Madrid -Genelde insanlardan uzakta yaşayan Çingeneler, Avrupa'da hızsız ve dilencilikler geçinen kişiler olarak görülüyor. Ancak İspanya öyle değil. Genelde Roman olarak adlandırılan Çingenelere burada "gitano" deniyor. Gitano olmak gururla söylenen bir kelime. 30 yıldır sürdürülen devlet programları sayesinde neredeyse tüm Çingene çocukları ilkokula gidiyor. Ailelerinin neredeyse yarısının kendi evi var. Artan sayıda Çingene düzenli işlerde çalışıp sığır ya da başka mallar satmak gibi geleneksel işlerden uzaklaşıyor. İspanya bu açıdan o kadar başarılı oldu ki artık Romanya, Bulgaristan ve Macaristan'da dâhil olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine bir örnek teşkil ediyor. Bazı uzmanlara göre İspanya'nın sırrı, ev ve iş imkânın gibi pratik konulara odaklanmasında yatıyor. "Erişim" anlamına gelen Acceder isimli bir iş programını yöneten, devlet finansmanlı Fundación Secretariado Gitano'nun Başkanı Isidro Rodríguez, "Avrupa'nın birçok yerinde Çingenelerin entegre olması çok para harcanıyor ama çok az sonuç alınabiliyor" diye konuşuyor. "İspanya doğrudan yaşam standartlarının iyileştirilmesine odaklandı ve bu açıdan diğerlerinden farklı" diye ekliyor. Ancak hâlâ sorunlar var. 12 ile 18 yaş arasındaki Çingene çocukları arasında okulu terk edenlerin oranı yüzde 80'lere çıkıyor. Ayrıca nüfusun yaklaşık yüzde 4'ü hâlâ barakalarda yaşıyor. Olumsuz gelişmelerde olmuyor değil. Çingene kadınlardan oluşan bir grup şair Federico García Lorca'nın "The House of Bernarda Alba" (Bernarda Alba'nın Evi) isimli oyununu sergilemek için ülkeyi dolaşıyor. Performanslarına övgüler yağdırılıyor. Ancak Seville'de bir gecekondu mahallesinde yaşayan ve geleneksel uzun Çingene kıyafetleri giyen oyuncular, Madrid'deyken bir taksi bulmakta zorlandı. Bunlara rağmen Roman aktivistleri bile İspanya'nın Avrupa'nın geri kalanından çok daha önde olduğu görüşünde. 2009 yılında Fundación Secretariado Gitano tarafından yapılan bir araştırmada, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Portekiz, Romanya, Slovakya ve İspanya'da yaşayan Çingenelerin oturdukları evler incelendi. Üçte birinin ısınma, sıcak su ve elektrik gibi imkânlardan yoksun, standart altında evlerde oturduğu ortaya çıktı. Aynı araştırmada, İspanya'da Çingenelerin yüzde 92'sinin standart koşullardaki apartmanlarda ya da evlerde yaşadığı tespit edildi. Hükümet yetkilileri 2005 yılında yapılan başka bir araştırmada Çingenelerin yüzde 50'sinin resmi olarak çalıştığının saptandığını söylüyor. Sağlık, Sosyal Politika ve Eşitlik Bakanlığı'ndan Müsteşar Juan Mato Gómez, "Bu rakamlar, Çingenelerin düzenli bir işte çalışamayacağına dair temel düşüncenin aksini kanıtlıyor" diyor. 1970'lerde İspanya'da Çingenelere Anayasa'yla vatandaşlık hakkının verilmesinden bu yana tüm hükümetler, ülkede yaşayan tahmini 700 bin Çingene'yi kapsayan uyum programını düzenli olarak finanse etti. 2007 ile 2013 yılları arasında bu programlara, 60 milyon doları Avrupa Birliği fonlarından karşılanmak üzere, 130 milyon dolardan daha fazla harcanması planlandı. Ancak İspanyol modelinin başka yerlerde uygulanıp uygulanamayacağı belli değil. Uzmanlar bazı ülkelerin, özellikle Roman nüfusun çok yüksek olduğu Romanya ve Bulgaristan'ın, Çingeneler konusunda ilerleme sağlama kapasitesinin olmadığını söylüyor. Romanlar konusunda AB Danışmanı José Manuel Fresno, "Gerçek şu ki, bazı ülkelerde Çingenelerin hayat standartları 15 yıl öncesine göre daha düşük" diyor. İspanya'da hükümet, 2001 yılında bu yana 37 binden fazla Çingene'nin iş bulmasına yardım etti. Acceder programı sayesinde manikür eğitimi alan Emilia Jiménez González, geçen gün Madrid'in banliyösündeki bir alışveriş merkezinde müşteri bekliyordu. "Bu benim için bir köprü görevi görüyor. Çünkü bazen eğer bir Çingene'yseniz işler hiç kolay olmuyor" diyordu.