Yıllarca Küba Ulusal Balesi'nin müdürlüğünü yapan Alicia Alonso, artık ayaklarıyla dans etmiyor. Kısa süre önce New York'ta Lincoln Merkezi yakınlarındaki bir otelde, öğleden sonra gerçekleşen buluşmaya, kadınsı yüksek topuklu ayakkabılarıyla gelen Alonso, ayaklarını bilek hizasından zarifçe büküyordu. Alonso'nun görme yetisi çok zayıflamış. Ancak baleden konuşmaya başlayınca, yüzüne yakın tuttuğu yıpranmış bakır renkli ellerini heyecanla çırpıyor. Karmaşık koreografi figürlerini tarif etmek için, ince uzun parmaklarını döndürüyor. Alonso gülümseyerek, "Evet, ellerimle dans ediyorum. Aslında yüreğimle dans ediyorum. Bu bedenimden çıkıp gelen bir şey, durduramıyorum" diyor. Alonso 3 Haziran'da Amerikan Bale Tiyatrosu'nca düzenlenen özel bir etkinlikte, 90'ıncı yaş gününü kutladı. Sanatçı bu kurumun ilk yıllarında, dansçı olarak çalışmıştı. Aslında 90'ıncı yaşına önümüzdeki 21 Aralık'ta girecek. Alonso hem kötülenen hem de övülen birisi. Bazıları Fidel Castro'nun onu siyasi amaçlarla kullandığını düşünüyor. Ayrıca görevinde çok uzun bir süre kalan ve bazı dansçıların yurtdışında çalışmasını engelleyen bir kişi olarak da görülüyor. Ancak kendisini Giselle rolünden hatırlayan, uzun sahne deneyimine tanıklık etmiş bale meraklıları ona hayran. Sanatçı sahneye en son 1995'te, 75 yaşındayken çıkarak koreografisini yaptığı "Kelebek" adlı eserde dans etti. Alonso genç kızlar gibi kıkırdayarak "Genç bir hanım gibiyim. İnanılmaz, değil mi? İki yıl önce Giselle'de dans ettim" diyor. Alonso ya kurnaz bir tilki ya da tatlı bir yaşlı kadın. Büyük olasılıkla her ikisi birden çünkü davranışları bir anda değişebiliyor. Siyasetle ilgili sorulara cevap vermeyi kesinlikle reddediyor. Alonso, "Beni çok sıcak karşıladıkları ve harika bir duygu yaşattıkları için buraya geldim. Anılarla ve olaylara ilgili olarak seninle bu şekilde konuşacağım. Bence böyle olması gerekiyor. Sen ne dersin?" diyor. Amerikan Bale Tiyatrosu'na ziyareti Alonso'da, sözcüklere dökmekte zorlandığı duygular uyandırıyor. Sanatçı bununla ilgili, "Burada yıllar boyunca yaptığım çalışmalar, arkadaşlarım, savaş sırasındaki turnelerimiz, temsillerimiz aklıma geliyor. Koca bir hayat. Amerikan balesinin geleceğini şekillendiriyorduk. Böyle bir rüyaydı" diyor. Bale Tiyatrosu'na 1940'da katılan Alonso, bir göz ameliyatı için Küba'ya gittikten sonra 1943'te geri döndü. Antony Udor'un "Undertow (Anafor)" (1945), Agnes de Mille'in "Fall River Efsanesi" (1948) ve George Ballanchine'in "Tema ve Çeşitlemeler" (1947) eserlerinde orijinal kadroda yer aldı. Ballanchine'in korkunç derecede zor olan bu eserinde, Igor Youskevitch ile dans etti. Alonso'nun teknik ustalığını fırsat bilen Ballanchine, onun her adımını sınadı. Ballanchine'in meşhur dudak büküşünü taklit eden Alonso, "Bana bakıp, 'Şu figürü yapabilir misin?' diye sorardı. Ben de 'Bir deneyeyim' deyip anında yapardım" diyor. Havaya sıçrayıp ayaklarını çapraz duruma getirmesini isteyen Ballanchine, küçümseyici tavırla "Korktun mu?" diye sormuş. Alonso "Hayır, hemen deniyorum efendim" diye cevap vermiş. Görme yeteneği zaman içinde zayıflasa da, Alonso dansa devam etmiş. Diğer sanatçılar sahneden hızla çıkarken, dekorlara çarpmak istemeyen Alonso daha yavaş bir şekilde terk edermiş. "Sahnenin merkezini görebilmem için çok güçlü ışıklar koyarlardı" diyen sanatçı, partneri Anton Dolin'in "Tamam bebeğim, her şey yolunda. Dosdoğru git" diyerek yardım edişini hatırlıyor. Çaresiz görünen Alonso, kendisine sorulan soruların sadece işine gelen kısımlarını anlıyormuş gibi yapıyor. Mesela, kendisinden sonra dans edecek birisini hazırlayıp hazırlamadığını tam üç kez sordum. "Anlamıyorum" cevabıyla kurtulamayacağını görünce, ağzından "Hayır, bence zaten iyiler. Hepsinin çok yetenekli olduğuna eminim" sözlerini kaçırdı. Geride bıraktığı sanatsal mirasla ilgili, "Hatırlanmak istemiyorum, tek derdim unutulmamak" diyor.