21'inci yüzyılın ilk on yılında Amerikan ekonomisi hakkında iki büyük yanılgıya kapıldık. Birisi konut fiyatlarının artık normal ekonomik gidişata bağlı olmadığı ve onun yerine artık yükseldikçe yükseleceği görüşüydü. İkincisi de, "Web 2.0" çağında internetten bol bol para kazanma yolunda epey ilerlediğimizi zannetmemizdi. İlk görüş 2 007 v e 2 008'de k onut fiyatları ve borsanın düşüşüyle çürütüldü. Fakat "Web 2.0" yanılgısı daha uzun ömürlü oldu ve Facebook'un ilk halka arzı fiyaskoyla sonuçlanınca saf yatırımcıların geçen ay küçük bir servet yitirmesiyle sonuçlandı. Borsadaki beşinci işlem gününden sonra Bloomberg Businessweek dergisi Facebook'un halka arzını "on yılın en büyük balonu" ilan edince sitenin uğradığı hezimetten biraz haince bir zevk aldığımı itiraf etmeliyim. İnternet çağındaki heyecan uyandıran tüm büyük odaklar içinde bana en çirkin geleni, çevrimiçi hayatın karanlık yönlerinden nemalanan Mark Zuckerberg'in sosyal paylaşım sitesi olmuştur. Ve karanlık yönler derken; sürekli bir kendini beğendirme ve öne sürme gayretini, sahici olanlarının yanına bile yaklaşamayan sanal "topluluk" ve "arkadaşlık" biçimlerinin benimsenmesini, reklam parası uğruna özel alanın acımasızca daraltılmasını kastediyorum. Fakat Facebook'a bayılan ya da en azından onsuz bir hayatı düşünemeyen okuyucular bile, sitenin borsadaki başarısızlığını internetin ticari sınırlarına dair bir işaret olarak görmelidir. The New Yorker dergisinden John Cassidy'nin arzdan önceki sezgili bir yazısında da dikkat çektiği gibi, Facebook'un sorunu para kazanmaması değil. Sorun, kazandığının çok da fazla olmaması ve bunu artırmak için belirgin bir çözüm bulamaması. Neden? Çünkü (birçok çevrimiçi sorunun yanı sıra) milyonlarca kullanıcıyı nasıl paraya çevireceğini çıkarabilmiş değil. Dolayısıyla ortaya elbette ki başarılı olan, ama internetteki yaygın varlığına kıyasla bilançosu pek de etkileyici olmayan bir şirket çıkıyor. "Geniş erişim, sınırlı kârlılık" sorunu aslında tüm dijital ekonominin ortak sorunu. George Mason Üniversitesi'nden iktisatçı Tyler Cowen'ın 2011 tarihli e-kitabı, "Büyük Durgunluk"ta da yazdığı gibi, "ucuz eğlencenin" üretimine gelince internet harika. Fakat "oradaki birçok ürün bedava" olduğu ve normal bir internet firmasının yaptığı hizmetlerin birçoğu "yazılım ve sunucular tarafından az çok otomatik olarak görüldüğü" için sanal âlem istihdam artışına o kadar da katkı sağlamıyor. O bakımdan, dijital çağın başarılarına en çok örnek gösterilen şirketlerin Apple ve Amazon olması anlamlıdır, çünkü ikisi de gerçek ürünlerin üretimi ve dağıtımını sağlam bir şekilde esas alan iş modellerini benimsemişlerdir. Apple'ın asıl gücü daha iyi ve daha güzel cihazlar yapmasından geliyor; Amazon da elektrikli aletlerden DVD'lere ve çocuk bezlerine dek her şeyi hızla ve ucuz olarak kapınıza kadar getiriyor. Ancak ürünleri daha dijital olan şirketlerin yarattıkları istihdam da, kullanıcı başına kazandıkları para da genel olarak o oranda azalıyor. Gazetecilerin on yıldır çok yakından bildiği bu gerçekle son olarak Mayıs'ta Facebook yatırımcıları da tatsız bir şekilde tanıştı. Bu kuralın istisnaları var, ama çok değil. İnternetteki en çok para kazandıran sektör olan pornografi bile amatör siteler ve görüntüler çoğaldıkça ve "profesyonellerin" müstehcenlikteki tekeli kırıldıkça giderek kârsızlaşmaya başladı. Alman filozof Josef Pieper 1952'de "Boş Vakit: Kültürün Temeli" başlıklı bir kitap yazmıştı. Pieper'in sanal âlemde yeşeren kültürden etkilenmeyeceği açık, fakat internetin temelinde boş vakit olduğu da bir gerçek. Cahillikten entelektüelliğe, LOLcats'ten Wikipedia'ya kadar muazzam bir internet içeriği var ki, hiçbir karşılık beklemeyen insanlarca geliştiriliyor. O bakımdan "yeni ekonomi" bazen ticari bir ekonomi bile olmayabiliyor. Bunu, Slate dergisinden Matthew Yglesias'ın belirttiği gibi, hobicilerin bir cenneti olarak, güya zamanla yerini alacağı eski ekonominin üretim fazlasından nemalanan bir alan olarak görmek belki daha doğru. Son işsizlik rakamları bu gerçeği gözler önüne seriyor. Yirmi yıldır süren internet heyecanına rağmen bilişim sektörü ABD ekonomisindeki diğer sektörlere göre hâlâ epeyce küçük; Amerika'nın geneline göre yüksek sayılabilecek bir işsizlik oranına sahip; hatta geçen yıldan beri işsizliğin arttığı birkaç sektörden biri. Bu internetin devrim olmadığını göstermiyor. Fakat bu devrim ekonomiden çok kültür alanında gerçekleşti. Twitter bir Ford Motor Company değil. Google bir General Electric değil. Ve gözlerimizi üç kuruşa reklamcılara satmadığı zamanlar dışında hepimizin Mark Zuckerberg için çalışacağı gün de gelmeyecek.
ROSS DOUTHAT