KAHİRE - Bıyıkları özenle kesilmiş, ufak tefek bir adam, bir köşede oturmuş bastonuna dayanıyor; gülümsüyor ve viskisini yudumluyor. Kendisini bir keresinde özel jetinin banyosuna kilitleyen diktatörün karısını ve 50'nci yaş günü için düzenlediği, ünlülerin akın ettiği şaşaalı partiyi hatırlayınca yüzü aydınlanıyor. Batmış bir milyarder silah tüccarının anıları. Bugünlerde, "Reagan döneminde İran-Kontra skandalına karışan silah tüccarı" yerine "Bay İş Bitirici" olarak anılmayı tercih eden 74 yaşındaki Adnan Kaşıkçı, "Yaşam felsefem olanlardan pişmanlık duymamaktır; iyi ya da kötü. Kader, deyip geçiyorum. Kişisel bir tavır bu" diyor. Kaşıkçı, 20'nci yüzyılın sonlarında gerçekleşen büyük skandalların neredeyse hepsiyle ilişkilendirildi ama bunların hiçbirinden hüküm giymedi. Wedtech skandalı, B. C. C. I. skandalı, Filinpinler'deki Marcos suçlaması ve İran-Kontra skandalı. Kaşıkçı onu bu skandalların yanı sıra, komplo teorisyenlerinin Prenses Diana'nın (Diana'nın erkek arkadaşı Dodi el-Fayed, Kaşıkçı'nın yeğeniydi) ölümüyle ve 2000 başkanlık seçimlerinde (eski bir çalışanı seçim görevlisiydi) Florida'daki seçim yolsuzluklarıyla bağdaştırdığı gözde isimlerden biri. Şimdi hayatında yeni bir sayfa açmaya çalışıyor Kaşıkçı. Anlaşmalar yapmak için bağlantılarını kullanarak geçirdiği bir ömrün ardından, bağlantılarını satarak danışmanlık yapıyor. Komisyon yerine "teşvik primi" alıyor. Artık tarifeli yolcu uçaklarında uçuyor. Bir zamanlar şahsi DC-8'i olan birisi için büyük bir değişiklik bu. İmparatorluğu çöktükten sonra elinde kalan tek mülkünün bulunduğu Riyad'da yaşıyor. Ancak hiç de iflas etmiş gibi görünmüyor. Ya da en azından öyle görünmemeyi beceriyor. Bu zaten Kaşıkçı'nın daimi sihriydi. "Konuşmanız, fikirleriniz ve görünüşünüz, hepsi insanları etkilemek için gerekli olan mekanizmanın bir parçası" diyor bir zamanlar takındığı müsrif tutum hakkında. Kaşıkçı, doğrudan bir ayrıcalık sayılmasa bile, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası, Suudi Arabistan'ın kurucusu Kral İbni Suud I'in özel doktoruydu. Şikago'daki Kaliforniya Devlet Üniversitesi'nde geçirdiği birinci senenin yazında, Usame bin Ladin'in babası Muhammed Bin Ladin'e ağır taşıtlar satarak 150 bin dolar kazandı. Stanford Üniversitesi'ne gitti ama mezun olamadı. İş dünyası daha cazip geliyordu. Krallığın petrolden kazandığı bir serveti vardı ve ordusunu güçlendirmek istiyordu. Kaşıkçı yol gösterdi ve Amerikan silah üreticileriyle krallık arasında aracı rolü üstlendi. Büyük komisyonlar kazanan genç bir adamdı. Bir keresinde "dünyanın en zengin adamı" denmişti Kaşıkçı'ya ama "dünyanın en çok harcayan adamı" daha doğru olurdu. "Şans kapıyı çalınca kapıyı açabilmeniz gerek. Şans kapıyı çalmıştı, hepsi bu kadar" diyor Kaşıkçı. Ama davranışları ona kötü bir ün kazandırdı. Reagan yönetimin üst düzey yetkililerinin, rehineleri kurtarmak için silah ambargosunu çiğneyerek İran'a silah sattığı ve gelirleriyle Nikaragua'daki Amerika destekli güçlere arka çıktığı İran-Kontra skandalının merkezindeki silah tüccarıydı. Marcos ailesinin, Manila'dan kaçmadan önce Filipinler hazinesinden zimmetine milyonlarca dolar geçirmesine yardım etmek suçundan da yargılandı ama beraat etti. Bir playboy olarak, müşterilerini ve mali destekçilerini yanına çekmek için yüksek ücretli fahişeler tutan biri olarak ün salmıştı. Ama Kaşıkçı, kendini sorgulayan biri gibi de görünmüyor. "Nerede yanlış yaptım? Hiçbir yerde" diyor.