Akupunkturun yalancı tedavisi bile acıyı dindirebiliyor.
ABONE OL
Akupunkturdan sonra insanların kendilerini daha iyi hissettiklerine dair pek bir şüphe yok. Fakat şöyle bir soru var. Bu tedavinin gerçekten olumlu bir etkisi var mı, yoksa yalnızca plasebo etkisi mi gösteriyor? "Arthritis Care and Research" adlı derginin Ağustos sayısında yayınlanan bir araştırmaya göre, dizlerinde ağrılı eklem iltihabı olan 455 hastaya akupunktur uygulandı. Vücuttaki belli noktalara minik iğnelerin iyice batırıldığı bu işlemin, yalancı tedaviden daha büyük bir etki göstermediği saptandı. Aslında iki tedavi şekli de hastaların ağrısını önemli ölçüde dindiriyordu. Fakat Houston kentindeki MD Anderson Kanser Merkezi'nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, iyi hazırlanmadığı gerekçesiyle eleştirildi. Örneğin, iki gruptan da hastaların iğne ve elektrik uyarılarıyla tedavi edildiği, ama yalancı tedavi grubunda iğnelerin derine batırılmadığı ve uyarının çok daha kısa tutulduğu ifade ediliyor. Belki bu çalışmanın gösterdiği şey, akupunkturun işe yaramadığı değil, kötü yapılsa bile işe yarayabileceğidir. Akupunkturu savunanlara göre alınacak asıl ders ise, kadim bir şifa sanatına Batılı standartları uygulamanın ne kadar zor olduğudur. Nitekim New York Üniversitesi'ndeki kas-iskelet rehabilitasyon programını yöneten akupunktur uzmanı Doktor Alex Moroz, "Hiçbir akupunktur noktasının ölü olmadığı, vücudun neresine iğne batırsanız orasının iyi kötü bir faaliyet gösterdiği savunuluyor. Akupunktur araştırmalarının Batılı indirgemeci bilimsel yöntemlerle uyuşmadığı konusunda koca bir bilgi dağarcığı var" diyor. Araştırmanın başyazarı Doktor Maria E. Suarez-Almazor ise, yalancı tedavinin eğitimli akupunktur uzmanlarının yardımıyla geliştirildiğini vurguluyor ve ekliyor, "Biz bu çalışmayı akupunkturun işe yaramadığını göstermek için düşünmedik. İki grubun sonuçları arasında bir fark çıkmadı, hepsi bu." Gerek bu çalışma, gerek son zamanlarda yapılan başka araştırmalar, (ister gerçek, ister yalancı akupunkturdan olsun) iğne batmasının uyandırdığı etkiyle vücudun ağrı sinyallerini belki farklı bir şekilde işleyip aktardığı konusundaki spekülasyonları alevlendirdi. 2007'de sırt ağrısı çeken bin 200 hasta üstünde Almanya'da yapılan bir araştırma, hem gerçek hem yalancı tedavi gruplarının yarısının akupunkturdan sonra ağrısının azaldığını, geleneksel sırt tedavisi görenlerdeyse bu oranın yalnızca yüzde 27 olduğunu gösteriyordu. Akupunktur grubundaki hastaların yüzde 15'i ağrı kesici isterken yalancı grupta bu oran yüzde 34'tü. Geleneksel tedavi görenlerse yüzde 59'la en vahim durumdaydı. Araştırmacılar, iğne batırmanın "süper plasebo" etkisi yaratmış olabileceğini, bu yolla belki de bedenin acı çekme şeklini değiştiren bir dizi tepkimeyi başlattığını düşünüyorlar. Michigan, Detroit'teki Henry Ford Hastanesi'nden araştırmacılar da bu yıl gerçek akupunkturu yalancı tedaviyle değil, Effexor adlı ilaçla karşılaştırdılar. (Bir antidepresan olan Effexor'un göğüs kanseri hastalarındaki sıcak basmalarını ciddi olarak azalttığı biliniyor.) Sonuçlar şaşırtıcıydı. Akupunktur, Effexor gibi sıcak basmalarını azaltıyordu ama daha az yan etki yaratıyordu. Üstelik akupunktur alan hastalar daha enerjik olduklarını, hatta cinsel dürtülerinin arttığını bildirdiler. Henry Ford Sağl ık Kompleksi'ndeki Göğüs Radyasyon Onkolojisi Bölümü'nün Başkanı Doktor Eleanor M. Walker, "Bazı şeyler var ki, ilaçları incelediğimiz şekilde inceleyemeyiz" diyor. "Benim araştırmamda kesin olan bir şey varsa, o da etkinin kalıcılığıdır. Buradaki etki sürüyor, oysa plasebo etkisi uygulama biter bitmez kesilir" diye ekliyor. Fakat akupunktur yanlılarına göre, tedavinin güçlü bir plasebo etkisi gösterip göstermemesinin bir önemi yok. Çünkü akupunktur gibi geleneksel ve alternatif tedavileri birleştiren ve bütüncül tıp denen şeyin hedefi, vücudun kendini iyileştirme gücünü devreye sokmaktır. Bu gücün plaseboyla mı, yoksa iğnelerin ustaca yerleştirilmesiyle mi harekete geçtiği fark etmez. Chicago'daki Rush Çocuk Hastanesi'nde Çin tıbbını uygulayan ve çocuklarda ağrıları azaltmak konusunda bir pilot çalışma yürüten Angela Johnson, "Bütüncül tıpta tedavi sürecinde hastaların tedavinin bir parçası olması genel olarak daha iyi sonuç almamızı sağlıyor. Sanırım iyileşmek biraz da buna bağlı" diyor.