Bilgi işlem gücüne duyduğumuz artan ihtiyacı karşılamak isteyen birçok teknoloji şirketi, muazzam ısı üreten ve bol enerji tüketen on binlerce sunucuya sahip veri merkezlerine taşındı. Bu sunucuları soğutmak için, onları çalıştırırken harcanan miktarın yarısına yakın miktarda ek enerji gerekiyor. Bu enerji, verileri "bulut" diye adlandırılan ortama aktarmak uğruna ödediğimiz ciddi bir çevresel bedel. Ancak araştırmacılar, israf edilen enerji için ilgi çekici bir seçenek üretti: Bu enerjiyi evlerde değerlendirmek. İkisi Virginia Üniversitesi, dördü Microsoft Araştırma biriminden bir grup araştırmacı, geçen yıl yapılan Bulut Bilgi İşlemde En Güncel Konular Usenix Çal ıştayı'na sundukları makalede, bu olasılığı inceledi. Makale, araştırmacıların çalıştığı kurumlara ait sunucuların evlere nasıl yerleştirilip ısı kaynağı olarak kullanılabileceğini inceliyor. Araştırmacılar bu fikre, "veri ısıtıcısı" adını veriyor. Araştırmacılar bu fikrin benimsenmesi halinde, veri fırınlarının ilk olarak muhtemelen ofis ve apartmanların zemin katına yerleştirileceğini düşünüyor. Ancak yine de çal ışmalarında evlere yerleştirilmesine odaklandılar. Geniş bant internet bağlantısına sahip bir ev, küçük bir veri merkezi işlevi görebilir. İçlerine sunucuların yerleştirildiği dolaplar, ısıtıcının olduğu yere yerleştirilerek mevcut çevrim fanı ve borularla birleştirilebilir. Dolaplarda her biri sunucu işlevi gören 40 anakart alabilecek ayrı bölüm olabilir. En soğuk havalarda bile yaklaşık 110 ana kart, bir evi klasik ısıtıcılar kadar sıcak tutabilir. Sıcak havalarda ise bu ısı doğrudan dışarıya verilebilir. Araştırmacılara göre yalnızca yerel sıcaklığın 35 santigrat derece ve üzeri olduğu durumlarda, aşırı harareti önlemek için makinelerin kapatılması gerekir. Tabii , evin dış cephesine yeni bir havalandırma del iği açmak bazı ev sahiplerini düşündürebilir. A r a ş t ı rma c ı l a r ı n hesaplamalarına göre geleneksel bir veri merkezinde, sunucuları çalıştırmak için cihaz başına 400 dolarlık yani 40'ar sunucu içeren dolap başına 16 bin dolarlık yatırım gerekir. Fiziki merkezi kurmak ve makineleri soğutmak için gereken masraflar buna dâhil. Makineleri evlere yerleştirmek, şirketin yeni veri merkezi kurma ihtiyacını azaltabilir. Şirketin bir dolabı evde çalıştırmasının yıllık maliyeti 3 bin 600 dolardan az olur. Ayrıca ortaya çıkan karbon ayak izi çok daha küçük olacaktır. Böylece şirketin veri merkezi, ev sahibinin sunucular için yaptığı elektrik masrafını karşılasa bile mali açıdan çok daha kârlı olacaktır. Şirketin merkezi veri tesisi, makineleri uzaktan kontrol etmeyi sürdürür. Veri ısıtıcısı en çok zaman baskısı olmayan ve binlerce bilgisayar ın yürüttüğü parçalara bölünebilen bilimsel araştırma benzeri görevler için uygun olur. Bu fikir, muhtemel kullanıcılara yeterli mali teşviki sunmaya istekli olan büyük bir internet şirketi tarafından denenmeyi bekliyor. IBM'in Zürih araştırma merkezi, çıkardığı ısının borularla yakındaki binalara taşınabileceği, suyla soğutulan bir sunucu tasarlıyor. Merkez bu teknolojiyi gelecek yıl, halen Münih'te yapım aşamasında bulunan, 110 bin PC'den daha güçlü olacak süper bilgisayar SuperMUC ile göstermeyi planlıyor. A vrupa'nın çoğu şehrinde, zaten merkezi "semt ısıtması" için döşenmiş yalıtımlı borular var. Örneğin, veri merkezlerinde çıkan ısı Helsinki'de evlere ve ticari binalara dağıtılmaya başlandı. Ama bu tür boruların olmadığı yerlerde yaşayanlarımız için, ısıyı değerlendirmek için bilgi işlemin kendi evlerimizde yapılması gerek. Veri merkezi işleten teknoloji merkezleri ev tabanlı veri ısıtıcılarını severse, ev sahiplerine çok cazip bir fiyattan yani bedavaya ısıtma önerebilirler.