ve en önemlisi orijinal diline bağlı kalarak yayımlamaya başladık. Böylelikle 'Refik Halid'in eserleri günümüz Türkçesine uyarlanarak katledilmiştir,' 'Sadeleştirme nedeniyle Türkçesi katledilen Refik Halid...' gibi eleştirileri de bertaraf etmiş oluyoruz. Edebiyatın hemen her türünde boy göstermiş, ürün vermiş bereketli bir yazar, Refik Halid: hikâye, roman, anı, mizah, kronik, deneme... Eserleri gibi, hayat hikâyesi de oldukça etkileyicidir. Onun hayat hikâyesinde iz sürerek yakın tarihimizin sıkıntılı zamanlarını bulabilirsiniz. Anıları, bazı kronikleri ve yazılarıyla yakın tarihimize ayna tutar... Prof. Dr. Ali Birinci bir yazısında "Refik Halid'in hikâyeci ve romancı şahsiyeti, aynı zamanda bir fikir adamı da olduğu gerçeğinin fark edilmesine engel olmuştur. 'Hafta konuşması' ve 'Günler geçerken' başlıklı yazıları fikir yönünü ortaya koyma bakımından çok kıymetli bir kaynaktır." der. Refik Halid Karay'ın eserlerinde bugünün okurunun, gençlerinin bilmediği, yabancısı olduğu sözcükler vardır kuşkusuz. Ancak hiç de öyle abartılacak, mevzu edilecek sayıda değildir. İnkılâp Kitabevi, üstadın üslubuna, kıvrak diline bağlı kalarak hazırladığı bu yeni basım kitaplarda, bu tür sözcüklerin günümüz Türkçesindeki anlamlarını, karşılıklarını sayfaların altında dipnot olarak vermiş, böylelikle genç okurlara da bir okuma şöleni sunmuş oluyor.
Şu ana kadar İnkılap Yayınları'ndan yayımlanan Refik Halid Karay eserleri:
* Minelbab İlelmihrab
* Bir Ömür Boyunca
* Memleket Hikâyeleri
* Gurbet Hikâyeleri/ Yeraltında Dünya Var
* Bir Avuç Saçma
* Bir İçim Su
* Makyajlı Kadın
* Tanrı'ya Şikâyet
* Üç Nesil Üç Hayat
* Agop Paşa'nın Hatıratı
* Ay Peşinde
* Guguklu Saat
* Kirpinin Dedikleri
* Sakın Aldanma, İnanma, Kanma
* Tanıdıklarım
* Anahtar
* Bu Bizim Hayatımız
* Bugünün Saraylısı
* Çete
* Dişi Örümcek
* Dört Yapraklı Yonca
* 2000 Yılın Sevgilisi
* İstanbul'un Bir Yüzü
* Kadınlar Tekkesi
* Nilgün
* Sürgün