Taş plak sesli şarkıcı olarak tanınan Sema Moritz, 1895-1940 yılları arasında sesiyle efsaneleşmiş İstanbullu Hanımefendilerin seslendirdiği şarkıları derlediği yeni bir albümle dinleyicilerle buluşuyor.
İstanbullu Efsane Hanımlar'ın Dillerindeki Şarkılar adlı albümde Mürşide Hanım, Afife Hanım, Deniz Kızı Eftalya, Seyyan Hanım, Lale ve Nergiz Hanım Kardeşler'in taş plaklara kaydettiği 11 şarkının günümüz yorumları yer alıyor.
Saçlar Samur Bukleli, Yıldızların Altında, Helvacı ve Biz Heybeli'de Her Gece Mehtaba Çıkardık gibi şarkılar geçmişi günümüzde yaşatıyor. Albüm Sema Moritz'in Ekho ve Ekho II'den sonra 'efsane hanımlar' projesinin üçüncü ayağı. Şarkı sözlerini taş plaklardan deşifre eden, bu şarkıcıların hikayelerini öğrenmek için kütüphanelere başvuran Moritz, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş etiketiyle çıkan SABAH'a anlattı.
HANIMLARIN İZİNDEN GİTTİM: "1987 yılında ilk kez Berlin'de Sema and Taksim adlı grubu kurdum. İstanbul'la özdeşleşmiş şarkıları söylüyordum. Onları derlemiştim. 1994 yılında Türkiye'ye geldim ve İstanbul şarkıları söylemeye devam ettim.
İstanbul'u Dinliyorum onlardan biriydi. Aslında Ankara'da büyümüştüm o zaman İstanbul müziği bana çok yabancıydı.
Papatya Gibisin'i söyle derlerdi onu bile tanımazdım. O sırada işte bu şarkıları keşfederken İstanbul'da sesiyle öne çıkmış kadın şarkıcılarının izinden gitmeye başladım. Beni etkileyen onlar oldu. En çok da hikâyeleri beni etkiledi. Onların olduğu denize daldım. Hanımlar bana dedi ki 'Biz İstanbul şarkılarının içinde daha farklı bir kültürü yansıtıyoruz'. Ben de bu hanımların yarattığı farklı kültüre baktım."
TOPLUMA KARŞI CESUR KADINLAR: "Onlar çok cesur kadınlar. O dönemde topluma karşı, kendi durdukları yeri çok iyi tanımlamışlar. Beni en çok Deniz Kızı Eftalya'nın hikâyesi etkiledi. Eftalya, babası ve kocasıyla birlikte her gece kayığa biniyor ve şarkı söylüyor. O şarkı söylerken o günün İstanbul'unda sesi Boğaz'ın iki yakasından da duyulabiliyor. Sesini insanlar kıyıdan dinledikleri için ona deniz kızı adını veriyorlar. Ve ne kadar talihsiz ki bir gece artık son gecem diyerek jübile yapmak için yine kayıkla açılıyor ve o kadar coşkulu şarkı söylüyor ki zatürree oluyor. Bu zatürree sonucunda da vefat ediyor. Bunun gibi pek çok hikâyeyi şarkıları öğrenirken araştırdım. Müzisyen, yönetmen ve yazar Cemal Ünlü'nün dönemle ilgili çalışmalarından yararlandım."
TAŞ PLAKLARDAN DEŞİFRE: "Şarkı sözlerini anlamakta, deşifre etmekte zorlandığım oldu. Pek çok müzisyenle birlikte çalıştık. Taş plaklardan sözleri anlamak oldukça zor olabiliyor çünkü. Hala bu şarkıları araştırmaya devam ediyorum."
TEĞMENLERLE EVLENİP SAHNEYİ BIRAKTILAR
Sema Moritz'in araştırmaya başladığında ilk karşılaşıp etkilendiği isim Seyyan Hanım olmuş. Moritz, Seyyan Hanım'ın hikayesini şöyle özetliyor: "1970'lerin sonunda sahneye son kez çıktığında seyircilere "Biz şimdiki sanatçılar gibi sahneye çıktığımızda elimizi kolumuzu sallamazdık. Mum gibi durur, şarkımızı söyler, alkışımızı alır ve annemizle eve giderdik" demişti. Şimdiki şarkıcılara kendi farklarını çok güzel anlatmış. Mürşide, Afife ve Seyyan hanımlar teğmenlerle evlenip şark hizmetine gidiyorlar. Aralarından sadece Seyyan Hanım, İstanbul'a gelip birkaç plak dolduruyor." Mürşide Hanım ise hikayesi en ilgi çekici olan isimlerden: "Kocasının hediye ettiği ud, şark hizmetine giderken trende kırılıyor. Mürşide Hanım dinlendikleri handa udunun kırıldığını görüyor ve katıla katıla ağlıyor. Mürşide Hanım sahneye çıkmayı bıraktığı için çocukları onun eskiden şarkıcılık yaptığını bilmiyorlar. Nesrin Sipahi evlerine gelince çok seviniyorlar, halbuki anneleri seneler önce ondan çok daha ünlüymüş."